Bugünün dünyasında dinlenmek neredeyse imkânsız bir şey hâline geldi. Üç beş günlüğüne bir yere tatile gidiyorsun ama dönüşte aklına hep “Bir de dönünce toparlanmak var” düşüncesi takılıyor. Valizlerin açılması, kirli çamaşırların ayrılması, yıkanması, asılması, ütülenip yerleşmesi…
Boş kalan buzdolabının doldurulması, alışveriş yapılması, mutfağın yeniden düzene sokulması; hepsi ayrı iş.
Tatil boyunca aksayan temizlik işlerinin baştan ele alınması; toz, banyo, mutfak, yerler. Ev halkının tekrar düzenli beslenme, saat ve sorumluluk ritmine sokulması. “Ne yiyeceğiz, kim ne giyecek, yarın ne lazım” sorularının yeniden başlaması…
Tatilde askıya alınan görünmez işlerin tamamının aynı anda geri dönüyor.
★★★
Hadi dönüşü bir kenara bırakın; gittiğiniz yerde de hayata bir ara verip gerçekten dinlenemiyorsunuz ki! Tatil dediğimiz şey artık durmakla ilgili değil, yapılması gerekenlerin oluşturduğu ayrı bir performans hâline geldi. Dinlenmek bir ihtiyaç olmaktan çıktı, başarıyla tamamlanması gereken bir programa dönüştü.
Her anı değerlendirmiş olman bekleniyor. Bunu da elbette güzel fotoğraflarla belgelemiş olman lazım. Ne yedin, ne içtin, nereleri gördün, neler yaptın… Bunları yaparken kimlerleydin, kombinlerin ortama uygun muydu? Yetmiyor; bütün bunların anında fotoğraflanıp günlük olarak paylaşılması lazım. Ya da benim gibi olaya bilimsel yaklaşıp nazardan korkanlar için, tatil sonrası ayrıca mesai harcayıp toptan bir paylaşım yapma yükümlülüğü doğuyor.
Tatil yapılacaklar listesi gibi; gidilecek plajlar, denenecek restoranlar, yenilecekler, içilecekler, paylaşılacak kareler çok önemli. Dinlenmek için çıktığın yolda daha fazla yoruluyorsun çünkü zihnin hâlâ görev modunda çalışıyor.
Herkes iyi vakit geçirmek zorundaymış gibi davranıyor. Oysa asıl eksik olan şey hiçbir şey yapmama hakkı. Telefona bakmadan oturmak, plan yapmadan bir gün geçirmek, bir yeri görmeden de orada bulunabilmek.
★★★
Aslında biraz rutinden, sorumluluktan, hayattan kaçmaya çalışıyoruz ama kaçtığımız şey bizimle birlikte geliyor. Günümüz insanı aslında aralıksız çalıştırılıyor. Gerçek bir köle gibi! Çünkü modern teknoloji zihnimizin dinlenmesine asla izin vermiyor, sadece çalışmanın yerini ve şeklini değiştiriyor.
Hele pandemi sonrası, işlerin uzaktan da yürütülebileceğini gören firmalar artık kimseye nefes aldırmıyor. Her yerden çalışılabiliyorsa her zaman çalışılabilir anlayışı artık normalleşti. Özellikle beyaz yakalı dediğimiz, zihinsel emeğin ağırlıkta olduğu, genellikle ofis ortamında çalışan kişiler için artık mesai saati diye bir şey söz konusu değil.
Tatildesin ama telefonun devamlı çalıyor. Aralıksız bildirimler düşüyor, e-postalar sıralanıyor, bir dosya isteniyor, başka bir dosya sadece göz atman için gönderiliyor. Denizin kenarında otururken kısa bir Zoom toplantısı araya sıkıştırılıyor ve sonrasında kaldığın yerden devam etmen bekleniyor.
Telefon, tablet, bilgisayar çantada. Hız aynı, zihin hep açık. İşe dönünce yapılacaklar hesaplanıyor, kaçırılan mailler kafada sıralanıyor. Daha dönmeden yorgunluk başlıyor.
★★★
Bir de bunun suçluluk tarafı var. Dinlenirken bile kendini açıklamak zorunda hissediyor insan. “Çok yorulmuştum, bunun için para da biriktirmiştim, ucuza da bilet bulduk, oteli de önceden rezervasyon yapıp indirim aldık.” Sanki tatile gitmek başlı başına bir gerekçe gerektiriyor.
Belki de bu yüzden dönünce daha yorgun hissediyoruz. Çünkü beden bir yere gidiyor ama zihin hiç durmuyor, dinlenemiyor.
★★★
Aslında tatil dediğin biraz uzanmak, saatin kaç olduğunu umursamamaktır. Sabah erken kalkmayacağını bilerek geceyi uzatmaktır. Eğlenmekten çok gevşemek, hiçbir şey düşünmemektir. Kimseye bir şey kanıtlama ihtiyacının olmadığı kısa bir aralıktır.
Gerçek dinlenme biraz sessizlik ister. Bir şeyleri kaçırma korkusu olmadan geçen zaman ister. Plansızlık ister. Canının sıkılmasına izin vermeyi ister.
Aslında gerçekten dinlenmek istiyorsak, önce dinlenmenin ne olmadığını kabul etmemiz gerekiyor.
Dinlenmek fotoğraf değildir. Program değildir. Anlatılacak bir hikâye hiç değildir. Bazen sadece durmaktır, düşünmemektir, karar vermemektir. Ve bu çağda ancak durabilen insan gerçekten dinlenmiş sayılabilir.