“Herkesin dilinde 10 Ağustos var. Ancak Ekrem Başkan bu tarihten daha önce de açıklama yapabilir. 5 Ağustos ya da daha öncesinde konuşabilir ve yol haritasını anlatabilir.”



Evet...

Ekrem İmamoğlu’na yakın isimler “manifesto”nun ne zaman açıklanacağı konusunda bu bilgiyi paylaştılar. Çünkü; CHP’de ilçe örgütlerinin kongreleri 5 Ağustos Cumartesi günü başlayacak ve 10 Eylül Pazar günü tamamlanacak. İlçe kongrelerine ilişkin itiraz süresinin bitiminin ardından 16 Eylül Cumartesi günü il kongreleri başlayacak. İl kongreleri de 15 Ekim Pazar gününe kadar sürecek. İl kongrelerinin bitiminin ardından CHP Parti Meclisi’nin (PM) belirleyeceği bir tarihte olağan kurultay yapılacak. Burada bazı dengeleri sizlerle paylaşmakta fayda var:

5 Ağustos veya öncesi: İmamoğlu yakın çevresine “manifesto”nun açıklanacağı gün konusunda 10 Ağustos’u işaret etmedi. “Kuyuya atılan taş” değerlendirmesi yapan “değişimciler” ekibi, ilçe kongrelerinin başladığı gün veya öncesinde açıklama yapmanın daha doğru olacağını düşünüyor. Burada sıkışıklık metnin henüz hazır olmaması.

PM’deki denge önemli: 23 Temmuz’da gerçekleşen ve 12 saat süren PM’de, görevden alınan Ağrı, Muş, Mardin, Kayseri, Beykoz il ve ilçe başkanlarının itirazları ele alınmıştı. Toplantıda, değişim isteyenler çoğunluğa ulaşamadı ve görevden alınan il-ilçe başkanlarının koltuklarına iade talebi reddedildi. Ancak... İtirazların kabulü için 60 üyeli PM’de, 3’te 2 çoğunluk olan 40 oya ulaşılması gerekiyordu. Belki 40’a ulaşamadılar ama Muş ve Mardin’de 31 kabul oyuyla salt çoğunluğa, diğer yerlerde de önemli oya ulaşmaları “değişim” isteyenlerin elini güçlendirdi. Bu sonuçlara göre İmamoğlu ve ekibinin PM’de, olağanüstü kurultay başta olmak üzere belediye başkanlarını seçmek gibi kararlarda söz sahibi olacağının altı çizildi. İşte tam da bu noktada, Ekrem İmamoğlu’nun “delege” seçimlerinde güç odağı olmasının önemine vurgu yapıldı. Bu nedenden dolayı “10 Ağustos” konuşmasının öne çekilebileceğinin altı çizildi.

Şimdi gelelim Altılı Masa’ya...

O raporda “Davutoğlu” da var!


[caption id="attachment_7761176" align="alignnone" width="1200"] Altılı Masa son toplantısını 6 Mart’ta yaptı ve “Adayımız Kılıçdaroğlu” dedi.[/caption]

Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu, seçim dönemi millet ittifakı listeleri hazırlanırken ‘en son tercihinin CHP’ olduğunu anlattı: “En son tercihim seçime CHP listelerinden girmekti. Ondan önce her şeyi denedim. ‘Üç parti gelin birlikte girelim’ dedim. İYİ Parti’ye teklif götürdüm, ‘Bu sağ seçmen CHP’ye oy vermez beraber olalım’ dedim. Sayın Akşener’e de söyledim. Partilerimiz arasında görüşmeler oldu. Üçlü DEVA-Gelecek-Saadet olmayınca İYİ Parti’yle de konuştum. Sonra Saadet’le tekrar konuştuk DEVA’yı ikna edebilmek için. Bütün yolları denedim. Kimse bizim oportünist bir tavır sergilediğimizi söyleyemez.”

Şimdi Ahmet Davutoğlu’na şu soruyu sormak istiyorum:

Sağ seçmen CHP’ye oy vermeyecekse neden o seçmenin cumhurbaşkanlığı seçimlerinde CHP’nin genel başkanına oy verebileceğini düşündü? Burada ciddi bir çelişki yok mu? Sadece ve sadece 10 vekil almak için mi kuruldu bu ittifak? Bu konuda CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun da mutlaka açıklama yapması gerekiyor. “O seçim bu seçim değil” diyenlerin de belki biraz yüzü kızarmıştır! Altılı Masa’da yaşananlar konusunda bilmediğimiz neler var demek ki?

Davutoğlu’nun bu açıklamalarını İmamoğlu’nun “Yenilginin Anatomisi” başlıklı raporunda da okumak mümkün. Nasıl mı?

Raporda şu tespit vardı:

“Kampanya, ittifakı bir çıkar ittifakına dönüştürüp, tüm ittifak bileşenlerini  adaylık karşılığında ödüllendirme, itirazları da aşağılamayla, sosyal medya linçleriyle etkisizleştirme yoluna gitti.”

İttifak bileşenlerinin “adaylık” karşısında ödüllendirilmesi ve o ödüllendirilen isimlerin de süreçte “sessiz kalması” gibi bir gerçeklikle karşı karşıya kalmamız.

Raporda bir başka tespit daha vardı:

“CHP, milliyetçi İYİ Parti’nin ve dindar kesim temsilcileri Gelecek Partisi ve Saadet Partisi’nin esas müttefiki olduğu türünden bir imge oluştur(a)madı. Seçim bir Erdoğan referandumuna dönüştürülemedi.”

İYİ Parti ve Gelecek/Saadet ekseninde “müttefiklik”in oluşmamasının altını çizelim. Özellikle AKP’den oy alması beklenen Saadet/Gelecek ikilisinin kitlesine “Birlikteyiz” mesajının veril(e)mediği de raporun önemli bir parçası.

SONUÇ: Ahmet Davutoğlu’nun ardından ya İYİ Parti lideri Meral Akşener de konuşursa!