“İslamistler”, dünyayı “Dar-ı İslam” yani Müslümanlar’ın hakimiyeti altında olan ve “Dar-ı Harp” yani Müslümanlar’ın hakimiyetinde olmayan yerler diye ikiye ayırır. Kutsal amaç, tüm dünyayı “Dar-ı İslam” haline getirmektir. Bu amaca ulaşmak için Müslümanlar’ın harp etmesi şarttır. İnsanlık tarihi boyunca, kutsal ilan edilen bir amaca ulaşmak için yapılacak harplerde kullanılacak her taktik ve yöntem, ne kadar kalleşçe ve gaddarca olursa olsun ahlaki kabul edilmiştir.
AMAÇ LAİKLİĞİ TASFİYE ETMEKTİR
Tayyip Erdoğan riyasetindeki AKP, Cumhuriyet’in üzerine inşa edildiği üç sütunun en önemlisi olan “laiklik” ilkesini ortadan kaldırmak için var gücüyle çalışıyor. “Amerika’yı Müslümanlar keşfetti”, “Niçin BM Güvenlik Konseyi’nde Müslüman ülke yok” veya “Söke-söke onların çocuklarına Osmanlıca öğreteceğiz” çıkışları bu stratejinin reklam kampanyalarıdır. Şunu hemen söyleyeyim, bir süre ilerleme kaydetseler de damaya çıkamayacaklar. Çünkü laiklik, az veya çok Müslümanlar’ın da beynine girmiştir. Çağımızın en kapsayıcı İslam mezhebi “Dine bilim kapısından girilir” diyen “laikilik”tir.
İSLAM NEYİ EMREDİYORSA MÜSLÜMANLAR AKSİNİ YAPIYOR
Bunu, ben değil, İslamcı yazar Ali Bulaç köşesinde kalın harflerle yazıyor. İslam’ın ne emrettiğini ve Müslümanlar’ın hangi eylemlerinin bunun aksine olduğunu ben bilmiyorum. Ama başta Yaşar Nuri Öztürk olmak üzere “laik İslam” bilginleri doğruyu anlatmak için zaten çırpınıp duruyor.
GÜNAH İŞLEME ÖZGÜRLÜĞÜ SAĞLAYAN DİN, ÇOK SATAR
“İndirilen” değil de “uydurulan” dinin çok satmasının sebebi, insanların günaha meyyal olmasıdır. Dinler, insanları, “insana hayrı dokunacak işler yapmaya ikna için” yeryüzüne inmiştir. Cennet vaadinin de maksadı budur. Ancak insanın içindeki şeytan yani bencillik, dini amacından saptırıp onu “hem günahkar yaşayıp, hem de cennete gitmenin” vize makamı haline getirmiştir. Piyasada din diye pazarlanan şeylerin onda dokuzu, dürüstlüğü değil, günahların vebalinden kurtulmak için yapılması gereken ve adına ibadet denen merasimi anlatır. Zannedilmesin ki yalnız İslam’dan bahsediyorum. Reforma kadar Hıristiyanlığın da işlevi çoğunlukla buydu. Dinlerin gelişmesi, bilimin gelişmesi sayesinde olmuştur. Dinler, bilimle çatışmaya girmiş ve girdiği her çatışmada yenilmiştir. Bu yenilgiler, dinleri hurafelerden arındırmış, olgunlaştırmış ve ortaya “ibadeti az-inancı çok” çağdaş dinler çıkarmıştır.
Son söz: Bilim dine sığmaz, din bilime sığar.