Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, TOBB, TÜSİAD, DEİK, TİM, YASED gibi iş dünyası tepe kuruluşlarının temsilcilerinin de aralarında olduğu iş dünyası buluşmasında; döviz mevduatı hesaplarına müdahale olabileceği yönünde kaygıları gidermek için “Serbest piyasadan taviz verilmeyecek” demiş.
Bu yanıtı alan iş insanları “Bakan söyledi” deyip, derin bir oh çekmiş midir?
★★★
Finans kesiminden görüştüğüm bir iş insanı “Nebati” kelimesinin anlamını hatırlatıyor.
Nebati’nin Türk Dil Kurumu sözlüğünde kelime anlamı şu: Bulunduğu yere kökleriyle tutunup gelişen, döl veren ve hayatını tamamladıktan sonra kuruyarak varlığı sona eren, yosun, ot, ağaç vb. canlıların genel adı.
Nebati için “görevli” diyor.
Sözlerinin güvence olarak kabul edilemeyeceğini vurguluyor.
Suyu, oksijeni kesilince yok olacak!
Ekonominin, siyasetin “tek karar vericisi” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “TL ya da döviz, tüm özel ve tüzel kişilerin sistem içi tasarrufu teminatımız altındadır” demesi gerekiyor.
★★★
İktidar gazetesi Sabah’ın ekonomi yazarı Dilek Güngör dünkü yazısında aynı toplantıdan bir başka duyum aktardı.
Yazının ilgili bölümünü okuyalım...
“(Nebati) işadamlarından faizlerin düşmesini fırsat bilip, bankadan çektikleri parayı, dolara yatırmamalarını istemiş... Yeni ekonomik modeli anlatırken de cari açıktaki iyileşmeye vurgu yapmış... İş dünyasına da “Hepiniz 100’er milyon dolar bozdurun” demiş...
Sanırım o da işin esprisi...”
★★★
Nebati burada hakikaten espri mi yaptı? Arka planına bakalım...
Aktarılan diyalog, masada yan yana oturan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ve Nebati arasında geçiyor.
Toplantının açış konuşmasını yapan Hisarcıklıoğlu, “Ekonomiyi ilgilendiren kararlar alınmadan önce iş dünyası ile istişarenin başlamış olmasına memnun olduk. Son zamanlarda bu yapılmıyordu” diye söze giriyor.
Hisarcıklıoğlu iş dünyasının iktidardan beklediği “diyalog” kanalının açılmasını toplantının başarısı olarak yorumluyor.
Peki, Nebati bu buluşmada umduğunu buldu mu?
Mesela bu toplantıdan çıkıp Erdoğan’ın huzuruna kabul edildiğinde; “Efendim çok başarılı geçti, işadamları bizi destekleyeceklerini söylediler” demesi “Aferin” almasına yetecek mi?
Ne de olsa “kuru kuruya” iş insanlarından izlenim edinsin diye “düşük faiz, yüksek kur” programının “sözcüsü” seçilmemiştir...
★★★
Güngör’ün aktardığı ve 11 Aralık Cumartesi günü yapılan 8 saatlik toplantının sonunda Nebati ile Hisarcıklıoğlu arasında geçen diyalog mealen şöyle gelişiyor:
Nebati- Ekonomi programımıza herkes güvenmeli, başaracağız.
Hisarcıklıoğlu – Hepimiz destekleriz.
Nebati- O zaman hafta başında, pazartesi günü hepiniz 100’er milyon dolar dövizinizi TL’ye çevirirsiniz.
Hisarcıklıoğlu- Kimde o kadar döviz var ki...
Haber kaynağım, Nebati’nin 100’er milyon dolar talebini aynı diyalog içinde iki kez yinelendiğini de ekliyor.
★★★
İkili arasında tebessüme yol açan bu sohbet, iktidarın iş dünyasından “somut” bir hamle beklentisi içinde olduğunun teyidi...
Talimat olarak algılandığını söyleyemeyiz.
Ne var ki önceki yazımda da belirttiğim gibi AKP kulislerinde yankılanan “20 yıllık iktidarımız sayemizde zengin oldular, destek sırası onlarda” söylemi sır değil.
Nebati iş insanlarına “pamuk eller cebe” çağrısı yaparak, partililere de mavi boncuk dağıtıyor.
★★★
İktisatçılar cephesinde bu “esprinin” bir karşılığı yok.
Masaya 100’er milyon dolar atmakla TL’deki erime durdurulacak olsaydı, Merkez Bankası’nın son bir ayda piyasaya saldığı 5 milyar dolar işe yarardı.
★★★
Nebati’nin sözleri “iktidarın”; bakkal hesabını bile tutmayan ekonomi vizyonunu perçinliyor.
Hatırlayın Erdoğan da “Başbakanlık” günlerinde artan işsizliğe çare olarak, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) üyelerine “Her üye bir kişiyi işe alsa, bir buçuk milyon işsize iş imkanı sağlamış oluruz” diye sesleniyordu.
Makro ekonomideki krizlerin çözümünü patronlarda aramanın tek bir mantığı var:
İktidar iş alemine “sahip” gibi bakıyor. Ki palazlanan yandaş iş insanlarına bakarsanız, bu yargıda haksız sayılmaz.
Kendisi de işveren olan Nebati’nin bir gazeteciye söylediği “Program tutmazsa siz yalnızca ücretinizi kaybederseniz ama ben batarım” demesinin tercümesi de bu.
İktidarın akıl edemediği tek çözümü muhalefet söylüyor: Kamu kaynağının kamu yararına dağıtılmasını sağlayacak bir demokrasiye işlerlik kazandırmak.
Yani hemen seçim...
Nebati ciddi ciddi “100’er milyon doları TL’ye çevirin” dedi mi?