Merkezi Yönetim Bütçesi’nin ilk altı aylık gerçekleşme verileri açıklandı. Yılın ilk altı ayında 8 trilyon 730 milyar lira gider yapıldı. Gelir ise 7 trilyon 787 milyar olarak gerçekleşti. İlk altı aydaki bütçe açığı ise 943 milyar lira oldu. Yılın yarısında bütçe açığı hedefin %34.8’i seviyesinde kaldı. Faizi dışarda bıraktığımızda ise bütçe 521.4 milyar lira fazla verdi.
Yüksek faiz dışı fazla, önemli ve arzulanan bir durumdur. 500 milyar liranın üzerindeki faiz dışı fazlayı görünce bütçede işler tıkırında diye düşünenler olacaktır. Ama bütçenin alt kalemlerine bakınca bunun geçici ve dönemsel bir illüzyon boyutunun öne çıktığı görülecektir.
Donuk harcamalar yılın ikinci yarısında bütçedeki deliği büyütecek
Bütçenin donuk harcamaları vardır. Bunlar üzerinde pek oynayamazsınız. Örneğin, personel giderleri, sosyal güvenlik giderleri ve en önemlisi ise faiz giderleri. Bu kalemlere baktığımızda yılın ilk yarısında bütçede öngörülen ödeneğin;
- Personel giderleri için %50.8’i
- Sosyal güvenlik giderleri için %52.8’i
- Faiz giderleri için %53.4’ü harcanmış.
Yani bu kalemlerdeki harcamalar, yılın ilk yarısı için öngörülen oransal payın üzerine çıkmış.
Yılın ikinci yarısındaki faiz ödemeleri hız kesmeden devam edecektir. Temmuz ayından itibaren geçerli memur maaş zamları dikkate alındığında personel giderleri ile SGK giderleri öngörülen ödeneği oldukça aşacak ve yılın sonunda bütçe açığını artırıcı etki yapacaktır.
Anlayacağınız, maliye yönetiminin üzerinde oynama imkanı olmayan donuk harcamalar nedeniyle, yıl sonunda bütçe açık rakamlarının, ilk altı aydaki verilere kıyasla pek de parlak olmayacağını söylemek gerek.
Ötelenen harcamalar yıl sonunda açığı patlatacak
Bütçedeki açık rakamını ilk altı ayda küçük gösteren diğer bir unsur ötelenen harcamalar ve ödemelerdir. İlk altı aylık verilere baktığımızda yatırımlar için öngörülen ödeneğin sadece %35.4’ü harcanmış. Sermaye transferlerinde bu oran %22.2 olarak kalmış. Cari transferlerde ise %45.3 seviyesinde.
Maliye yönetimi, harcamaları zamana yayma konusunda inisiyatif sahibi olduğu kalemlerde ilk altı ayda daha düşük harcama yapmış. Ancak önceki yıllardaki tecrübelerimiz ötelenen bu harcamaların yılın son çeyreğinde, özellikle de aralık ayında yapıldığı şeklinde. Bunun anlamı ise bütçede işler tıkırında illüzyonunun en çok yıl sonuna kadar süreceği, aralık verileriyle birlikte bu maskenin düşeceği şeklinde.
Yukarıdaki illüzyonun önemli bir negatif etkisi de yatırımların sekteye uğramasıdır. Yılın ilk altı ayında yatırımların bütçedeki payı sadece %5.3 olmuştur. Aynı dönemde faiz giderlerinin bütçedeki payı %16.8’dir. Yatırımlar için ayrılan kaynağın üç katından fazlası faize gitmiştir. Bu yatırım tutarı, çok temel alan dışına yatırım yapılamaması anlamına gelir. Orta ve uzun vadede ülke altyapısında yetersizlikler olarak karşımıza çıkacaktır. Bu yönüyle, ilgilileri uyaralım.
Yatırımın 3 katı, çiftçiye desteğin 14 katı faize
Bütçede işlerin tıkırında olduğunu söyleyebilmek için faiz harcamalarında iyileşme görmemiz lazım. Ancak yılın ilk altı ayı gerçekleşmeleri bu konuda olumlu değil, aksine olumsuz sinyaller veriyor.
2026 yılının ilk altı ayında 1 trilyon 464 milyar lira faiz ödemesi yapıldı. Bu tüm yıl için öngörülen 2 trilyon 741 milyar liralık tutarın %53.4’üne tekabül ediyor. Anlayacağınız yıl sonuna kadar aynı trend devam ederse bütçe öngörüsünün üzerinde faiz ödenmesi söz konusu olabilecek.
İşte asıl tehlike burada. Faiz ödemesini erteleyemezsiniz. Kısamazsınız. Ama yatırımları ertelersiniz. Bu durumda ne oluyor? Yüksek faiz ödemesi varsa müteahhidin hakkedişini sonraya erteliyorsunuz. Ya da tasarrufu(!) yatırımdan yapıyorsunuz. Böylece bütçede işler, en azından bir süreliğine, tıkırında gözüküyor. Oysa gerçek durum bunun tam aksi. Tasarrufun; yatırımdan, çiftçiye ödenecek tarımsal destekten, emeklinin bayram ikramiyesinden, sosyal yardıma muhtaç ailelerin alacağı yardımlardan yapıldığı bir ortamda bütçe amacından sapıyor. Halka hizmet belgesi olmaktan faiz ödemesini garanti altına alma belgesine dönüşüyor.
Bütçe kuru kuruya verilerden oluşan bir belge değildir. Bütçe bir tercihler belgesidir. Bütçedeki her bir harcama kalemi ve bu kalemin bütçe içindeki payı iktidarın tercihlerinin ete kemiğe bürünmüş halidir. Eğer faize harcadığınız tutar yatırıma harcananın üç katından, tarımsal desteğin 14 katından fazla ise burada bir sorun vardır.
Yılın ilk altı ayındaki tarımsal destek tutarı 101.9 milyar lira. Aynı dönemde faize giden tutar 1 trilyon 464 milyar lira. İşin daha acı yanı haziran ayı verilerinde kendini gösteriyor. Haziran ayında faize 201.6 milyar ödeme yapıldı. Çiftçiye yapılan destek tutarı ise sadece 3 milyar lira. Faize giden paranın çiftçiye giden paranın 67 katı olduğu bir bütçe tercihinde enflasyon düşer mi, sofralardaki yangın söner mi?
Faiz dışı fazla verilmesi kamunun borç sarmalından çıkması için zorunludur. Bu nedenle, bütçenin faiz dışı fazla vermesi bizi sevindirir, geleceğe yönelik umutlarımızı yeşertir. Ancak, bütçenin kodlarına, alt kalemlerine, trendlerine baktığımızda ilk altı aylık dönemdeki bu faiz dışı fazlanın sürdürülebilirliği ve kalıcılığı yönünde ciddi tereddütlerim var. Umarım yanılırım.
İşin diğer bir boyutu da, bütçedeki “İşler tıkırında illüzyonu”na inananların harcama musluklarını daha fazla açma eğilimine girmesidir. “Madem faiz dışı fazla var, madem bütçede işler iyi o zaman daha fazla harcama yapmada bir beis yok” yaklaşımı hakim olursa işler daha da kötüye gider.
Hep söylediğimiz gibi, sorunları pembe tablo çizerek, harcamaları öteleyerek, günü, ayı veya ilk altı ayı kurtararak çözülmez, aksine derinleşir. Orta ve uzun vadeli bakış açısına, gerçekleri görmeye ve göstermeye, yapısal reformlara ihtiyacımız var.