Tartuffe oyunu, aklı başında bir aile reisinin Orgon’un (J. Weber) hikayesi. Orgon’un, iki yüzlü papaz ve madalyalı dolandırıcı Tartuffe (P. Arditi) ile tanıştıktan sonra aklını nasıl kaçırdığını ve bu sahtekara nasıl körü körüne tapındığını anlatıyor. Pierre Stein, Berlin Schaubühne’in genel direktörlüğünü yapmış, sahne sanatlarıyla her daim içli dışlı olmuş ve çok büyük projelere imza atmış bir yönetmen. Şimdilerde İtalya'da yaşayan Stein, Fransa’da çok az çalışmış; buna rağmen, Jacques Weber’i sahnede iki defa yönetmiş. Stein’i aniden Moliere'in kollarına iten sebep ne olabilir? Stein çok iyi Fransızca konuşuyor ama Moliere’in Fransızcası 17. yüzyılın dili, mısralar on ikişer heceli şiir üslubunda. Moliere'in dizelerindeki komik, heyecanlı, coşturan, sert anları ortaya koyan, onun hünerli sözcükleridir; Stein, bu sözcükleri ortaya çıkarması gerektiğini gayet iyi kavramış muhafazakar bir yönetmen. Stein, Arditi ve Weber'in, Moliere dizeleri kullanmaktaki tecrübelerinin, sözcüklerinin müziğini ortaya çıkarmaktaki ustalıklarının bilincinde… Stein, bir virtüöz dakikliyle, Arditi ile Weber’in yüzlerini, tek bir yüz haline sokmuş, farkında olmadan ikisini bir birine benzetmiş. Stein, daha da ileri giderek Orgon’u Tartuffe’e aşık bir karaktere dönüştürmüş. Orgon’un Tartuffe’e aşk dolu gözlerle bakmasını, onu görünce derin derin iç geçirmesini, sakinleşmek için Tartuffe’ün omuzuna başını yaslamasını vurgulamış. Çocuklarını bile bu tutkuya feda edebilecek bir karaktere dönüştürmüş. Stein, ayna oyununu da Orgon - Tartuffe arasında bir adım ileriye götürmüş, öyle ki Tartuffe Orgon, Orgon Tartuffe olabilir hissine getirmiş. Arditi ve Weber sahnedeler. İki yüzlü düzenbaz papaz ile iddialı ama saf ve temiz adamın dansı. Her ikisinin de saçlar beyazlanmış; biri ötekinden daha uzun boylu olsa da sahnede tuhaf bir ayna etkisi oynanıyor. Orgon ile Tartuffe’ün bulanık bir ikiz kardeş durumu irdeleniyor adeta. Bu benzerlik çok etkileyici ve yenilikçi. Bu ikilinin oyunları, karakterlerini canlandırmaları, mekanı kullanmaları, teksti yorumlamaları birbirine çok benziyor. basliksiz-20 Stein sahneye çok hakim bir yönetmen ama biraz fazla kontrollü ve aklı selim. Alman ekolünün kurgusu fark ediliyor. Gerçekçilik duygusallığa alan bırakmıyor. Art-deco dekor çok ihtişamlı ve aynı zamanda çok modern. Yüksek tavanlı şık bir salonun girişi; birinci kata çıkan merdiven çok görkemli tasarlanmış. Bu giriş katı Orgon’un saltanatının simgesi. Arka planda, Bob Wilson tarzında, sahnenin yoğunluğuna göre turuncu, mavi, kırmızı renklere dönüşen bir ışıklandırma sistemi kurulmuş. Kostümler, Guitry dönemine göre tasarlanmış ve modernleştirilmiş. Moliere gençleştirilmiş; karakterler bizim çağdaşlarımız olmuş. Bütün bunlar oyuna bir ferahlık getirmiş. Çok burjuva bir aile: Dul büyükanne Mme Pernelle (Catherine Ferran), malikanenin dini ayinlerini ve vecibelerini harfi harfine yerine getirmekle şartlanmış, despot bir ihtiyar. Evin genç kızı Marianne’ın (Marian Malenfant) ise sevgilisi Valere’den (Loic Mobihan) başkasını gözü görmemekte, onunla baş başa kalıp kırıştırmak için can atmakta ve evin emektar hizmetkarı Dorine (Manon Combes) aracılığıyla sevgilisi ile kaçamak buluşmaktadır. Anne