Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
Karantina Söyleşileri | Füsun Demirel: AVM’leri açıyorsanız, tiyatroların ne günahı var?
Karantina Söyleşileri | Füsun Demirel: AVM’leri açıyorsanız, tiyatroların ne günahı var?
Usta tiyatrocu ve oyuncu Füsun Demirel, corona virüsü salgınında gerekli olmadıkça evinden çıkmıyor. Salgından önce Şişman Güzeldir oyunu ile izleyicilerin karşısına çıkan Demirel, evrenle ve kendimizle hesaplaşıp sorgulama sürecine girdiğimizi söyledi. Tiyatrocuların zor günler geçirdiğini belirten Demirel, “Bağımsız tiyatro yapan, vergilerini de kuruşu kuruşuna ödeyen tiyatrocular olarak pandemi sürecinde sahnelere tekrar dönene kadar devletin desteğine ihtiyacımız var” açıklamasını yaptı.
Sercan MERİÇ
Kültür Sanat 10 Mayıs 2020 - 14:10

Füsun Hanım, nasılsınız? Corona virüsü salgını günleriniz nasıl geçiyor?

Teşekkür ederim, iyiyim… Şimdiye kadar sağlığımızı koruduk. Umarım hep böyle sürer. Evde ikizlerimle birlikte zamanı geçiriyorum. Öncelik onların ihtiyaçları oluyor. Sabahtan yarım gün zoom ile okul havasını yaşıyoruz, dersleri oluyor. Bazen benim bile yararlandığım bilgiler oluyor. Gün içinde zamanımın büyük kısmı mutfakta geçiyor. Bu süreçte sanatçı kimliğimi biraz rafa kaldırmak zorunda kaldım, ev kadını ve anne kimliklerimle hayatı götürüyorum. Çok düşünüyorum gelecekle ve şimdiki zamanla ilgili… Bir süre sonra belki çevirilerime yönelik bir üretime başlarım. Elimde tamamlanmamış oyun çevirim vardı. O tamamlanabilir.

Bu süreçte siz nasıl virüsten korunmaya çalışıyorsunuz? Özel olarak aldığınız önlemler nedir?

Korunmak için gerçekten sokaktan, dış dünyadan arınmak gerekiyor. Çok ender çıkıyorum, kalabalıklara girmeden ve sosyal mesafemi koruyorum. Siz dikkat etmezseniz karşınızdakiler hiç etmiyor onu fark ettim. Eve döndüğümde kıyafetleri havalandırıyorum veya direk 60 derecede yıkamaya koyuyorum. Maske ve koruma siperliğini birlikte takıyorum. Eve online alışveriş yapıyorum. Gelen ürünleri önce minimum 10 saat balkonda bekletiyorum sonra da bazısını dezenfektanla siliyorum, bazısını sabunlu suyla yıkıyorum… Bu ritüel saatlerimi alıyor. Tüm ilişkilerimizi askıya aldık. Görüntülü telefon veya Zoom ile görüşmeler yapıyoruz devamlı. Hayatımın en önemli 2 eşyası sabun ve dezenfektan oldu. Bazen panik atak tarzı psikolojik gelgitlerım oluyor… En küçük sorunu bile abartıyorum. Pandemi sürecinde psikolojik mücadele çok zor.


Dünyayı sarsan bu salgından insanlık nasıl bir ders çıkarmalı sizce?

Sanırım hepimiz doğayı küstürdüğümüzü fark ettik. Dünyayı nasıl kirletip mahvettiğimizi, dengesini nasıl bozduğumuzu fark ettik. Sadece tatmin için nasıl da aşırı ve ihtiyaç üstü tüketmişiz hepimiz… Bu muazzam tüketim şu an olamıyor ve bunun için kimse ölmüyor. Hepimiz kendi küçük dünyalarımızda içe kapandık. Evrenle ve kendimizle hesaplaşıp sorgulama sürecine girdik. Corona virüsü bize çok şey öğretti. Dayanışma duygumuzu hatırladık. Daha çok paylaşmamız gerektiğini… Evde ekmek yapıp komşularımızla paylaşmaya başladık… Kaybettiğimiz tüm insani değerler bir bir geri dönüyor süreçte.

Bu süreçte birçok insanın bolca vakti oldu. Mesela evde ekmek yapmaya başladı çoğu kez. Sizin karantinada ilk kez yaptığınız şeyler oldu mu?

Özel bir şey olmadı ama hayatımda hiç bu kadar ev işi sorumluğu almamıştım. Geçmişte 2 kişiydik ve keyfe keder davranırdık. 12 yaşında 2 çocuk ve onların ihtiyaçları öylesine zorladı ki beni, pandemi geçtiğinde haftalarca yemek yapmasam diye hayal kuruyorum.


