Mizah, insanlık tarihinin en eski savunma mekanizmalarından biridir. Ayrıca çok güçlü
bir eleştiri aracıdır.
Bir toplumun neye güldüğü kadar, neye gülemediği de onun özgürlük seviyesini
gösterir. Çünkü mizah yalnızca eğlendirmez; düşündürür, sorgulatır ve çoğu zaman dile
getirilemeyeni dolaylı ve esprili bir dille ifade eder.
Bu yönüyle mizah, bireysel zekânın olduğu kadar toplumsal hafızanın da önemli bir
yansımasıdır.
★★★
Tarih boyunca siyasal otoriteler, doğrudan eleştirinin bedelinin ağır olduğu
dönemlerde mizahla karşı karşıya kalmıştır.
Osmanlı döneminde Karagöz ile Hacivat gölge oyunları da günlük hayatın yanı sıra
bürokrasi, yöneticiler, sınıfsal farklılıklar ve toplumsal çelişkiler mizah yoluyla eleştirilmiş,
seyirci hem eğlenmiş hem de kendi yaşadığı düzen üzerine düşünmeye davet edilmiştir.
Benzer biçimde Avrupa’da gelişen siyasi karikatür geleneği, özellikle 18’inci ve
19’uncu yüzyıllarda gazetelerin en etkili muhalefet araçları olmuştur. Tek bir çizgi bazen
sayfalarca yazının anlatamadığını anlatabilmiştir.
★★★
Sosyolojik açıdan bakıldığında mizah, toplumdaki gerilimlerin kontrollü biçimde dışa
vurulmasını sağlayan bir emniyet supabı işlevi görür.
İnsanlar doğrudan söylemekten çekindikleri düşünceleri fıkralarla, karikatürlerle veya
ince göndermelerle ifade ederler.
Ekonomik krizler, savaşlar, toplumsal kutuplaşmalar ve siyasal baskılar arttıkça
mizahın dili de keskinleşir. Çünkü insanlar bazen ağlamamak için güler.
★★★
Bununla birlikte mizahın toplumsal işlevi yalnızca iktidarı eleştirmek değildir. Aynı
zamanda farklı görüşlerden insanları ortak bir tebessümde buluşturur.
Bir espriye birlikte gülebilmek, çoğu zaman uzun tartışmalardan daha güçlü bir
ortaklık duygusu yaratır.
Bu nedenle gelişmiş demokrasilerde mizah, yalnızca sanatın değil, ifade özgürlüğünün
de önemli göstergelerinden biri kabul edilmiştir.
Çünkü mizaha tahammül edebilen toplumlar, farklı fikirlere de daha kolay tahammül
edebilirler.
★★★
Elbette mizahın da bir sorumluluğu vardır.
Eleştiri üretirken nefret söylemine dönüşmemesi, kişilik haklarını zedelememesi ve
ötekileştirici bir dile yaslanmaması önemlidir.
Nitelikli mizah, aşağılamadan güldürebilen; düşündürürken incitmemeyi başarabilen
mizahtır.
★★★
Bugün dijital medya sayesinde mizah saniyeler içinde milyonlarca insana ulaşabiliyor.
Bir karikatür, kısa bir video ya da birkaç satırlık hiciv, geleneksel medyanın günlerce
tartışacağı bir konuyu tek hamlede gündeme taşıyor.
Bu durum mizahın etkisini artırırken, sorumluluğunu da büyütüyor.
Bilginin hızla yayıldığı çağımızda mizah hem kamuoyunu şekillendiren hem de
toplumsal refleksleri ölçen önemli bir gösterge hâline gelmiştir.
★★★
Gerçekten de mizah, yalnızca güldüren bir sanat değil, aynı zamanda toplumların
aynasıdır. O aynaya bakabilen toplumlar, eksiklerini görme ve kendilerini sorgulama
cesaretini de gösterebilir.
Tarih bize, mizahın sustuğu dönemlerde yalnızca kahkahaların değil, eleştirel
düşüncenin de zayıfladığını göstermektedir.
Sağlıklı bir toplum, mizahı tehdit olarak değil, kendini geliştirme ve yenileme fırsatı
olarak görür.
Aslında bazen en ciddi gerçekler, en samimi kahkahanın içinde saklıdır. Boşuna
dememişler "Her şakanın altında bir gerçek vardır" diye.