Şöyle bir benzetme yapayım: Yıllardır Türk kahvesini çay bardağında içerim. Bir grup bunun adına ‘süvari’, bir grup da ‘tarsusi’ der. Çay bardağının üçte ikisine koyarsın, çok lezzetli bir içimi vardır. Çünkü telve ağzına gelmez, kahvenin tadını tam alabilirsin. Telve midene gitmediği için günde 3-4 tane içebilirsin.

Bu örneği neden verdim? Galatasaray, üst üste pas yapıyor ama Kayserispor buna karşılık veremiyor. Böyle olunca da defanslar hata yapmaya başlar. Nitekim Kayserispor güzel bir tepside iki tane gol hediye etti. Tarsusi mi dersiniz, süvari mi bilemem. Ligde oynayan takımlar arasında bu kadar fark olmaması lazım. Galatasaray’ın yedeklerine ve 11’ine bakıyorsunuz, bir de Kayseri’nin kadrosuna. Tavladaki ‘şeşyek’ gibi. Yani biri altı, biri bir.

Kayseri’nin yediği ilk golde defans oyuncusunun o gelen topa soktuğu ayak son derece yanlış. O ayağını öyle sokarsan kendi kalene gol atarsın. Tersini yapmalıydı. Maçın sonu ilk 15 dakika sonra belli oldu. Galatasaray, kilometreyi 70’e 80’e çıkarmadan rahat kazandı. Hakeme fazla iş düşmedi. Ama bir pozisyona takıldım. Kayseri’nin kaleciye pas yaptığı pozisyonda kalecinin yaptığı penaltı. Bakınız; kalecilerle hücumcular arasındaki bu pozisyonlarda FIFA, olayı kaleciler lehine biraz yumuşattı. Ama nasıl?

Eğer kaleci hücumcu gelirken topu almak için ayağına yatıyorsa ve kalecinin elleri hücumcunun ayağına gidiyorsa sarı kart olarak değerlendiriliyor. Ama hücumcu kaleciyi geçmişse ve kaleci arkadan hücumcuya müdahale yapmışsa, kaleciye kırmızı kart olması gerekir. Burada bırakın kalecinin ellerini, rakip geçtikten sonra ayağıyla indiriyor. Kırmızı kart olmalıydı.