Röportaj: Özlem GÜRSES- “AKP toplumun inançlarını kendi siyasi çıkarı için kullanmaya başlayan istismarcı ve gerici bir yapıya dönüştü. Demokrat bir parti yok ortada. Erdoğan için çıkar yol görmüyorum. Girdiği yoldan çıkma şansı yok...”

17 Aralık operasyonunun ardından hukukun askıya alındığını savunan Ertuğrul Günay “Geçmiş yıllardaki gibi kötü bir hesaplaşmayla yüz yüze gelebiliriz... Hukuk devletini yeniden kuramazsak yakın vadede bu çatışmadan bölünmüş çıkarız” diyerek uyardı.
Meclis’e ziyaretçi kapısından giriyorum. AKP’li Kültür eski Bakanı Ertuğrul Günay ile görüşeceğim. O artık bir partiye üye bile değil. Zaten 30 yılını parlamento dışında siyaset yaparak geçirmiş. “Türkiye’de demokrasi askıya alındı” diyor ve ekliyor: “Demokrasiyi yeniden kuramazsak bu süreçten bölünmüş bir ülke olarak çıkarız.” Günay, daha da ileri gidiyor ve “Bu koşullarda bir darbe olursa kimse neden oldu diye soramaz” şeklinde konuşuyor. İşte Günay’ın çarpıcı açıklamaları:
ERDOĞAN DEMOKRAT DEĞİL
Sayın bakan, teşekkürler bizi kabul ettiğiniz için... AKP’ye niye gittiniz, niye ayrıldınız?
2007 yılının Nisan ayında Genelkurmay’ın ‘askeri darbe’ ayak sesi gibi gözüken e-muhtırasına karşı çıktım. Benim gibi davranan arkadaşlarım da oldu. O dönemde sayın Erdoğan ve çevresindekiler, ‘Aynı siyasi çatı altında birlikte olalım’ dedi. Biz bir anlamda bunu bir koalisyon çağrısı gibi gördük. Benimle birlikte 7-8 arkadaşımın daha milletvekili olmasını dikte ettim sayın Erdoğan’a ve o da vekil yaptı. Ben bakan oldum, arkadaşlarım komisyon başkanı, başkan yardımcıları oldu.
Nerede bozuldu bu yapı?
2011 seçimlerine giderken bazı üslup farklarımız ortaya çıktı. Ben sosyal demokrat bir insanım. Tayyip Erdoğan da keşke muhafazakar demokrat olsaydı ama olmadı. Muhafazakar kısmı öne çıktı. 2012’den sonra da bu uslüp farkı doruğa çıktı. Özellikle İstanbul’daki rant lobisinin Türkiye saldırısına açıkça karşı çıktım. Gezi Parkı son tartışma noktamız oldu. 17 Aralık’ta yolsuzluk iddialarının üzerine gitmek yerine iddiaları ortaya atanların üzerine gidildi, eleştirince disipline verildim. Ertesi gün arkadaşlarla ayrıldık.

MUHALEFET PROBLEMİ VAR
Size göre sosyal demokrasinin günahları çok, peki muhafazar demokrasi adı verilen bu 12 yıllık siyasetin günahları da en az onun kadar değil mi?
Şu anda muhafazakar demokrat bir parti yok, muhafazakar bir parti var. Hatta muhafazakar bile değil. Siz toplumun inançlarını kendi siyasi çıkarlarınız için kullanmaya başladığınız zaman istismarcı bir yapı olursunuz.
İyi de bu hep böyle değil miydi?
60’lı yıllarda Demirel’e karşı keskin bir dil vardı. 80’lerden sonra Özal’a karşı da böyle bir dil kullanıldı ama Türkiye ilerleyişine devam etti. Avrupa Birliği rotasından ayrılmadı. Artık bu yok. AKP sosyal uygulamalardan da oy alıyor. Bir de militanları, küpünü dolduranlar var. 55 milyon seçmende 20 milyonu konsolide ederek 3 seçimdir götürüyor. Muhalefet problemi var.
TOPYEKÛN BİR İTİRAZ LAZIM
Yargı, medya, üniversiteler kuşatılmış. İş dünyasının ödü kopuyor başlarına bir şey gelecek diye...
Dünyanın neresinde bir mücadele olmadan demokrasi olmuş? Bugün size dokunmayan yılan, yarın çocuğunuzu sokabilir. Topyekûn itiraz lazım. Türkiye’nin en büyük problemi kaht-ı rical yani adam kıtlığı... Haksızlıkların, yolsuzlukların üzerine gitmekte herkesin yeteri kadar cesur olmaması...
Peki Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı en büyük tehlike nedir?
Türkiye’de geçen yıl aralık ayı sonundan itibaren hukuk devleti askıya alındı.Korkarım 21. yüzyılda geçmiş yıllarda demokrasinin askıya alındığı bir hesaplaşma ile yüz yüze gelebiliriz.
