Sözcü Plus Giriş

Bizler çocuklarımızı kalbimizden doğurduk

Koruyucu aileler Sözcü HaftaSonu’na anlattı. Onlar biyolojik aileleri tarafından terk edilmiş çocukları bir aile ortamında büyütmek için yuvalarını açan koca yürekli kadınlar. Hepsi de şöyle diyor: “Nasıl doğurduğumuzun önemi yok ki... Evlatlarımız onlar... Derin bir sevgiyle bağlıyız”

Fatma VURGUN
Güncellenme: 07:42, 29/11/2020
Bizler çocuklarımızı kalbimizden doğurduk

Sevgimizle bütün zorlukları aştık

İstanbul Koruyucu Aileler Derneği Başkanı Neşe Gökalp (58) ülkemizde 10 yıldır koruyucu aileliğin arttığını ve birkaç sene önceye kadar en çok İzmir'de yaygın olduğunu söyledi.

OĞLUMLA 10 YAŞINDA TANIŞTIM
Neşe Gökalp “Oğlum hayatıma girdiğinde 10 yaşındaydı. Çocukların bir aile ortamında büyümeye ihtiyacı var” dedi.

Gökalp, “Türkiye'de her yıl yaklaşık 21 bin çocuk koruma altına bırakılıyor. Bunlardan şanslı olan 7 bin 800 kadarı koruyucu ailelerin yanında” dedi. Şimdi 24 yaşında olan oğlu Mehmet ile 10 yaşında tanışmış. Gökalp, anne olma hikayesini şöyle anlatıyor: “Gönüllü ablalık yapıyordum önceden. Daha sonra böyle bir sistem olduğunu öğrendim ve ‘neden olmasın?' dedim. O zaman bizde bir çocuğun anne ve babaya bağlanması ne demek bilmiyorduk. Bunları oğlumuzla öğrendik. Sevgiyle bugünlere geldik ve zorlukları aştık. Evlat edinme ve koruyucu ailelik arasındaki fark, nüfusunuza alamıyorsunuz. Kötü yanı ise biyolojik ailenin bir gün çocuğunu geri isteme ihtimali.”

Küçücük bir kızın yüreğine dokundum

Betül Gümüş, iki biyolojik çocuğa sahip iken üçüncü kızlarını ise 3 yıl önce kalplerinden doğurduklarını söylüyor.

ABLALARIYLA OYUN OYNUYOR, ÇOK MUTLU
Betül Gümüş, “Üçüncü kızım hayatımıza girince herkes çok mutlu oldu. Ablalarıyla bütün gün oyun oynuyor” dedi.

Gümüş, “Üniversitede okurken de kuruma giderek gönüllü ablalık yapıyordum. İkinci kızım da 6 yaşına geldiğinde kızlarımla paylaştım bu fikri. Bir çocuğun daha hayatına dokunmak istedik. Küçücük bir kızın yüreğine dokunmak istedik. Onun da ailesi olsun istedik. Kızlarım da, kardeşleri olsun çok istedi. Böylece üçüncü minik kızımız oldu. En küçük kızım eve geldiğinde çok tedirgindi, eşimden çekiniyordu. Çünkü baba figürü bilmiyordu. Uzun bir süre uzak durdu. Sonra iki kızımla beraber o da babacı oldu. Ablalarıyla beraber süreci çok rahat atlattık. Hatta psikiyatristimiz, ablalarına dönüp dedi ki, ‘Bu süreçte en önemli rol sizindi. Siz oyun oynayarak kardeşinizi aileye kazandırmışsınız,  Ben küçük kızımı kalbimden doğurdum.”

Bekar anneler de başvuru yapabilir

Funda Pehlivan, 51 yaşında eşinden ayrılmış bekar bir anne. 3 yıl önce oğluyla tanışan Pehlivan, bu fikrinin daha önce de olduğunu ancak koruyucu aile kavramını bilmediği için adım atamadığını ifade etti.

İYİ Kİ CANIM OĞLUM BENİM YANIMDA
Funda Pehlivan, “Bütün aileyi bir araya getirdi. Artık hayattan daha fazla zevk alarak yaşıyorum. İyi ki yanımda” dedi.

Pehlivan, “Evliliğimden olan bir biyolojik oğlum var, 21 yaşında. Boşandıktan sonra evlat edinemeyeceğimi düşünüyordum. Koruyucu aile kavramını hiç duymamıştım. Araştırırken koruyucu ailede bekar olmanın sorun teşkil etmediğini öğrendim. Bu sırada emekliliğim yaklaşıyordu. İstedim ki evde olayım ve zaman geçireyim. Büyük oğlumda hiç böyle fırsatım olmadı çünkü çalışıyordum. Temmuz ayında emekli oldum, Ağustos ayında da başvurumu yaptım. Bir süre sonra 2017'de de 3 yaşlarındayken oğlumla tanıştık. Uyum süreci 1 yıla yakın sürdü. Biyolojik çocuğumdan hiçbir farkı yok. Kelimelerle anlatamayacağım çok öte bir sevgisi var” dedi.

İlk karşılaştığımız an boğazım düğümlendi

40 yaşında olan Nihal Üstündeniz ve eşi 4 yıldır koruyucu aile. Nihal Üstündeniz hikayesini şöyle anlattı:

NORMAL DOĞUMDAN FARKLI DEĞİL Kİ….
Nihal Üstündeniz, “Çocuk seven herkes yapabilir. Normal doğumdan farklı bir şey değil ki bu. Sevgiyle ilgili bir şey” dedi.

“Benim iki oğlum var. İlk başvurduğumda büyük oğlum 6 yaşında diğeri de 3 yaşındaydı. Arası 3-5 yaş olan bir çocuğum daha olursa birlikte büyüyeceklerini düşündüm. Sonra bana büyük yaş düşünüp düşünmediğimi sordular. Ben de uyum sağlama sıkıntısı olur mu diye araştırma yaparken öğrendim ki 6 yaştan büyük çocuklar fazla tercih edilmeyip yuvada büyümeye devam ediyorlarmış. Ben de büyük yaşta olur dedim ve 9 yaşındaki kızımla tanıştım. İlk karşılaşmamızda yüzümüze bile bakamamıştı. O an boğazım düğümlendi, konuşamadım. Sonra kaynaştık, kızıma sordular bizimle yaşayıp yaşamak istemediğini ve o da kabul etti. 4 yıldır beraberiz. Kızımın, iki oğlumdan hiçbir farkı yok.”