Bütçe bir tercihler belgesidir

Bütçe sadece rakamlardan ibaret değildir. İktidarın kimden yana tercih kullandığını gösteren bir “turnusol kağıdı”dır. Söylemlerden ziyade eylemlerini yansıtır. Ödediğimiz vergilerin kime, nereye, nasıl, harcandığını göstermekle kalmaz; aynı zamanda kime, neye harcanmadığını da gösterir.

11 trilyon 49 milyar lira vergi ödedik, ama yetmedi...

2025 yılı bütçe gerçekleşmelerine göre geçen yıl;

- Saniyede 350 bin TL,

- Dakikada 21 milyon TL 

- Saatte 1 milyar 261 milyon TL 

- Günde 30.2 milyar TL 

- Ayda 920 milyar TL 

- Toplamda bir yılda 11 trilyon 49 milyar 467 milyon TL 

VERGİ ödedik ama yine de yetmedi, yettiremedik. Yılın sonunda bütçe 1 trilyon 799 milyar TL açık verdi.

2025 yılında ödediğimiz vergiler 2024 yılına göre %51.3 arttı. Oysa aynı yıl TÜİK enflasyonu %30.89 oldu. Enflasyonun %70 üzerinde vergi ödedik ama yine de yetmedi, yettiremedik.

Tahsil edilen vergilerin;

- %29.7’si KDV’den,

- %18.3’ü ÖTV’den,

- %25.5’i Gelir Vergisi’nden,

- %11.1’i Kurumlar Vergisi’nden

- %15.5’i ise diğer vergilerden oluşuyor.

Faiz geliri ve diğer menkul kıymet gelirleri üzerindeki stopaj oran artışının katkısıyla Gelir Vergisi tahsilatının toplam vergi gelirleri içindeki payı artsa da dolaylı vergi ağırlıklı, adaletsiz vergi sistemi devam ediyor.

Havuz neden dolmuyor?

Vatandaş, elindekini, avucundakini, sermayesini, alınterini Hazine’ye akıttı, üzerine düşeni fazlasıyla yaptı ama yetmedi...

Çünkü, bütçe havuzuna akan gelir musluklarını ne kadar artırırsanız artırın harcama musluklarını kısmaz; faiz, israf ve yolsuzluk musluklarını kapatmazsanız havuzu doldurulamazsınız. Nitekim, dolmuyor da. Sonra havuz dolsun diye yüksek faiz maliyetine katlanarak borçlanma muslukları açılıyor.

Bütçe faize çalışıyor...

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçerken, ülke ekonomisinin uçuşa geçeceği söylenmişti. “Ver yetkiyi gör etkiyi!” denilmişti. Gördük...

Ülke ekonomisi uçuşa geçti elbet. Ama bunlar; döviz kuru, enflasyon ve faizler oldu. Buna bağlı olarak Merkezi Yönetim Bütçesi’nden yapılan faiz harcamaları adeta şahlanış dönemi yaşadı.

Açıklanan Merkezi Yönetim Bütçe verilerine göre 2025 yılında, 14 trilyon 634 milyar liralık bütçe giderine karşılık 12 trilyon 835 milyar lira bütçe geliri elde edildi. Bütçe, 1 trilyon 799 milyar lira açık verdi. Açığın en büyük nedeni ise faizler oldu.

2025 yılında, tamı tamına, 2 trilyon 54 milyar 382 milyon lira faiz harcaması yapıldı.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile uçuşa geçen faiz harcamaları 2025 yılında rekor tazeledi.

Bütçe giderlerinin geneli 2025 yılına göre %35.7 artarken, faiz harcamaları %61.7 oranında arttı.

Ödediğimiz her yüz liralık verginin 18 lira 59 kuruşu faize gitti.

Bütçeden faiz için yapılan harcamalar, yatırım için yapılan harcamadan %52.1 daha fazla gerçekleşti.

ÖTV tahsilatından fazla faiz ödemesi

Bütçe rakamları 2025 yılında ilginç bir tablo ortaya çıkardı. Akaryakıttan, otomobilden, mutfaktaki fırından, elektrik süpürgesinden, telefondan, çıtçıtlı tırnak makasından ve daha pek çok üründen alınan ve hayatımızı kuşatan Özel Tüketim Vergisi tahsilatı 2025 yılında 2 trilyon 24 milyar lira oldu. Aynı dönemdeki faiz harcaması ise 2 trilyon 54 milyar lira.

Yanlış politikalarla çığ gibi büyüyen faiz harcamaları olmasa, hiç ÖTV ödemeyebilirdik. Bunun anlamı ise;

- Bugün litresi yaklaşık 55 lira olan benzini, ÖTV olmasaydı, KDV’si ile birlikte 17 lira 78 kuruş daha ucuza alabilirdik. Yani bir litre benzini 55 liraya değil 37 lira 21 kuruşa alabilirdik.

- Bugün yaklaşık 107.999 lira olan bir cep telefonunu, ÖTV olmasaydı ve KDV’si ile birlikte 36.000 lira daha ucuza alabilirdik. Yani 107.999 lira değil 71.999 lira ödeme yapmış olacaktık.

- Vergi öncesi fiyatı 1.000.000 TL olan 1500 cc bir otomobili 2 milyon 177 bin lira yerine 967 bin lira daha düşük bir fiyatla 1 milyon 209 bin liraya alabilecektik.

- Televizyonu, buzdolabını, fırını, elektrik süpürgesini daha pek çok ürüne daha düşük bir bedele sahip olabilecektik.

Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz...

Vergilerimizden yapılan astronomik faiz ödemeleri, meydanlarda faize karşıyız denildiği dönemde uçtu. Meydanlarda sürekli “faize karşıyız” söylemleri dile getirilse de, bütçe gerçekleşmeleri astronomik faiz ödemeleriyle bu söylemin tersini ortaya koymaktadır. Eylemler... Söylemler... Tercihler, tercihler, tercihler...

İktidar her ortamda, faize karşı olduğunu dile getirmektedir. Ancak fiiliyat ile söylemler arasında ciddi bir uyuşmazlık söz konusudur. Fiiliyat ile söylemler arasındaki bu derin uyuşmazlık karşısında söylenecek en doğru söz Ziya Paşa’nın meşhur dizeleridir: “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz / Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde.”