Başbakan Davutoğlu, Kürt meselesinde “Geri Dönülmez Nokta”nın geçildiğini söyledi. Bu deyişin aslı İngilizce’de “Point of No Return”dür. Çok kritik anlarda başvurulan bir karar alma yöntemidir. Başbakan, Kürt açılımında işler iyi gidiyor onun için yola devam ediyoruz demiyor. Sadece geri dönülmez noktayı (maalesef) geçtik; mecburen ileri gidilecektir diyor. Açılımı, gittiği yere kadar götürme kararının gerekçesini, “geri dönülmez nokta geçildi” mazeretiyle açıklıyor. Bu ifadeyi kullandığına göre Başbakan “açılım” denilen siyasetin geldiği noktadan mutlu değildir. Bir an için olsa bile “geri gitmeyi” aklından geçirmiş anlaşılan. Sonra oturmuş iki seçeneğin senaryosunu yazmış ve bunların “fayda ve maliyet” hesaplarını çıkartmış. Sonunda da ne kadar kötü olursa olsun, açılımda ileri gitmek, başa dönmekten ehveni şerdir demiş.
OLAYLAR DAVUTOĞLU’NU AŞIYOR
Erdoğan hükümetlerinde bakanlık yapmış kişilerin performans değerlemesi yapılsa, Davutoğlu herhalde “başarısız bakanlar” sıralamasında en önlerde yer alırdı. Davutoğlu, bu başarısızlığına rağmen Reis Erdoğan tarafından başbakanlığa getirilmiştir. Bunun mutlaka rasyonel bir açıklaması vardır. Davutoğlu da işin farkındadır. Reis’in gözünde itibar kaybetme telaşı yüzünden acemice işler yapmaktadır. Nitekim rehineleri karşılama töreninde sevinçten heyecanlanıp, “çocuk başı kopartacak” sevgi tezahürleri göstermiştir.
DAVUTOĞLU SORUMLU DEĞİLDİR
Her ne kadar Davutoğlu Başbakan unvanını taşıyorsa da herkes, hükümetin Erdoğan’a bağlı olduğunu bilmektedir. “Kürtler’e, ne isterlerse ver ki; Türkler’in anasını ağlatmasınlar” diye özetlenebilecek açılım projesinin mimarı Erdoğan’dır. Bu işin şerefi de, sorumluluğu da Erdoğan’a aittir. Kürt açılımının T.C.’ye maliyetinden Davutoğlu sorumlu tutulamaz.
SON RESMİ BİLMEK MİLLETİN HAKKIDIR
Kimin ne kadar sorumlu olduğunu bir tarafa bırakalım. Muvafık veya muhalif Türk Milleti’nin, açılım seferi karşı kıyıya ulaşınca karşılarına çıkacak “resmi” bilmesi gerekir. Yeni anayasada Güneydoğu Anadolu, “özerk bölge” mi, “federal eyalet” mi, yoksa “otonom devlet” olarak mı tanımlanacaktır? Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi ile ilişkileri ne olacaktır? Bu konuda Kürtler’in zihnindeki “son resmi” az çok biliyoruz. Ama hükümetin zihninde ne var, onu bilmiyoruz.
Son söz: Burası bizim; geriye kalan hem bizim, hem sizin.