Darbe mi olur diyorsunuz yani?
Bu ülkede bundan sonra herşey olabilir. Demokrasi ve hukuk devleti yürürken herkes hukuk devleti içinde kozlarını paylaşır ama bu yolları kapatırsanız her yol mubah hale gelir. Türkiye AB’den başka bir noktada devam eder, demokrasi ve hukuk devletini yeniden kuramazsa yakın vadede bütün bu çatışmadan bölünmüş çıkar.
Erdoğan için çıkar yol görmüyorum!
Peki herkesin gördüğü bu tehlikeyi sayın Cumhurbaşkanı ve Başbakan görmüyor mu?
O çıkmaz yolda... Sayın Cumhurbaşkanı için bu saatten sonra çıkar yol görmüyorum. Sayın Başbakan ve iktidar partisi kısmen görebilir. İki küme var, bir sayın Erdoğan ve onun yakın çevresi, bütün kaderini ona bağlamış olanlar... Bir de onun dışındaki, onunla birlikte bir yere doğru sürüklenmekte olan ama bir ölçüde onun Türkiye’yi tehlikeli bir noktaya götürdüğünü dışarıya taşırmadan içinde hisseden asıl büyük bir kitle var. O kitle kısmen bir dönüş yapabilir ama sayın Erdoğan‘ın artık böyle bir şansı kalmadı.
AKP’den çok dostunuz var, sık sık konuşuyorsunuzdur. Onlar bu tedirginliği yaşamıyor mu?
Birçokları yaşıyor ama AKP 12 yıl içinde bir işletmeye dönmüş. Herkesin büyük ölçüde bir çıkar bağı oluşmuş. En masum olanlar gelecek dönem bir milletvekilliği ya da yakın çevreleriyle ilgili bir bürokratik yükselme umudu içinde... Daha bir başka halkanın ekonomik ilişkileri var. En alttaki halka da bu iktidar döneminde gördüğü küçük çıkarlarının yeni iktidar tarafından bozulacağını düşünüyor.
Seçmen bunların farkında değil mi?
2011’in Haziran’ında 21 milyon 800 bin oy aldı AKP... 2014’te seçmen arttı, AKP’nin oyu 19 milyona düştü. Yeni seçmen gelmesine rağmen AKP 2 milyon oy kaybetti. Nedeni 17 Aralık... Bu önemli bir şey. Seçmen iyi bir işaret verdi.
Gerçek sanatçı sarayların kapı kulu olmaz!..
Son sorularım kültür- sanatla ilgili... Yazar Alev Alatlı ve türkücü Yavuz Bingölün çıkışları için ne düşünüyorsunuz?
Sanatçıların saraylardan himaye görmesi ve kaside yazıp ulufe alması geleneğimizde var. Üniversiteler de çok teslim olmuş vaziyette, bir dolu kalem erbabı da teslim olmuş vaziyette... Bu kapı kulu zihniyeti işte. Gerçek sanatçı muhalif olur, kapı kulu olmaz. Alev Alatlı, aykırı olmaya merakından bunu yapsaydı saygı duyardım ama sosyal medyada okuduğum kadarıyla ailesinden birilerinin yüksek maaşlarla işe girmesi filan... Eğer öyleyse çok ayıp. Herkes benim gibi düşünmek zorunda değil ama eğer ulufe de almışsa... İşte bu fena... Asıl kahrolduğum bu... Bu aydın olmaya,sanatçı olmaya değil insan olmaya sığmaz.Cemaat ile AKP MİT raporundan sonra ayrı düştü
Cemaate yönelik operasyonları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bakın, bu yolsuzluk meselelerini MİT tespit etmiş ve Başbakan’a rapor sunmuş. O MİT raporu kulaktan kulağa yayıldı, 2011-12 yıllarında herkes bunu duymaya başlamıştı. Bu insanlar yakın çevrelerine uyarıda bulunmuş, bu iktidar da “Siz bizim yakınımızsınız, bunları görmeyin” demiş. Ancak hizmettekiler bunu kabul etmemiş. Orada film koptu. Bugünkü operasyon tamamen bu... Daha önce ordunun, aydınların, basının üzerine giderken iktidar ‘Hayır’ demiş de bunlar dinlememiş, böyle bir şey yok.
Ne olsa Türkiye bölünmek üzere, antidemokratik, yolsuzluğun tavan yaptığı bir ülke olmaktan çıkar?
Türkiye’de sandığa gitmeyen, partileri beğenmeyen kitlelerde heyecan yaratacak yeni bir siyaset diline ihtiyaç var. Demokratikleşme, ekonomi ve sosyal dayanışma konusunda kendinizi ve toplumu ikna eden bir şey söyleyeceksiniz.