İyi tarihçiler ve sözü dinlenir sosyologlar bunun adına; “Tarihin nadir anları” diyorlar. Tarihin 100 yılda bir, 200 yılda bir az rastlanır o anlarında eski dönem kapanır. Yeni bir dönem açılır.
Belirtiler açık.
O yeni andayız.
★★★
Çin İran’a “hava savunma sistemi ve ses hızının en az 5 katı yükseklikte giden füze (hipersonik) desteği” vermeye başladı. ABD Hazine Bakanı ise “İran’a en öldürücü bombardıman başlatacaklarını” açıkladı; “Birinci dünya savaşında Japonya’ya attığı atom bombasına benzer bir yıkım vuruşunu” İran’a da yapabilir!
Görünürde!
Sanki din-dinle savaşıyor; Evanjelik- Ayettulah vuruşması. Aslı Emperyalist saldırı. Dünya yeni bir düzen arayışına girdi.
★★★
İspanya’nın sosyalist Başbakanı Pedro Sanchez, bu emperyalist arsız-ahlaksız saldırı karşında “ayakta alkışlanan dik duruş” sergiledi.
Sizden korkmuyoruz!
Suç ortağınız olmayız!
İspanya’nın saldırgan İsrail ve ABD’nin yanında durmayacağını eğmeden, bükmeden açıkladı.
★★★
Türkiye’de halkın çoğunluğunun ve özellikle de gençlerin kalbine dokunan bu dik duruşun Madrid’den önce Ankara’dan gelmesi beklenirdi. Çünkü biz, bugünkü İspanya dik duruşunu 87 yıl önce göstermiştik. 1939 yılında patlayan ikinci emperyalist boğazlaşmada Almanya faşist lideri Adolf Hitler, bugünün faşist ABD lideri Donald Trump gibiydi. Hitler, baskı uygulayıp, korkutup, para desteği vaat edip henüz yeni kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti’nin o günkü Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’yü “savaşa Almanya’nın yanında girmeye” zorluyordu.
★★★
Türkiye, Hitlere “Senden korkmuyoruz. Suç ortağın olmayacağız” duruşu gösterdi. Ülkemizin yetiştirdiği çok iyi tarihçilerin o yılları anlatan yazıları, kitapları var. Okuduğunuzda göreceksiniz: 87 yıl önce, 1939’da İkinci Dünya Savaşı başladığında Türkiye Cumhuriyeti henüz Birinci Dünya Savaşı’nın ağır maliyetlerinin bıraktığı yükün altından kalkmaya çalışıyordu.
★★★
Cumhuriyeti kurmuş ve onu “istiklali tam” yani “tam bağımsız” olarak yaşatmaya karar vermiş kadrolar (İsmet İnönü, partisi CHP, ordu komutanları, dışişleri kadroları, aydınlar) Türkiye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünü, emperyalist savaş makinasına alet olmadan korumayı hedeflerine koydular.
Hem Almanya ve hem İngiltere İkisi de Türkiye’nin savaşa kendi yanında girmesi için baskı, korkutma yapıyordu. Almanya lideri Hitler, İnönü’ye 1941 yılında kendi el yazısıyla mektuplar gönderdi. İngiltere lideri Winston Churchill, Adana’ya Yenice İstasyonu’na kadar bizzat gelerek tren vagonu içinde İsmet İnönü ile görüştü. İnönü’nün Churchill’e cevabı Hitler’e verdiğinin aynıydı: “Ben ülkemi ateş çemberine sokmam.”
★★★
Ne Almanya!
Ne İngiltere!
Tam bağımsız Türkiye!
Yerle ile göğün birbirine karıştığı ve 50 milyon kişinin öldüğü bu savaşta, İsmet İnönü ile kadrosu; “ince ipler üzerinde” yürüyerek; “bağımsız ve aktif tarafsızlık diplomasisi” üretti. Savaşan iki Emperyalist güçten ne birinin ne ötekinin yanında ordusunu savaşa sokmadı. Tarihçiler, Türkiye’nin dik duruşunu; “üstün diplomatik denge politikası” diye yazıyorlar.
★★★
Ülkemiz bu sayede savaş sonrası kurulan dünyada “bağımsız” kalabildi. Bugün neyimiz varsa işte bu 87 yıl önceki “üstün diplomatik dengede dik duruşa” borçluyuz. Bu dik duruşun bir faturası oldu; ekmek karneye bindi, yokluklar, yoksulluklar oluştu, vergi ağırlaştı. Halk sıkıntı çekti. Bugünkü iktidar partisinin çizgisinde önceki sağcı partiler bu durumu CHP’ye karşı çok acımazca kullandılar.
★★★
Yeri geldi.
Şunu da tekrar yazayım: 23 yıl önceydi. O tarihte “ABD Başkanı Bush, komşumuz Irak’a bir emperyalist işgal” planlamıştı. Türkiye’den de Mersin-İskenderun limanlarından başlayıp Hakkari’ye kadar uzanan bölgenin Amerikan ordusuna üs kurması için izin verilmesini ve bunun için de “Meclis’ten tezkere çıkartılmasını” istemişti. Bugünkü iktidar bu tezkerenin çıkmasına ve Türkiye’nin de ABD’nin Irak’ı işgaline maşa olmasına yatkın durmuştu. ABD Başkentine heyet gönderip “dolar pazarlığı” bile yaptılar. Fakat “22. Dönem CHP milletvekillerinin direnmesi ve onlara 99 AKP milletvekilinin de katılmasıyla” Meclis, “1 Mart tezkeresini” reddetti. Biz, İspanya dik duruşunu 87 yıl önce ve 23 yıl önce olmak üzere “2 kez” gösterdik. Bu yüzdendir bizim gençlerle İspanyol gençleri arasında “dik duruş köprüsü” kurulması, gönül şakımasına dönüştü.