Türkiye’nin uzun bir özelleştirme hikayesi vardır. Türkiye’nin uzayıp giden otoyol özelleştirme hikayesi de vardır. Türkiye’nin geçiş garantili uzun bir otoyol hikayesi de vardır. Her bir hikaye bir kitabı doldurur. Ben size kısa kısa özet geçeyim.

Özelleştirmelerin %89’u AKP döneminde yapıldı

Türkiye’nin kuruluşundan itibaren vergilerle, bin bir emekle inşa edilen güzide kurumlar 1986 sonrasında birer birer satıldı.

Babalar gibi sattılar. Özelleştirme hikayesinin asıl hız kazandığı, ne var ne yok her şeyin batan geminin malları gibi satışa çıkarıldığı dönem ise 2002 sonrası oldu. TÜPRAŞ, SEKA, PETKİM, ERDEMİR, TÜRK TELEKOM, THY hisseleri, sigorta şirketleri, şeker fabrikaları, çimento fabrikaları, yem fabrikaları, gübre fabrikaları, Eti Holding’e ait maden işletmeleri, Tekel binaları, Sümer Holding’e bağlı şirketler, limanlar, elektrik santralleri, elektrik dağıtım şirketleri... Liste çok uzun.

Tüm birikimi sattık yetmedi, kamuya ait taşınmazlar, tesisler de satışa konuldu. Dönemin Maliye Bakanı Kemal UNAKITAN’ın tabiriyle babalar gibi sattılar.

Bakın, 1986 yılında başlayan özelleştirmelerden 2025 sonuna kadar olan dönemde 73.5 milyar dolar gelir elde edildi. Bu özelleştirme gelirlerinin 8 milyar 52 milyon doları 2002 ve öncesi döneme; 65 milyar 467 milyon doları ise 2003 ve sonrasına ait. Özetle, tüm özelleştirmelerin %89’unu AKP iktidarı gerçekleştirmiş.

Yapılan bu özelleştirme gelirleri bir fonda toplanıp yeni yatırımlara aktarılmamış. 2003 ve sonrasında artan iç ve dış borç, bütçe açıkları ve ödediğimiz yüksek faizlere bakınca özelleştirme gelirlerinin buhar olup uçmasının sebebi de gayet açıktır.

Bütçedeki itiraf

Şimdi gözler, vatandaşın henüz nispeten uygun fiyata kullandığı kamu işletmesindeki köprü ve otoyollara çevrildi. 2026 bütçesindeki “Diğer Sermaye Satışları” kalemine gizlenen 185 milyar liralık gelir hedefi, aslında bu
planın itirafıydı.

Özelleşen otoyol zam demektir. Mevcut durumda otoyol ve köprülerin bir kısmı Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından, diğer kısmı ise yap-işlet-devret modeliyle özel şirketler tarafından işletilmektedir. Geçiş garantili olarak özel kesim tarafından işletilen köprü ve otoyolların fiyatları ile kamunun işlettiği köprü ve otoyol fiyatları arasındaki uçurum bu otoyolları kullananların malumudur. Geçiş garantili köprü ve otoyollara her yıl bütçeden, yani vergilerimizden aktarılan yüz milyarların hesabı da ayrı bir konu. Geçsek de geçmesek de ödüyor olmak ise çok başka bir tartışma konusu.

Altın yumurtlayan tavuğu satmak. Özelleştirilmesi düşünülen köprü ve otoyollar, bitmiş, işleyen, gelir getiren varlıklar. Karayolları Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre 2024 yılında köprü ve otoyollardan elde edilen gelir tutarı 12 milyar 599 milyon liradır. 2025 yılının altı ayındaki 12.1 milyar liralık geliri dikkate aldığımızda 2025 yılı sonunda köprü ve otoyollardan 25 milyar lira gelir elde edilmesi söz konusudur. Yani köprü ve otoyolları özelleştirmek altın yumurtlayan tavuğu kesmeye eşdeğerdir. Bitmiş, işleyen ve tıkır tıkır dolar bazlı değer üreten bir sistemi elden çıkarmak, sadece bugünü kurtarıp geleceği ipotek altına almak demektir.

Vatana ihanetin sınırı...

Vergilerimizle yapılan otoyola fahiş ücret ödemek istemiyoruz. Vatandaşın vergisiyle yapılan yollarda, vatandaşı fahiş ücretlerle “kiracı” konumuna düşürmek sadece ekonomik bir hata değil, sosyal bir adaletsizliktir. Bu nedenle, düğmeye basılan otoyol ve köprü özelleştirmesini kabul etmek mümkün değildir. 

2012’de 7 milyar doların altındaki özelleştirme vatana ihanet. Otoyolların özelleştirme hikayesi eskiye dayanıyor. 2012 yılında otoyol ve köprülerin işletme devri için ihale yapıldı. İhalede Koç-Ülker-UEM ortaklığı, köprü ve otoyolların 25 yıllık işletmesi için 5 milyar 720 milyon dolar teklif verdi. O zaman Başbakan olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN, bu rakamı düşük buldu ve ihaleyi iptal etti.

25 Şubat 2013 tarihli Anadolu Ajansı’nın haberinde bu iptal kararına ilişkin o zaman Başbakan olan Erdoğan şu cevabı vermişti:

‘’Bu rakam beni tatmin etmedi. Ben bunun üzerine bir çalışma yaptırdım. Bu ihalenin olması gereken en üst rakam ne olabilir? Burada bunun iki katı bir rakam çıktı karşıma. Birisi 11-12 ise öbürü 8-9 civarında rakam çıktı. Peki en düşüğü ne olmalı? En düşüğü de 7 civarında çıktı. Arkadaşlar böyle çıktıktan sonra ben bunu verirsem vatana ihanet ederim, halkıma ihanet ederim. Şimdi ne yapacaksınız? Arkadaşlarımızla bir istişare yaptık, bu istişare neticesinde kesin değil ama büyük ihtimalle burayı halka açacağız. Halka arz ile bu işi çözelim istiyoruz”

Özelleştirmede vatana ihanetin yeni sınırı. Sayın Cumhurbaşkanının 2012 yılı için belirlediği sınıra ilişkin birkaç hesap yapmakta fayda var. 2012 yılında gündeme gelen özelleştirme sırasında 17.9 milyon olan motorlu kara taşıt sayısı 2025 sonunda 33.6 milyona çıktı. 2026 sonunda 35 milyonu geçecek. Dolayısıyla köprü ve otoyolu kullanacak araç sayısı neredeyse %100 arttı. Bu nedenle, köprü ve otoyol özelleştirmesinde güncel özelleştirmede Cumhurbaşkanı’nın deyimiyle bu ihanet sınırının en az 14 milyar dolar olması gerektiğini düşünüyorum. Bütçede yer alan 3-4 milyar dolar civarındaki tutarın telaffuz bile edilemeyecek rakamlar olduğu ortada. 

Halka arz ya da kira sertifikası alternatifi. Eğer bu kaynak ille de nakde çevrilecekse, neden işletme hakkı bir avuç şirkete devrediliyor? Neden 2013’te sözü verildiği gibi bu varlıklar halka arz edilmiyor veya kira sertifikası gibi araçlarla doğrudan vatandaşa açılmıyor? Vatandaşın malı vatandaşa kullandırılmalı.