Sevgili okurlarım, dünyanın hangi ülkesinde yaşıyor olduğunuz aslında hiç fark etmez. Bir kural vardır ki demokrasiyle yönetilen ülkelerde asla değişmez.
O ülkeyi yönetenlerle birlikte aile bireylerinin, yakınlarının yaşam biçimleri ve servetleri kamuoyunda merak edilir.
İşin gerçekleri bazı ülkelerde toplumdan ısrarla gizlenir, bu konularda sorulan sorulara hiçbir zaman doğru dürüst yanıt verilmez.
Çünkü o servetlerin ardında gizlilik vardır.
Paralar bazı karanlık ve yasal olmayan yöntemlerle, torpille kazanılmıştır. Dolayısıyla gizlilik esastır.
Çok şükürler olsun ki böyle durumlar bizim memleketimiz için geçerli değildir!..
Çünkü bizim devlet adamlarımızla birlikte yakınları da dibine kadar helal para kazanmıştır!
Dolayısıyla ortada gizlenecek hiçbir şey yoktur!
Bizde olduğu gibi, sorulduğu zaman hesabı seve seve vermekten asla kaçınmazlar.
Tamam mı!
★★★
Bizim değerli büyüğümüz, dünya liderimiz Recep Tayyip ve yakınları da bu kapsama girer.
Size bir örnek vereyim...
Beyefendinin bir oğlu var, adı Bilal Erdoğan...
Babasının oğlu Bilal!
İmam hatipli bir genç.
Parası pulu fazlasıyla var.
Ama bizim Bilal öyle sıradan biri değil. Kendisini tanımıyorum ama mutlaka son derece zeki, iş bitirici biri.
Hele de bazı özellikleri var ki, aynen babasından almış.
★★★
Bugüne kadar edinmiş olduğu servetin kaynağını açıklamaktan asla kaçınmaz... Bunu nereden bildiğimi belki merak edersiniz diye söyleyeyim.
Bu konudaki haber dün bizim medya piyasasına düştü. Haber görüntülüydü. Babasının oğlu Bilal İstanbul’da liseli öğrencilere hitaben bir konuşma yapmış. Toplantıyı düzenleyen AKP’li Güngören Belediyesi. Programın adı ‘Tek soru tek cevap.’
Bir kız öğrenci kendisine soruyor:
“Siz nereden para kazanıyorsunuz?”
Sonunun devamı şöyle geliyor:
“Ticaretle uğraştığınızı biliyoruz. Ancak tam olarak ne iş yapıyorsunuz, bunu merak ettim...”
Bilal yanıt veriyor ve aynen şöyle diyor:
“Ticarete ilk başladığım yıl 2007 gibiydi. Amerika’da Türkiye’den tanıştığım bazı arkadaşlarım stantlarda bazı şeyler satıyorlardı. Türkiye’ye dönüp Türkiye’de bu işe devam etmek istediklerini söylediler. Ben de dedim ki onlara, siz dönün. Ben Türkiye’deki işinize ortak olabilir miyim dedim. Türkiye’de arkadaşlarımın ilk yaptığı iş kozmetik üzerineydi.
Ondan sonra 2009 yılında restoran işine başladık aynı ortaklarımla. O zamandan bugüne de gıda işiyle uğraşıyorum. Restoranlarımız var ortaklarımızla. Şimdi ise Dubai’de bir buçuk yıl kadar oldu bir yer açtık. Bakü’de de açmayı planlıyoruz. Dolayısıyla gıda sektöründeyim arkadaşlar.”
★★★
Bilal kusura bakmasın ama bu sözleri pek yeterli değil...
Onun elde etmiş olduğu serveti Dubai’de açmış olduğu bir restoran sağlamaz. İkincisini ise şimdi Azerbaycan’da açacaklarmış.
Çok merak ettim, bu restoranlar acaba neyin nesidir!
Kebapçı mı, lahmacuncu mu, ciğerci mi, yoksa
beş yıldızlı içkili balık restoran mı?
Yine kusura bakılmasın ama bu açıklaması hiçbir biçimde yeterli değil. Bir tek Dubai restoranından kazanmış olduğu para onun bugün ulaştığı mali gücü asla sağlamış olamaz.
Üstelik o bir tek restoranın sahibi tek başına kendisi değil ortakları var.
★★★
Bilal deyince onu sakın ola ki küçümsemeye kalkışmayın.
O, çok büyük olasılıkla önümüzdeki seçimlerde babasının yerine partisinin cumhurbaşkanı adayı olacak. Bu adaylığı babasından devralacak.
Sonrasını ise babası ve kendi dahil hiç kimse şimdiden bilemez.
Zafer olabilir, hezimet olabilir.
Zafer olursa yoluna bugün olduğu gibi devam eder, hezimet olursa işte o zaman yandı gülüm keten helva!
Bütün hesaplar ortaya tek tek dökülür, hikayenin sonunun nasıl geleceği işte o zaman belli olur.
Ama az önce de söylediğim gibi Bilal uyanık bir arkadaş! En kötü olasılıklara karşı önlemlerini şimdiden almaya mutlaka başlamıştır.