Yargıtay’ın Anayasa Mahkemesi kararına uyulmaması yönündeki kararı üzerine CHP milletvekillerinin 10 Kasım’da başlattığı ‘adalet nöbeti’ devam ediyor. O nöbetlerden vatandaşların önemli bir bölümünün haberi yok. Çünkü salonda olup bitenleri kamuoyuna aktaracak gazetecilerin Genel Kurul basın tribününe girmelerine izin verilmiyor.

12’ŞER SAATLİK NÖBET

Milletvekilleri kendilerine ulaşan televizyoncularla telefonla görüntülü konuşuyor, kendilerine yöneltilen soruları cevaplandırıyor. Milletvekillerinden 08.30’da nöbete başlayanlar, 20.30’da nöbeti yeni arkadaşlarına devrediyor. Nöbet dönüşümlü olarak kesintisiz sürüyor. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer milletvekillerinin 12’şer saatlik nöbetlerinde yaşananları SÖZCÜ’ye aktardı:

HER AN TETİKTELER

“Nöbet sırasında Genel Kurul salonunu boş bırakmıyoruz. Bir şeyler yiyeceğimiz zaman nöbetleşe çıkıyoruz. Genelde simit, poğaça, tost yiyor, çay ocağından da çayımızı içiyoruz. Çay içmek, bir şeyler yemek için çıkanlar, ardından hemen geliyor. Bu kez, diğer arkadaşlarımız çıkıyor. Nedeni de şu: Eğer salonda kimse kalmazsa, kapının hemen kilitleneceğini tahmin ediyoruz. Buna meydan vermemek için ayrılmıyoruz.”

Milletvekilleri gece geç saate kadar çalışmaya alışkın. O yüzden 20.30 nöbetini alanlar aralarında sohbet ediyorlar. 24.00’e doğru yavaş yavaş gözler kapanıyor. Milletvekilleri başlarını masaya koyup uyuyor. Uyurken bile aralarında bazılarının “Ne olur, ne olmaz” diye uyanık kaldığını da öğreniyorum. Yani, uyku da bir yerde nöbetleşe oluyor. Gürer, hakları elinden alınanların bile sessiz kaldıklarını, toplumun sindirildiğini belirterek şöyle devam ediyor:

[caption id="attachment_7860244" align="alignnone" width="1200"] Nöbetçi milletvekillerini, CHP’li milletvekilleri ziyaret ediyor. Ömer Fethi Gürer’in nöbetçi olduğu grubu CHP milletvekilleri Engin Altay, Uğur Bayraktutan, Ali Öztunç ile Demokrat Parti İstanbul Milletvekili Cemal Enginyurt ziyaret etti.[/caption]

GAZETECİLER SOKULMUYOR

“Bizlere mail atmaktan başka kimsenin tepki gösterdiği de yok. Vatandaşlar bir gün kendi haklarının da elinden gideceğini, mülkiyet hakkının bile anlamsız kalacağını düşünmüyor. Bu uyarıcı, hatırlatıcı bir eylem biçimi oluyor. Bizim eylemimizden toplum yeterince haberdar değil. Çünkü basın mensupları genel kurul tribününe alınmıyor. O yüzden kamuoyuna yayılması mümkün olmuyor. Genel başkan da genel kurula telefonlarla bağlandı. Basın görüntüleyebilse daha fazla duyurulması sağlanmış olur.”