Kamuoyunda “İBB Davası” olarak da bilinen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve aynı soruşturmanın şüphelileri 19 Mart 2025 tarihinden itibaren gözaltına alınmış, tutuklanmışlardı. İmamoğlu’nun katıldığı son duruşmada mahkeme başkanıyla aralarında “Savunma” süresi konusunda sorun yaşandı. “Tutukluluğun devamı” kararlarına konu olan davanın duruşmasına İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 17 Ağustos Pazartesi günü yeniden başlanacak. Tahliye istemlerinin reddi ile tutukluluğun devamı kararlarının benzeri Ergenekon yargılamasında da sıkça gündeme gelmişti. Hakimler hakkında Yargıtay 8’inci Ceza Dairesi tarafından “Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçundan hapis cezası verildi, günümüzde de dikkate alınması gereken hukuki ve maddi olgulara işaret edildi. HAKİMLERE 20 YIL 3’ER AY CEZA Kamuoyunda İBB Davası olarak bilinen ve Ekrem İmamoğlu’nun da yargılandığı, İstanbul 33 üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmekte olan davanın duruşmasında tutuksuz yargılanma talepleri dile getirilecek. Hukuka aykırı olarak verilecek her bir tutukluluğun devamı kararının “Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu” üzerinden Yargıtay’ın önemli bir kararı var. Ergenekon davasında bazı sanıkların avukatlığını yapan Hüseyin Buzoğlu,SÖZCÜ’ye, daire kararına atıfları da içeren şu değerlendirmede bulundu: “Ergenekon soruşturma ve yargı sarmalında görevlendirilen hakimler ve savcılar hakkında açılan ve ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılamayı gerçekleştiren Yargıtay 8’inci Ceza Dairesi’nin 26 Haziran 2024 tarih ve E: 2018/7, K: 2024/43 sayılı dosyasından verilen kararda, haksız olarak verilen tutuklama ve her bir tutukluluğun devamı kararının Türk Ceza Kanunu’nun 109’uncu maddesine konu ‘Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu’ oluşturduğu ve bu kararlarda imzası bulunan hakimlerin suçu işledikleri ifade edilmiş ve neticede 20 yıl 3’er ay ceza verilmişti. Kararda, Ergenekon davasında görev yapan Hakimlerin, ‘Yargılama sürecinde tutuklu sanıkların tahliye taleplerini etkili şekilde incelemeyerek, yetersiz gerekçelerle tutuklama ve tutukluluğun devamına karar vererek’ kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işledikleri belirtilmişti.” TARAFSIZ, ÖN YARGISIZ Yargıtay 8’inci Ceza Dairesi, hakimlerin yargılamadaki fonksiyonlarına şöyle dikkati çekmişti: “Hâkim, iddia ve savunmanın ışığında önüne getirilen hukuki uyuşmazlıkları çözen, mesleki güvencesi olan görevi sırasında bağımsız ve tarafsız kamu görevlisidir. Cumhuriyet savcısı ise kamu adına iddia faaliyetini yürüten kamu görevlisidir. Birleşmiş Milletler Bangalor Yargı Etiği İlkelerine göre; hakim, yargı yetkisini kullanan atanmış kişi olarak tanımlanmıştır. Tarafsızlık, yargı görevinin doğru bir şekilde yerine getirilmesine esas teşkil eder. Bu ilke sadece kararlar için değil, kararların oluşturulduğu süreç açısından da geçerlidir. Hakim, yargı görevlerini tarafsız, ön yargısız ve iltimassız olarak yerine getirmelidir.” ÖRGÜTÜN TALİMATIYLA Yargıtay 8’inci Ceza Dairesi, Ergenekon dava dosyasında görev alan hakimlerin, iddiaya konu suçu nasıl işlediklerini şöyle özetledi: “Sanıklar tarafından yargı görevi tam ve doğru bir şekilde yerine getirilmedi. Yargı bağımsızlığı ve hakim tarafsızlığı açısından kamuoyu ve dava taraflarının güveni sağlanamadı. Yargının doğruluğuna ve tutarlılığına ilişkin inancı kuvvetlendirici nitelikte davranış sergilenemedi. Bu itibarla, diğer sanıklarla birlikte fikir ve eylem birliği içerisinde, belirli bir amaca matuf bir şekilde, Fetullahçı terör örgütünün faaliyetleri kapsamında planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen bir organizasyonun parçası olarak mensubu olduğu örgütün emir ve talimatlarıyla hareket ettiği anlaşılmıştır.” HÜRRİYETİNDEN YOKSUN KILMA Sanık sıfatıyla tutuklu olarak yargılananlar hakkında isnatlar farklı olmasına rağmen bu husus göz ardı edilerek tutuklama sebeplerinin bireyselleştirilmeden karar verildiği anlaşılmıştı. Suç tarihinde hakim olan sanıkların hukuka aykırı davranışlarındaki ısrarlı tutumunu mahkeme dikkate aldı. Mahkeme, sanık hakimler hakkında verilen cezada takdiren alt sınırdan uzaklaştı. Sanıkların suç tarihlerinde hakim olması ve heyet halinde çalışması nedeniyle birden fazla kişiyle birlikte gerçekleştirdiği, kamu görevinin sağladığı nüfuz birden fazla kişiye karşı gerçekleştirdiği, bu suçun terör amacıyla işlenen suç olmasını göz önünde bulundurarak cezalarında artırıma gitti. Haklarında hiçbir takdiri indirim nedeni uygulanmadı. Sonuçta hakimler hakkında 20 yıl 3’er ay cezalandırılmalarına hükmetti. ETKİLİ İNCELEME YAPILMADI Yargıtay kararında, bazı hakimlerin Ergenekon davasındaki tutumu büyük mağduriyetlere yol açtığı belirtildi ve kararda şöyle denildi: “Yargılama sürecinde tutuklu sanıkların tahliye taleplerini etkili şekilde incelemeyerek, yetersiz gerekçelerle tutuklama ve tutukluluğun devamına karar vermek, Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararı vermesine neden olmuştur. Gerekçesiz kararlar ile tutukluluk halinin devamına dair kararlar verildi. İddialarına ilişkin olarak zincirleme olarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu işlenmiştir.” Ergenekon davası sürecinde sanıklar, aileleri, adı bu örgütle bağlantılı olur diye kaygı duyanlar az değildi. O yüzden Yargıtay’ın “Ergenekon hakimleri”yle ilgili kararının önemi daha iyi anlaşılıyor ve tarihe biz de not üşüyoruz.