Sosyal medyada dikkatinizi çekmiştir.
Herkes kendisinin 1980’lerdeki versiyonunu yapay zeka marifetiyle paylaşıyor.
Kimi dönemin rock yıldızlarına benziyor, kimi diziden çıkmış bir oyuncuya, kimi Semra Hanım’ın Papatyalar’ına…
İtiraf etmeliyim, takip etmekten çok keyif alıyorum.
Fotoğraflarda mutluluk var.
Yüzler gülüyor.
Şık, mutlu ve eğlenceli insanlar görmeye hasret kaldığımız, neşemizin çalındığı bugünlerde ne diyeyim, bu uygulamayı çıkarandan Allah razı olsun.
80’ler Türkiye’si…
Memleket darbeden çıkmış, arabesk yükselmiş, renkli televizyon yayına geçmişti.
Mahrem alanlar açılmış, cinsellik tabu olmaktan çıkmış, seks filmleri furyası başlamıştı.
Gençler, Amerikan pazarına gelen Levis 501’ler, kırmızılı, mavili, siyahlı converselerin peşinden koşuyordu.
Bankerler piyasaya çıkmış, Kastelliler, Bakolar tefecilikten çıkmış, itibar görmeye başlamıştı.
Anavatan Partisi 1989’a kadar sürecek iktidarını elde etmiş, Turgut Özal ile birlikte seçmen farklı bir siyasetçiyle tanışıyordu.
Davulcuyla evlenen kızı Zeynep, Mete Küçükberber’in meşhur Jaguar hediyeleri, sanatçılarla gezen, onlarla eğlenen Semra Hanım ve papatyaları derken Türkiye’nin bir yanı vur patlasın, çal oynasın günleri yaşıyordu.
Modası adeta renk cümbüşüydü ki, bugün uyarladığımız versiyonlarımızda bunu görmek mümkün.
Saçlar permalıydı, koca koca mandal tokalar takıyorduk.
Krizin, siyasi atmosferin kasvetini dans ederek, modaya uyarak dağıtmaya çalışıyorduk.
İşini bilen memurlar zamanıydı.
Liyakatsizliğin tohumlarının atıldığı, torpilin tavan yaptığı yıllardı.
Ortalık ‘yaratılan prens’lerden geçilmiyordu.
Bir yandan da hayatın eğlenceli bir yanı da varmış dedirtiyordu.
Ama eğlenmek sadece gerçeği görmekten haliyle uzak gençlerin ve parası olanların işiydi.
Diğerlerine ve tabii ki işini bilmeyenlerin payına sürünmek düşüyordu.
İşini bilmeyene yaşam hakkı tanınmadığı yıllarda çürümeye başladık biz.
Yani her şey bu fotoğraflardaki kadar güzel değildi.
90’ları ne zaman konuşuruz?
Ona da söyleyecek çok söz var.