Salgın ile birlikte tiyatrolar da kapandı. Tiyatrocular oldukça zor durumda. #TiyatromuzYaşasın başlıklı bir imza kampanyası düzenlendi kısa bir süre önce. Siz bu kampanyayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Biz “Şişman Güzeldir” oyunumuzla bu sezon gayet hızlı bir tempo tutturmuştuk. 9 Mart'ta Almanya turnesinden döndük. 10 Mart aksamı Sarıyer Belediyesi Tiyatro Şenliği'nde oynadık. Şahane bir akşamdı. 11 Mart sabahı tüm gösterilerin iptal edildiğini öğrendik. Önce büyük bir şok ve yıkım yaşadık. 8 gösterimiz iptal edildi. Öylesi çaresiz kalakaldık. Umudumuz yaz aylarıydı… Anlaşıldı ki kasım ayına kadar zaten tüm gösteriler yasak… Bu nereden baksanız 7 ay işsizlik demek. Günbegün sektörümüzün ne büyük çaresizlik içinde olduğunu gördük. İktidar destek vereceği pek çok meslek grubunu sayarken gösteri sanatları bu listelerde yer almıyordu. Tiyatrocular yan yana geldi ve bu bildiriyi imzaya açtı. TBMM'ye, Kültür ve Turizm Bakanlığı'na, sayın Cumhurbaşkanına bu imzalarla bildirinin iletilmesi gerekiyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın yüzünü bize dönmesi gerekiyor. Bağımsız tiyatro yapan, vergilerini de kuruşu kuruşuna ödeyen tiyatrocular olarak pandemi sürecinde sahnelere tekrar dönene kadar devletin desteğine ihtiyacımız var. Her yurttaş gibi… Zira süreç uzarsa 2021’i göreceğiz. Sayın yetkililere soruyorum; 38 senesini sadece oyuncuğa adamış biri olarak oyunculuk yapamadığımda ne yapabilirim? Bu binlerce tiyatrocu için bu geçerli.

Siz son olarak Şişman Güzeldir oyunu ile izleyicilerin karşısına çıkıyordunuz. İzleyicilerle salgından sonra ilk kez buluşmanın hayalini kuruyor musunuz?

Oyunumuzu çok özledim. Seyircilerimizle buluşmalarımızı… O telaşlı koşuşturmalarımızı… Hep hayalini kurduğum şey; bir gün yeniden sahnede olabilmek. Sağlıklı koşullarda izleyicilerle yeniden buluşabilmek.


Salgın ile birlikte tiyatrolarda, sinemada, dizi sektöründe bir değişim olur mu sizce?

Uzun zaman seyirci salonları doldurmaya cesaret edemeyecektir. Bunun pandemi geçtikten epey bir zaman sonra olacağını düşünüyorum. Bir de sinema-tiyatro elzem değil diye bakılıyor. Zaten ağır bir kriz ve yoksullaşma ile karşı karşıyayız. Ancak asgari ihtiyaçlar için harcama yapan insanlarımız sinema ve tiyatro için bütçe ayıramayabilir. Setler için durum farklı… TV’ler dizi çekilsin isterler. Fakat salgın sürecinde dizi setleri de çok riskli… 50-70 kişi orada dip dibe çalışıyor. Kendini korumak hayli zor. Hele oyuncular maske bile takamayacak. Şunu anlamakta zorlanıyorum; tamamen ticari kaygılarla hayatı normalleştirmeye çalışmak ancak pandemi sürecini uzatır ve virüs pik yapar. Mayıs ortası AVM’ler, kuaförler, masaj salonları, camiiler, plajlar, turizm gibi kamusal alanları halka açmak ne demek? En yasaklı dönemde bile halkın nasıl dikkatsizce sokaklarda olduğunu gördük… Eğer ibadethaneleri, AVM’leri ve turizmi açıyorsanız, yani bu kadar normalleşiyorsak o halde soruyorum tiyatroların ne günahı var? Açık alan tiyatrolarda, yaz şenliklerinde sosyal mesafe ile oturtarak seyirci alıp oyunları oynayabiliriz. Hayatın her alanı normalleşirken günah keçisi sanat emekçileri mi?

Bu süreçte okurlarımıza tavsiye edeceğiniz film ya da kitap var mıdır?

Tavsiyeleri pek sevmem… Şu an dünyanın tüm sanat kurumları kapılarını ücretsiz açtı… Canınız ne çekiyorsa internetten izleyebilirsiniz. Fakat illa ki izlemem lazım demenin manası yok. Kimse illa ki bir gösteri izlemek veya bir şey okumak, yoga yapmak zorunda da değil. Sosyal medyadaki aşırı yüklenilmiş yönlendirmeler çok yorucu… Kendini hayatın akışına bırakmalısın. Belki bu süreç en fazla bu işe yarayacak… Kendinle barışmayı seçecek insanlar. Kendini yeniden keşfedecek ve kendini sevecek… Biraz dinginlik tavsiye edebilirim.

Son güncelleme: 14:12 - 10.05.2020