Bazı siyasetçiler vardır ki, eserleriyle, bilge kişilikleriyle öldükten sonra bile yaşarlar. 9’uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de bu ölümsüz siyasetçiler, daha doğrusu “ölümsüz devlet adamları” arasında yer alıyor. Halk ona “Baba” dedi, siyasetçiler “Üstat” diye bahsetti, inşa ettirdiği barajlarla en küçük köyleri bile elektriğe kavuşturduğu için “Barajlar Kralı” unvanını aldı. Üç gün önce Demirel’in 11’inci ölüm yıldönümüydü. Isparta İslâmköy’deki anıt mezarının başında düzenlenen törenle anıldı. Perşembe ve Cuma, yazı günlerim olmadığı için sütunumda ona rahmet dilemem bugüne kaldı. Başbakanlık yaptığı yıllarda 7 kez gelip, 6 kez giden ve 1993’ten 2000 yılına kadar 7 yıl Anayasa’yı mükemmel uygulayarak harika bir Cumhurbaşkanlığı yapan Demirel hem siyaset ustası, bilge bir kişi, hem de fıkra anlatma üstadıydı. 2015 yılında 91 yaşındayken kaybettiğimiz Demirel’i anarken onun, tüm siyasetçilere ders niteliğindeki “Şişen kurbağa” fıkrası aklıma geldi. O dönemde de (yaklaşık 33 yıl önce) en küçüğünden en büyüğüne kadar birçok politikacı nedense kendilerini dev aynasında görüyor, ülkenin sorunlarıyla uğraşacakları yerde birbirlerini yiyorlardı.Demirel bu kısır kavgalardan rahatsız olmuş olacak ki, o tip siyasetçileri eleştiren şu fıkrayı anlatmıştı: “Bataklıkta oynaşan yavru kurbağalar unutamayacakları bir şey görünce hemen babalarına anlatmışlar: ‘Aman babacığım’ demişler ‘Biraz önce dünyanın en korkunç hayvanını gördük. Dev gibiydi. Başında kocaman boynuzları, upuzun bir kuyruğu, koskocaman ayakları vardı...” Babaları “Çocuklar ne diyorsunuz siz” demiş “İstesem ben de, o gördüğünüz hayvan kadar büyük olabilirim. Şimdi bana dikkatle bakın...” Yaşlı kurbağa kendisinin şişirmiş şişirmiş ve sormuş: “Bu kadar mı büyüktü?” Yavru kurbağalar hep bir ağızdan bağırmışlar: “Hayııır, çok daha büyüktü...” Baba kurbağa kendini biraz daha şişirmiş... Küçük kurbağalar yine hep bir ağızdan bağırmışlar: “Hayır baba... Daha büyüktü. Hem sen asla o kadar büyük olamazsın!” Baba kurbağa kendisini böyle küçük gören yavrularına kızmaya başlamış... Son bir hamle daha yapmış, şişirmiş kendisini... Şişirmiş şişirmiş, patlayıncaya kadar şişirmiş... Ve birdenbire sönüvermiş. Ölmüş çünkü!” ★★★ Demirel bu fıkrayı anlattıktan sonra “Kıssadan hisse” diyerek şu sözleri eklemişti: “Halka boş verip kendilerini çok büyük gören siyasetçiler, başa gelecek felaket ve talihsizlikleri yine kendileri hazırlarlar!” Türkiye’nin yakın tarihine damgasını vuran adam 11’inci ölüm yıldönümünde Demirel’i anmak için sadece İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ile Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal mesaj yayınlayıp “Ruhu şad olsun” dediler. Diğer partilerin genel başkanlarının hiçbirinin tek kelime söylediğini duymadım. Demirel, Türkiye’nin yakın tarihine yalnız Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak değil, siyasi olgunluğun zirvesine ulaşmış, demokrasiyi hazmetmiş, sabırlı, hoşgörülü, yol gösterici, bilge bir devlet adamı olarak damgasını vurdu. Hakkındaki en sert eleştirilere ve çizilen yüzlerce, hatta binlerce karikatüre hoşgörüyle baktı, aleyhine gösteri yapan öğrencilerin üzerine coplu, biber gazlı çevik kuvvet polislerini yollamadı, sadece tebessüm ederek “Yollar yürümekle aşınmaz” dedi. “Demokrasi farklı düşüncede olanlara tahammül etmektir” “Barışmayı bilmeyen kavga etmesin” sözleri de ona aittir. Anayasa kitapçığını cebinden hiç eksik etmez “Benim yolumu bu çiziyor” derdi. 7 yıllık Cumhurbaşkanlığı süresince Anayasa’dan bir milimetre bile sapmadı. Ruhu şad olsun. GÜNÜN SÖZÜ Bilgisiz bir kimse davula benzer, sesi çok, içi boş!