Elmire (İsabelle Gelinas) ise çok seksi, zeki ve güzel bir kadındır. Evin yetişkin delikanlısı (Bernard Gabay) ise çok asi, başına buyruk, ailenin kurallarına uymayan bir gençtir. Evin reisi Orgon ise yorgun, yaşlı, otoriter, huysuz ama sevilen ve sayılan bir zattır. Ne yazık ki servetine ve karısına göz dikmiş Tartuffe’ün etkisi altındadır. Tartuffe, herkese, kendini tamamıyla Tanrıya adamış, inançlı, Tanrının izinde yürüyen, dini bütün bir kişilik olarak takdim etmiş. Orgon’u bütünüyle yörüngesine hapsetmiş, onun ve annesi Mme Pernelle üstüne mutlak hakimiyet kurmuş olan Tartuffe, Orgon ve annesinin imkanlarından faydalanarak, onların malikanesinde çok rahat bir yaşam sürmektedir. Vicdanlarına birebir hükmeden ve onlara sürekli ahlak dersleri veren Tartuffe, aslında, kendi öğretilerinin hiç birini yerine getirmeyen ve ahlak kurallarını hiçe sayan bir şarlatandır. Gerçek dini bütün, inançlı Orgon ise Tartuffe’e tapınmakta ve onun imanlı biri olduğuna yüzde yüz emindir. Ona körü körüne bağlıdır. Hayatındaki en değerli varlığını, kızı Marianne’ı, Tartuffe ile evlendirmek en büyük emelidir. Marianne, bu ihtiyardan tiksinmekte ama baba iradesine karşı gelememektedir. img_1377 Tartuffe, bir yandan Marianne ile evlilik hazırlığı yaparken, bir yandan da Orgon’un karısı Elmire’i baştan çıkarmaya uğraşır. Elmire, kocası Orgon’a, Tartuffe’ün güvenilir biri olmadığını anlatmaya çalışsa da nafile; Orgon karısına inanmaz, Tartuffe gibi yüce bir insana iftira atıldığına emin bir şekilde, malikanesini ve servetini, bilgeliğine ve kusursuzluğuna inandığı Tartuffe’ün üstüne yapar. Elmire, kocasını ikna etmek için bir çare bulur. Salondaki masanın altına kocası Orgon’un saklanmasını ve kendi gözleriyle Tartuffe’ün nasıl aşağılık biri olduğunu izlemesini teklif eder. Çaresiz kalan Orgon, masanın altına gizlenir ve Tartuffe’ün karısına sarkıntılık ettiğine, onu baştan çıkarmak için her yolu denediğine ve taciz ettiğine şahit olur. O an dünyası kararan ve yıkılan Orgon, Tartuffe’ü evinden kovar. Tartuffe’ün riyakarlığını bilen karısı, kızı, damadı, oğlu ve hizmetkarı derin bir nefes alırlar. O sırada haciz memurları gelir. Orgon ve ailesine evi terketmelerini emreder, çünkü bu evin sahibi Tartuffe’dür. Zavallı Orgon’un dünya başına yıkılır. Güvendiği, varını yoğunu, kızını verdiği Tartuffe onu aldatmış, malına mülküne konmuş ve bir sefil gibi onu ve ailesini sokağa atmıştır. Ama oyunun sonunda adalet yerini bulur: Kral 14. Louis’nin askerleri gelir, Tartuffe’ün dolandırıcılıktan hapsi boyladığını açıklarlar. Arditi ve Weber elli yıllık kariyerleri boyunca hiç karşılıklı oynamamışlardı. Yıllar içinde kendilerini kanıtlamış bu iki muhteşem sanatçı, rekabet gözetmeksizin, bu oyunda canlandırdıkları karakterlerin tadını çıkarıyorlar. Omuzlarına dökülen saçları ve uzun siyah mantosuyla Pierre Arditi, Tartuffe rolünde bir harika. Özellikle mimikleri, el kol baş hareketleriyle, ahlaksız manipülatör bir dolandırıcıyı çok inandırıcı yorumluyor. Karakterinin sapkınlığını bir nebze abartsa da, bu rol için biçilmiş kaftan. Weber, kötülüklerden hinliklerden uzak, inançlarına dibine kadar sadık bu karakterde çok dokunaklı. İkili döktürüyor ama deha yine de çağları aşıp gelen Moliere’in.