Yaşamın temel amaçlarından biri, bireylerin yarınlara özgü kaygılarının olmamasıdır. Sadece bir kesimin yarın için kaygılarımın olmayışı hiçbir anlam taşımaz. Bu yaşadığımız ülkenin tüm bireyleri için geçerli olması durumunda , mutlu bir toplumdan söz edilebilir. Hatta daha geniş anlamıyla ifade etmek gerekirse dünyada yaşayan tüm insanlar için bu amaç gerçekleşmelidir. İşte burada batının ve doğunun emperyalistleri devreye giriyor ve toplumların bu mutluluğu yaşamalarına izin vermiyorlar. Bu dün olduğu gibi , yarında devam edecektir. Dünya genelinde yukarıda sözünü ettiğim kaygısız bir geleceği olan ülke sayısı, üzülerek söylemeliyim ki sayıca fazla olmayıp büyük bir kesim çok zor koşullarda, mutsuz ve açlıkla boğuşuyor.
Gerilimsiz ve kargaşasız bir dünya hepimizin dileğidir. Ama özellikle emperyalizmin başı olan ABD’nin psikolojik sorunları olan başkanı Trump’ın son dönemlerindeki hamleleri tüm dünya uluslarını tedirgin etmiştir. Trump adlı kişinin söylemlerine bakılırsa (Kanada, Gröndland, Meksika, Küba) dillendirilen ülkeler içinde tehlike çanları çalmaya başlamıştır.
Değerli Okurlar;
Tehlike her açıdan bize de yaklaşıyor. Tüm bunlar yaşanırken benim için kutsal olan kendi insanım ve vatanımdır. Özellikle Ortadoğu’da son yaşananlar ve Venezuela’nın yaşadığı bu insanlık dışı olayların tümü, Türkiye için canlı örneklerdir. Bu örneklerden yola çıkarak, kendi ülkemizin birlik ve bütünlüğünü en kısa sürede sağlamak birinci görevimiz olmalıdır. Bunu yapacak ve sağlayacak olan şu andaki iktidardır. Bu konuda Sayın Cumhurbaşkanı ve küçük ortak Sayın Bahçeli değişik söylemlerde bulundular. Sayın Erdoğan “ içerideki bütünlüğümüzü sağlamanın gereğini dile getirirken, söz konusu Türkiye olunca Türkiye’nin huzuru için bir araya gelmeliyiz.” Bu kulağa çok hoş gelen söylemlerle değil eylemlerle gösterilmelidir. Bu birlik ve beraberliği sağlayacak olan da ülkeyi yöneten iktidardan başkası olamaz. Bunu sağlamanın tek yolu var o da “ Hukuka” dönüştür. Sayın Bahçeli ise “ içeride bütünleşmenin Öcalan affı ve PKK katil örgütün silah bırakmasına bağlıyor”. Dış dünyada ve Ortadoğu’da yaşananlar karşısında Sayın Bahçeli’nin önerisi çok sığ kalmaktadır. Sadece silah bırakmakla iç yapı güçlendirilemeyeceği gibi, iç yapıyı güçlendirecek ise “Adalet”tir.
İçeriyi bütünleştirmenin kesin çözümü; “Tüm toplumu kucaklamak, halktan yana, özgür, eşit yurttaşlık, haksız yere insanların hapsedilmediği, senden benden diye ayırımcılığın olmadığı, herkesin karnının doyabildiği, çocukların okula aç gitmediği, içerideki bütünlüğün sadece iktidara destek olarak algılanmadığı zaman başarılır“.
Tüm dünyada bunlar yaşanırken, iktidar, halkın büyük kesiminin ekonomik açıdan nasıl sıkıntı içinde olduğunu neler çektiğini artık görmelidir. Gerçek ortada, asgari ücret ve emekliler için açıklanan rakamlarla yaşama tutunmak olanaksız. Bir an önce bu rakamlar TÜİK’in açıkladığı rakamlarla değil, pazardaki gerçek rakamlarla değerlendirilmelidir. Yetkin ekonomi uzmanlarının anlatımlarında ülke ekonomisinin darda olduğu sıkça ifade ediliyor. Ama yoksul yurttaş, ne saray ne de kamunun asla ve asla frene basmadığının artık bilincinde. Hele hele kendi oylarıyla TBMM’de kendisini temsil eden Milletvekillerinin, aldıkları maaşlarla bir eli yağda bir eli balda günlerini gün etmelerinin seçmenin vicdanlarını nasıl kanattığı “ Kurt kışı geçirir ama yediği ayazı unutmaz” sözünde yatıyor.
Ülkede enflasyonlar hiçbir dönemde bu kadar uzun süreli olmadığı gibi artık kronik bir hal aldı. Halk, gelecekte de kronikleşen bu enflasyon ve pahalılığa bu iktidarın çözüm bulacağı umudunu kaybetti. Bu durumda bu sorunları kim çözecekse o gelsin demekten başka çare görmüyor. Yok şudur, yok budur, yok yeni anayasadır oyalamasından vazgeçin ve bir an önce “SANDIK” gelsin.
SON SÖZ: Kan kokusu almış bir köpek balığından daha tehlikelisi, petrol kokusu almış Amerikan emperyalizmidir.
GEORGE BERNATD SHAV