Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Kadınlar için perdeyi açan iki efsane: Afife ve Bedia…
Kadınlar için perdeyi açan iki efsane: Afife ve Bedia…
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kadınların sahneye çıkmasının engellenmesi akıllara Afife Jale'yi ve Bedia Muvahhit'i getirdi. Onlar, Türk kadınının karanlık çağ zihniyetine boyun eğmemesinin sembolleriydi. Kadının, sanatta, tiyatroda, sosyal hayatta özgürlüğünü kazanmak için verdikleri mücadelenin mimarlarıydı.
Sercan MERİÇ
Kültür Sanat 30 Mart 2018 - 11:52

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı İsmail Kahraman’ın Meclis’teki ‘Çanakkale Etkinlikleri’ kapsamında oynanması planlanan tiyatro oyununda, kadınların sahneye çıkmasını engellemesine tepkiler sürüyor.

Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu ve kadınları ikinci sınıf vatandaşlıktan, eşit yurttaşlık mertebesine yükselten Cumhuriyet’in Meclisi’nde yaşanılanlar birçok kişinin aklına Türk tiyatrosu ve sinemasında devrimin sembol isimleri Afife Jale ve Bedia Muvahhit’i getirdi.

Afife Jale ve Bedia Muvahhit, kadınların sosyal hayatta yer almasını istemeyen karanlık zihniyete karşı, eşitliğin ve mücadelenin sembolleriydi. Türk kadını ve tiyatrosu için bir milat olan Afife Jale, sahneye çıkan ilk Müslüman Türk kızı olarak, tutkuyla bağlıydı sahneye… Sahnede özgürlüğü, benliğini, kendisini tam olarak hisseden Afife, ‘bir gün her yerden görülen bir çiğ damlası olmak’ istiyordu. Bu nedenle ‘çiğ damlası’ anlamına gelen Jale’yi eklemişti adına…

Afife, 1902’de Kadıköy’de dünyaya geldi. 10 Kasım 1918’de şimdiki adı ‘İstanbul Şehir Tiyatroları’ olan Darülbedayi’nin tiyatro kursuna başvurdu ve seçildi. Afife’nin sahnedeki ilk heyecanı 13 Nisan 1919’da yaşandı. Apollon Tiyatrosu’nda ilk gösterimi yapılan, Hüseyin Suat’ın ‘Yamalar’ oyununda Emel rolünü üstlenen Eliza Binemeciyan’ın Paris’e gitmesiyle, rol boşa çıkmıştı. Afife, ilk kez bu şanslı tesadüfle sahnede kendisini göstermişti. Yıllar sonra bu anı anlatırken, “Hayatımda mesut olduğum ilk gece” diyordu.

MUTLULUK, ACI VE DRAM

Afife’nin mesut olduğu o gece, ardından büyük acılar ve dramlar getirecekti. Afife’nin Emel rolüyle sahneye çıkması, kentte kulaktan kulağa yayıldı. Fısıltılar polise de ulaşmıştı. Afife, bir hafta sonra ‘Tatlı Sır' adlı oyunla yeniden sahneye çıktığında, polis de kapıda bekliyordu. O polis, Afife’nin ikinci kez sahne almasına engel olmuştu.

Bir sonraki hafta yine ilk kez sahne aldığı Apollon Tiyatrosu'nda İbnürrefik Ahmet Nuri'nin eseri ‘Odalık' ile tiyatro sahnesinde boy gösteren Afife, polisten kurtarılmak için arka kapıdan çıkarılmıştı. Ertesi gün Kadıköy’de polis tarafından tutuklanmış ve komiserin bugün de hâlâ devam eden bir zihniyeti yansıtan şu cümleleriyle karşılaşmıştı: “Dinini, milliyetini, namusunu unutarak sahneye çıkıp oyun oynayan sen misin?”

afife
Polis gibi babası Hidayet Bey de Afife’nin sahneye çıkmasını engelliyordu.

27 Şubat 1921'de İçişleri Bakanlığı, Müslüman Türk kızlarının sahneye çıkarılmasını yasaklamıştı. Bu yasak üzerine yine aynı yılın 8 Mart'ın da, ‘Kadınlar Günü’nde Afife'nin Darülbedayi’deki görevine son verilmişti.

Afife, için bu bir şoktu. Henüz 19 yaşında olmasına rağmen, her şeyini feda etmeye hazırlandığı sahneye çıkmasının yasaklanması, onu yalnız, üzgün, biçare yapmıştı. 1923’te Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet kadınlara tekrardan tiyatro sahnesinin kapılarını açıyordu.

SAHNEDEN AYRI KALMAYA DAYANAMADI

Ancak Afife, sahneden ayrı kaldığı yıllarda o kadar sarsılmıştı ki, baş ağrılarına dayanamıyor, ağrılarını dindirmek için aldığı ilaçlara gitgide bağlanıyor ve sahneye çıkamıyordu.

Bestekar ve tanburi Selahattin Pınar’la büyük bir aşk yaşayan Afife, bir noktadan sonra morfine yönelmişti. 24 Temmuz 1941’de henüz 39 yaşındayken, hayata veda eden Afife, Osmanlı’da yüzüne kapanan tiyatro sahnesi nedeniyle hayaline hiçbir zaman istediği şekilde ulaşamadı.

SİNEMADA TÜRK KADINININ MİLADI

Cumhuriyet kadının önemli sembollerinden birisi de Bedia Muvahhit idi. Bir sinema filminde rol alan ilk Türk kadını olan Bedia, Afife gibi sanata ve yaptığı işe tutkuyla bağlıydı. 1897 yılında İstanbul’da doğan Bedia, Afife gibi Kadıköy’de eğitim gördü. 1921’deki yasak Afife gibi Bedia’yı da etkilemişti. 1923 yılında Halide Edip’in kaleme aldığı Ateşten Gömlek, Muhsin Ertuğrul yönetiminde beyazperdeye aktarılacaktı. Halide Edip, filmdeki Ayşe rolünü Bedia’nın oynamasını istedi. Ve, sinemada ilk kez bir Türk kadını rol alıyordu…

bediamuvahhit2
Daha önce çocuk yaştayken tiyatro sahnesine çıkan Bedia, 1923 yılında Darülbedayi’nin İzmir turnesinde eşi Ahmet Refet’e eşlik ederken, bir dönüm noktası daha yaşanacaktı. O sırada İzmir’de olan Atatürk, filmde izlediği Bedia’yı sahnede de görmek istedi. Ceza Kanunu oyunuyla sahneye çıkan Bedia, Türk kadın oyuncular için bir dönüm noktasına da imza atıyordu.

Sinema ve tiyatro kariyerini birlikte sürdüren Bedia, 200’ün üzerinde oyunda, sayısız filmde rol aldı. Afife’nin aksine, sahne hayatında mutlu bir serüven geçiren Bedia, 20 Ocak 1994’te yaşama veda etti.

Afife Jale ve Bedia Muvahhit, Türk kadının en önemli iki sembollerinden birisi oldu her zaman. Sanata olan tutkuları, sahneye olan aşkları binlerce Türk kadınını tiyatroya bağladı. Mücadeleleri, Türk kadınının karanlık çağ zihniyetine boyun eğmeyeceğini, sosyal hayattan, sanat dünyasından koparılamayacağını gösterdi.

bediamuvahhit

 

Son güncelleme: 14:00 - 30.03.2018