Paris’te o korkunç ve vahşi katliamın üzerinden 2 hafta geçti. Çok sözler söylendi. Ortalık duruldu. Avrupa’nın liderleri, ABD gibi “kana kan-dişe diş- katliama katliam” demediler. Fransa Cumhurbaşkanı Hollande, “Asıl mağdur Müslümanlar” dedi. Almanya Başbakanı Merkel, “İslam bizim parçamız” diyerek ayrılık gütmedi. İslamiyet Avrupa’dan kovulmayacak mesajı verdiler. Türkiye Başbakanı Davutoğlu ise “Hz. Peygamber için her şeyimizi feda ederiz” diye iç siyaset yaptı. Tuttuğum “Notlar 2”nin özetini sizinle paylaşma zamanı geldi.
Soru şuydu:
İslam reform yapamadı.
İlahiyat özgür felsefeye dönüşmedi. Din kör inanca saplandı, kaldı. Paris’teki katliamın sebebi bu muydu?

* * * *

Gerçeğin bir yüzü:
YIL 1517: Gerçek bir din arayışında olan Martin Luther adında bir Katolik Papaz, kendi kilisesini protesto etti ve şikayetlerini bir kağıda yazarak Wittenberg Kilisesi’nin kapısına astı. Şunları diyordu: Gerçek Hıristiyanlık bu değildir. Kilise kendini dünya nimetlerine kaptırdı. Papazlar dine ihanet ediyor. Hz. İsa’ya inananlar; “Çıkarın Allah ile aranızdan şu rahip denilen sahtekarları” ve işte İncil... Kilise’nin emrettiği gibi Latince yazılmış olanı değil, onu kendi anlayacağınız dilde yani Almanca okuyun. Okuyun ve kendiniz yorumlayın... “Protestanlık” bu bildiriyle doğdu, Avrupa’daki matbaalar halkın kendi dilinde okuyup anlayacağı İncil basmaya başladılar.
Rahipler laikleşti.
Laikler de rahipleşti.

* * * *

Gerçeğin öbür yüzü:
YIL YİNE 1517: Osmanlı Padişahı, yüksek inanç sahibi ve kalbi Hz. Muhammed sevgisiyle dolu, gerçek bir din arayışında olan Yavuz Sultan Selim Kahire’yi fethettiği gün, Allah’a şükürler olsun diyerek başını toprağa dayadı ve ağladı. Yavuz Sultan Selim, Mısır’daki Halife El-Mütevekkil’i İstanbul’a getirdi. Kendini İslam’ın kutsal şehirleri Mekke ile Medine’nin hizmetkarı ilan etti. Yavuz, İslam inancındaki halkın Kuran’ı aracısız ve Türkçe okumasını bir ihtiyaç olarak görmedi. Daha sonraki yıllarda da
her fethettiği İslam şehrinin
ulemasını İstanbul’a taşıdı. Kuran ayetleri ile Hadisleri anlamak ve halka anlatmak ulemanın, hocanın, tarikatın görevi yapıldı. Bunun sonucunda herkesin kafasında ayrı bir İslam oluştu. Ve bu gün İslam ülkelerinde herkesin ayrı bir cihadı oldu.
(Bu kıyaslamalı notları Prof. Taner Timur’un yazılarından faydalanarak seçtim)

* * * *

Gerçeğin sıcak yüzü:
İslam barış dinidir. Bir kıtal dini değildir. Adam öldürmez, Katliam yapmaz. Katliam yapan İslam değildir diyenler haklıdırlar. Ancak kendinden olmayanları “kafir ve münafık” ilan eden örgütler ve onların elde silah savaşan sözcüleri de “Batı İslam’ın kendine benzemesini, benzetilmesini istiyor. Buna izin vermeyiz. Hepimiz Kouachi Kardeşleriz” diyerek öldürmeye devam edeceklerini ilan ediyorlar.

* * * *

Gerçeğin atlanan yüzü:
Müslümanlar birbiriyle kardeştir. Dosttur. Müslüman Müslüman’ın acısına ortaktır. Bunlar doğru ise İran, Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye, Pakistan ve diğerleri İslam ile yönetildikleri halde hiçbiri diğeriyle dost değil. Her ülkenin kendine göre bir İslam uygulaması var. İran’ın İslam’ı ile Suudi Arabistan İslam’ı birbirini tutmuyor.

* * * *

Gerçeğin uyaran yüzü.
İslamiyet ruhsuz bir ceset değildir. İslam, kendine yabancılaşmış, sonradan uydurulmuş hurafelerden ayıklanabilir. İslam’da çağa uygun olacak reformu, ulema, hocalar,
din bilgini geçinenler değil halkın kendisi yapabilir. İslam’ı modern yaşayışın ihtiyaçlarına uygun hale Türkiye Cumhuriyeti’ni kuranlar getirmeye çalıştı. Onların
tecrübelerine geri dönülebilir.