İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın babası olmak gurur vericidir. Ama o babanın oğlunun cezaevinde görüş gününe gittiğinde yanından ayrılması, ya da cezaevinde ziyaretinde oğlunu demir parmaklıklar arkasında bırakmasının zorluğunun ne demek olduğunu ancak yaşayan bilir. Hasan İmamoğlu, 1967 yılında Trabzon’da inşaat malzemeleri satan şirketini kurmuş. İşlerini büyütmüş, İstanbul’a taşınmış. Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasından sonra Hasan İmamoğlu’nun şirketine de kayyum atanmış. Konuştuğunuz zaman Hasan Bey’in ne kadar üzgün, devletine ne kadar bağlı olduğunu görüyorsunuz. Ticari hayattan elini eteğini çekmiş, oğlunun bir an önce tahliye olması için dua ediyor, onun duruşmalarını kaçırmamaya özen gösteriyor. Mahkeme başkanının “Tahliye” diyeceği günü sabırsızlıkla bekliyor. KÜP KÜP ALTIN Hasan İmamoğlu’nun Güre’de bulunan yazlığının yanındaki arsaya bir sabah jandarma, ellerinde kazma, kürek, iş makineleriyle geldi. Bir şeyler arıyorlardı. Hasan Bey, o aramayı görünce “Hayırdır, ne yapıyorsunuz, ne arıyorsunuz” diye sormadı. Arazide aramalar günlerce sürdü. Hemen yanında bir kuyu bulundu. O koyudan bir şey çıkacağına birileri o kadar emindi ki. Günlerce arama yapıldı. O kuyunun sahibinin de Hasan İmamoğlu olduğu söylendi. Oysa, orası belediyeye ait araziydi, kuyu da onun içindeydi. Böyle günlerde herkes sizden uzak durur. Nitekim o arazi için belediye çıkıp, “Burası bizim arazimizdir” bile dememişti. Yaşanan bu olaylar Hasan İmamoğlu’nu daha da üzmüş. Arazisinde 9 küp altın bulunduğu bile söylendi. Ancak, bunların sadece söylenti olduğu anlaşılmıştı. O aramada hiçbir şey çıkmadığı tutanak altına da alındı. Ama, müthiş bir algı yaratılmıştı. Hasan İmamoğlu, “Belki de geldiklerine bile pişman olmuşlardır” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü: SUÇSUZ İNSAN CESUR OLUR “Rahat adam, suçsuz adam cesur olur. Suçumuz yok ki cesur olmayalım. Korkaklığımızın anlamı yok yani. Ne yapacağız? Sabret sabret nereye kadar? Devletteki devamlık nerededir? Ben Türkiye’mizin gidişatını anlamıyorum. Ne olacak böyle? Ekrem Bey’in morali yerinde. Gayet iyi. Ya da bize öyle görünüyor. Ama her giden de moralli gördüklerini söylüyor. Bizi de bu sevindiriyor.” Hasan Bey, “Size bir şey söyleyeyim mi?” dedi. Arkasından şunları ekledi: “Siz her tarafı dinliyorsunuz. Bu ülkenin hali ne olacak? Bunlar atlatılır ama esas ne olacak Türkiye’nin hali yani?” KADERSİZLİĞİ KOMŞU ETTİK Ekrem Bey’i ziyaretinde daha çok geçmişten söz ettiklerini belirten İmamoğlu, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Ben ona hiçbir şey sormuyorum. Niye? Biliyoruz yani. O da biliyor bunların niçin başına getirildiğini. Ne oluyor, ne olacağını kimse bilmiyor. Görüşte ona hal-hatır soruyor, ‘Sağlığına dikkat et’ diyorum. Onun derdi ise ben. Sağlığıma dikkat etmem için ısrarcı oluyor. Ama nereye kadar? Kurban bayramı geldi. Yani o kadar eziyet olmaz ki. Bu kadar eziyeti insan insana yapmaz. Hep, ‘Kader’ diyoruz da, vallahi hepimiz kendimiz kadersizliğe komşu ettik. Bana artık gına geldi. İsyanım geldi. Başka bir şey yok yani. Annesi ameliyat oldu. Moralimiz tabii ki iyi değil. Moralimi düzeltecek olan devlet idaresidir. Devletin varlığıdır moralimi yaşatan. O da olmayınca ne olacak halimiz? İnan bazen konuşmaktan bile imtina ediyorum. Ne konuşacağım ki? Biz bu memleket için uğraştık, yaşadık. Yani memleket bizim için bir varlıktı ama bu varlığımızı elimizden aldılar. Tabiri caizse koca koca adamlar bu ülkeyi düşünmedikten sonra bizim de yapacağımız bir şey yok yani.” BAŞINDAN BERİ BELLİYDİ Hasan İmamoğlu, “İşte bir laf var ya, hırsız evde olunca kapı bantla tutmazmış” örneğini verdi, mahkeme kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Başkanlığı’na getirilişini, “Kemal Bey’in becerisi ancak çıkıyor ortaya” dedi. Son ziyaretinde, baba Hasan Bey ve oğlu Ekrem arasında da Kılıçdaroğlu’nun gelişi üzerinde durulmadı. Hasan İmamoğlu bu konuda şunları söyledi: “Ekrem Bey, sohbetimiz sırasında, ‘Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin başına getirileceği başından beri belliydi. Bunu tahmin etmek zor değildi. Ama. Tahmin etmemiş gibi göründük’ dedi. CEZAEVİNDE ÜÇ BAYRAM Ekrem İmamoğlu, 19 Mart 2025’te gözaltına alındı, tutuklandı. Tutuklanışın üzerinden iki Kurban Bayramı, bir Ramazan Bayramı geçti. “Bayramlarda cezaevi ziyaretinin daha zor olduğunu” hatırlattığımda baba İmamoğlu şöyle dedi: “Çok, çok zor. İki şey çok zor, birincisi bayram, ikincisi de görüşten sonra orayı terk edip çıkmak. İkisi de çok zor. Adaletin tecelli edeceğine inanıyorum. Moralimiz yüksektir, yüksek de olacak. Önemli olan Türkiye’nin kurtuluşu.” Hasan İmamoğlu, “İnanın, Ekrem’den çok şirketin genel müdürü Tuncay Bey’e üzülüyorum. Ekrem bu konuda çok moralli, ümitli. Yani hiçbir şeyden bıkmadan cezaevinde bizlere moral veriyor. Ama Tuncay Bey biraz duygusaldır. Cezaevi ortamına alışamadığı için biraz yıpranıyor. Kendisini en az Ekrem Bey kadar severim. Sağlığı da iyi değil ama eziyet vermek için yaratılmış bir yönetim var. İnanın durumuna çok üzülüyorum.”