Önceki gün Ankara Kocatepe Camii, Goethe’nin sözünün ne kadar haklı olduğunu gösterdi:

-Cahilliğin eyleme geçişinden daha korkunç bir şey yoktur!

İslam topraklarımızda pek bilinmiyor, öğrenmek için çaba da gösterilmiyor.

Metin Uca demiş ki, “yakılmak istiyorum, küllerim de Boğaz’a serpilsin.”

Pek bilmişler başladı; “vay ateist/Tanrı tanımaz!” Öyle olsa ne olur?

Şunu bilmiyorlar; yakılmak ateistlik değildir. Bazı dinlerde ruhun hayatta kalması için bedenin yakılması gerektiğine inanılır. Mesela, Hinduizm böyledir...

Türkiye’de yakılarak defnedilme için hukuki engel yok, yakılacak yer/krematoryum yok maalesef...

Çokbilmiş cühelanın ayrıca bilmediği şu:

Ölüler kendilerini gömmezler” sözü vardır; ölü yakınlarına defin uygulama sorumluluğu yükleyen sözdür bu. Karar verici hukuken aile yakınlarıdır...

★★★

Şunu da eklemeliyim:

Cahiliye devrinde yeniden dirilmeye/hesap vermeye/ahirete inanılması sebebiyle bazı ritüeller yapılırdı:

-Cenazenin su sabun ile temizlenmesi...

-Ölünün kefenlenmesi...

-Mezara tabutla götürülmesi...

-Cenaze giderken saygı gereği her geçtiği yerde insanların ayağa kalkması ve cenaze tamamen önlerinden geçinceye kadar oturmamaları...

-Ölü mezara indirilirken dua rahmet okunması/ “salat” getirilmesi...

-Mezarın üzerine su dökülmesi...

-Ruhun vücuttan çıkışı ile bedenin dinginleştiğine inanılması...

-Ölü evinde mersiye okunması...

-Yas döneminde ticaret yapılmaması...

-Ölen şahsın nerede olduğunu soranlara “göçtü” denmesi...

Evet, tüm bunlar İslam öncesi Arap defin gelenekleri idi.

Bunu yazmamın nedeni şu:

★★★

Arkeolojik araştırmalarda insanoğlunun mezar kültürünün, 130 bin yıllık olduğu sanılıyordu. Ölülerini ilk gömenlerin -amcalarımız- Neandertaller olduğu ileri sürülüyordu.

Bulunan en eski mezarın 100 bin yıllık olduğu İsrail’deki buluntularda ortaya çıkmıştı.

Bundan beş yıl önce...

2018’de Güney Afrika Johannesburg yakınlarında, Rising Star isimli mağarada bulunan fosiller tarihi yeniden yazdırdı...

Bulunan 15 kişi, küçük bedenli insan popülasyonları ile benzerdi. Bu; beyni şeftali büyüklüğünde, kafa hacmi hayli küçük -yakın akrabamız- “homo naledi” idi.

Prof. Lee Berger ve ekibinin kazısı aslında on yıl önce başlamıştı ama 15 kişinin bir düzen içinde toprağa verilmesi başka gerçeği ortaya çıkardı; Nalediler, 250-300 bin yıl önce ölülerini mezara defnediyordu!

Kaç bin yıllık defin kültürü var.

Cenazeye terbiyesizlik yapmaya ne gerek var?

Hiç mi tarih bilmezsiniz; Hz. Muhammet, kendisi ve İslam hakkında sürekli kötü konuşan Abdullah b.Üveyy’ye “kefen” olarak gömleğini vermedi mi?

Geçen bir cenazeye hürmeten ayağa kalkınca, yanındakilerin “cenazenin bir Yahudi’ye ait olduğu” uyarısına, “onun da insan olduğunu ve saygı duyulması gerektiğini” söylemedi mi?

Bir de günümüz cahillerinin fütursuzluğuna bakar mısınız...

★★★

Metin Uca ilk değil...

Yıl 1969. Yargıtay Birinci Daire Başkanı İmran Öktem’in Ankara Maltepe Camii cenazesi de Komünizm İle Mücadele Derneği mensupları tarafından “Allahsızın namazı kılınmaz” diye basıldı!

Camilerin siyasete araç yapılması sürüp gidiyor. Öyle ki, bir cenaze sırasında cami avlusunda “salavat getirilir/getirilmez” tartışmasına tanık olduk...

Sükunet içinde olması gereken defin günümüzde gösteriye/gösterişe dönüştürüldü. Her önüne gelen “dini tören icat” ediyor!

Bazı camilerde Vehhabi gibi zihniyetlerin ritüelleri dayatılıyor...

Kimileri de kimin cenaze namazı kılınıp kılınmayacağına karar veriyor!

Bilgisizlik, virüs gibi ülkemizi esir alıyor.

Bilmiyorlar ki, cenazeye saygısızlık hukuken suçtur.