Japonların bir olayı var, belli bir yüzdede doyduklarında yemeye devam etmiyorlar. Bu yüzdendir ki obez birey sayısı da oldukça azdır. Doyan, yemeyi bırakır. Ortadoğu’da pek olmaz tabii bunlar… Futbolcular da genel olarak bu düsturu benimsiyor bence.

Beşiktaş aç bir camia. Başarı-başarısızlık meselesi değil. Türkiye gibi; birlikte sevinmeye aç… Tüm bu açlık tokluk meselesinin altında bir parantez de Ndidi’ye aç… İngiltere’den gelen bu arkadaşın Salih-Olaitan ikilisinden en büyük farkı doymuş olması. Fizik kuvveti hala yerinde, oyunu da hiç fena okumuyor. Tüm donanıma sahip olmasına rağmen tok karınla elden bu geliyor. 

Aylar yıllardır atmadığı koşuyu Crystal Palace karşısında atıp golünü yazması da hiç mi hiç tesadüf değil. Açlığı ve aç olduğu günleri hatırladı. O iştahla oynadı o maçta. Mevzu Türkiye’ye gelince yine o kibirli tokluk hissi…

Kaynak olarak ekle

Don markası çıkarmış sanırım bu arada hayırlı uğurlu olsun. İyi don önemlidir insanı güvende ve huzurlu hissettirir.

Beşiktaş tok olanlarla mesaisini çoktan doldurdu. Yıldız gelecekse de Pepe gibi 41’ine kadar aynı açlıkla topu ısıracak, Adriano gibi çıktığı her maça yüzde yüz konsantrasyonla çıkacak isim gelmeli.

Ben bu yazıyı yazarken olana bak… Oh işte… Bak, aç adam sana Hoffenheim maçını da Başakşehir maçını da çözdü. Senin kadar aç, senin kadar hırslı, senin kadar ihtiyacı var o gole.

Tam bunları yazıp bir soluklandım, bak diğer aç adam Olaitan sahnede şimdi, oldu 2-0… Golde kilidi açan da Adriano’nun ruhunun farklı mevkiiyle 2026’da zuhur etmiş hali Trossard…

Saatler 20.50’yi gösterirken Beşiktaşlılar için arkasına yaslanıp derbiyi bekleme zamanı…

Ve tabii ki: Mustafa’yı salın…