Siyaset ikizleri Cumhurbaşkanı ile Başbakan’ın gereksiz, sert, çelişkili, ikilemli ve ayrımcı konuşmalarıyla toplumsal barış her gün sarsılıyor. Üniversitelerdeki karşıt görüşlü öğrencilerin kavgaları, kentlerdeki saldırılar, ölüm olayları ile kürtçülerin “provokasyon” diyerek geçiştirmeye çalıştıkları yol kesme, kimlik denetleme ve silâhlı eylemleri “açılım” taşkınlıklarıyla sürüyor. İktidar seyrediyor. 2015 genel seçimlerini kazanarak güçlerini artırma ve sürdürme, “Başkanlık Sistemi”ni gerçekleştirme amaçlarına kavuşma düşüncesi ağırlığında izlemekle yetiniyorlar. Seçim musluklarını şimdiden açtılar.
Günümüz Cumhurbaşkanı’nın bir zamanlar “Siz de içinizdekileri temizleyiniz” diyerek cemaatçilikle suçladığı yargıçlar sinmiş görünüyor. İktidar yanlılıkları yakınma konusu olanlar yararsız tutuklama kararları veriyor, polis teröristleri değil ilerici gençleri gözaltına alıyor, kuşku veren soruşturma ve yargılamalar yine yaşanıyor. Suçlanan iktidar, polisleri suçluyor.
Yurdu kurtaran, devlet kuran ATATÜRK’e, eserlerine, ilkeleriyle devrimlerine karşıtlık, karalama ve suçlamalar ayrı... Cumhurbaşkanı, bağlı kalacağına namus ve şeref sözü vererek andiçtiği “Atatürk ilke ve inkılâplarına ve lâik cumhuriyet ilkesine” karşı konuşmalarında sınır tanımıyor. Dil ve yazı devrimi, kadın erkek eşitliği, giysi yasası bunlardan son günlerde diline doladıkları. Şimdi de üniversiteler için “Külliye” öneriyor.
Başkanlık sistemini özleyen ve öven medya dönekleriyle Atatürk’e dil uzatan podyum boyalıları türedi. Saldırgan, tutucu, gerici, ırkçı, köktendinci, bağnaz-yobaz, sapkın (hain)ları yalnız vicdansız ve değerbilmez (nankör) olarak algılamamalı, nitelendirmemeli. Sütlerinin, kanlarının, mayalarının bozuk olup olmadığını da düşünmeli. Ülkemizin içinde bulunduğu koşullar, dış ilişkiler, ekonomik çalkantılar yarınlar için umut verici olmaktan çıkıyor. Kurtuluş Savaşı süreci ve sonrasının koşullarında kotarılanlar gözetilirse ATATÜRK ve İNÖNÜ dönemlerinin unutulmayacak görkemi ve yaşattığı gönenç daha iyi anlaşılıyor. Dinci terörün dünyadaki vahşeti, lâikliğin değerini daha iyi anlatıyor.
Durum
Yaşamı çekilmez kılan siyasal karışıklık artıyor. Ulusal yapının değişik konularda, değişik yönlerden iktidar darbesi aldığı yadsınamaz. Toplumsal barışı koruyup güçlendirmek başlıca görevi olan iktidar, karşıtlık kılıcıyla kendisi gibi düşünmeyen, kendinden olmayan herkese ve her kesime saldırıyor. Din sömürüsüyle mezhep ayrıcılıkları yetmiyormuş gibi cemaatçılık suçlaması kendilerini arındırma ve kurtarma yöntemi oldu.
Memurlar, işçiler, öğrenciler, çiftçiler, sürücüler, gençler, kadınlar, gaziler sokaklarda, alanlarda. İktidarın doyurduğu kesimler onun güç aracı olarak karşıda. Toplumun dengesini bozan uygulamalar, seçim hazırlıkları, yardım ve bağış çalışmalarıyla birbirine ekleniyor. Atamalar yargıya uzanarak genişliyor. Hastalara sağaltım (terapi) için imamları görevlendirme başlatılıyor. Dinsel açılım her alanda, her boyda, alabildiğine. Cumhurbaşkanına verilen onursal doktora bir yana onun elini öpmeye çalışan dekanın olması çok düşündürücü.
İçeriği bilinmeyen ve özenle saklı tutulan İmralı, Kandil görüşmelerinin nelerle sonuçlanacağı, nelere mal olacağı kuşkuyla izlenirken yurtseverlerin haklı endişeleri de giderek büyümektedir. Diyarbakır’da spor alanında okunan İstiklâl Marşı’mıza “Yuh!..” çekilmesini içine sindiren, hiçbir sorumlusunu kınamayan iktidarcıların devleti nasıl temsil ettiklerini anlamak güçtür. Diyarbakır’da “Eyalet” şarlatanları, şımarıkları boy gösteriyor.
Tutum
Cizre olayları, iktidarın oyalama ve avutma yöntemiyle durumu kurtarma siyasetini kanıtladı. Yolların kazılmasını engelleyemedikleri gibi olaylardan sonra bile çukurları kapattıramadılar. 16 yaşındaki çocuğun tutuklanmasını içine sindirenler polise ve jandarmaya saldıran, zırhlı aracı içindekilerle birlikte yakmaya yeltenenleri, maskeli teröristleri, istedikleri çözüm olmazsa ne yapacaklarını göstermek için ayaklanma denemelerine girişen sözde provokatörleri izlemekle yetiniyorlar. Bir de “kör gözüne parmağım” örneği ülkede huzur ve güvenlik olduğunu kabararak, böbürlenerek yineliyorlar. Güneyde devletin varlığı tartışılıyor.
Ziyaret fotoğrafları ortada, Fas ileri gidiyor, biz geri gidiyoruz. PKK’lılar her dediğini yaptırıyor, hiç geri adım atmıyor. İktidar ödün veriyor, her gün çekiliyor. AKP İl Kongresi’nde Hamas lideri Halid Meşal’le yapılan şov, kimlerin ne olduğunu ve ne olabileceğini açıklıyor. Önceleri ölülerini almaktan çekinen PKK’lılar iktidarın şımartmasıyla şimdi binlerin katıldığı cenaze törenleri düzenliyorlar. Üstelik askere ve polise silâhla saldırarak. İktidar gerilimden yarar umuyor görünümü ağır basıyor.
Yazık oluyor Türkiye’mize.
Gerilim
Haber Merkezi
- Yazıları büyüt
- Yazıları küçült
- Standart boyut