Büyük umutlarla gittiğimiz dünya kupasından büyük bir hüsranla döndük. Bu kez çok umutluyduk. Hazırlık maçlarındaki başarılı sonuçlar umutlarımızı daha da yükseklere taşımıştı. Ama olmadı.

Gerçekten hazırlık maçlarında çok başarılı maçlar oynayan ve kazanan bir takımın, grup maçlarında hiç gol atamayarak (ABD maçından bahsetmiyorum) kupaya veda etmesi ister istemez bazı soruları akla getirdi. Gerçekten bu başarısızlık yüreğimize oturdu. Bu yüzden de günlerdir neden, niçin başarılı olamadığımız konusu üzerine bazı yorumcular tarafından zaman zaman da dozu artırılarak eleştiriler yapılmaya devam ediyor.

Futbolda bu tür sonuçlar sadece bizim değil dünyanın en prestijli takımlarının da başına gelmiştir. Ama bu başarısızlık bu sefer sadece spor camiasını değil, tüm ülkeyi yasa boğdu. Belki de bunun sebebi reklam filmleriyle adeta bir savaşa gidiyormuşuz gibi, siyasette bulaştırılarak, neredeyse kupada çok üst derecelere çıkacakmışız gibi bir hava yaratılmasıydı.

Sonuç hüsranla bitti. Son maç dışında tek gol dahi atamamamızın sebebi çok eleştirildi.

Bu durumlarda ortaya çıkan soru şu “ Sorumlu kim veya kimler?”.

Eleştirmenlerin çeşitli değerlendirmelerinden yola çıkarsak;

İlk olarak, teknik direktör Montella !!

Türkiye’deki ilk hocalığı Adana’da yaptı ve son derece başarılı bir dönem geçirdi. Tek karar vericiydi.

İtalyan Montella, gerek kupada maç kadroları yaparken, gerekse bir psikolog gibi takımı hazırlarken bize benzedi.

Duygusal davrandı.

Kadroyu oluştururken ayırımcılık yaptı.

TFF Başkanı, Bilal Erdoğan ve Montella birlikte formalı fotoğraf çektirdiler. Fotoğraf, medyada yayınlanınca, spor camiasında, tamam bulaşmadık bir orası kalmıştı oraya da siyaseti bulaştırdılar diye dillendirilmeye başlandı.

Montella, takımın

başarısızlığını adeta başarıymış gibi konuşmaya başladı.

Bazı futbolcular şöyle oldu böyle oldunun arkasına saklanırken, Türk futbolunun harika çocuğu 20 yaşındaki Arda kitabın ortasından konuştu ve gerçeği dile getirdi “ iyi oynamadık, başarısızdık”.

Biz de sorumluluğu kimse üstüne almadığı için, ne TFF Başkanı ne de Montella istifa etti. Ama gelin görün ki kupadan bizim gibi elenen diğer iki takımın teknik direktörleri istifa ettiler.

Futbol içerikli bu yazıyı kaleme alırken, bir yandan da yabancı bir ülke kupa maçı izliyordum. Ceza alanı dışında bir oyuncuyu hakem faulle cezalandırdı. Faul yapan takım futbolcuları, faul yapılan noktadan hakemin belirlediği 9 metre 15 cm’de baraj oluşturdular. O anda birden bire futbol oyunundaki bazı hakem kararlarının, siyasetteki hakim kararları ile nasıl örtüştüğünü düşündüm.

Kaynak olarak ekle

Futbolda yapılan barajı, kaleci sağa sola diye düzeltir. Ceza atışı yapan takımdan bir oyuncu da baraj içinde hakemin kararına göre yerini alır. Bu baraj içinde yerini alan futbolcunun tek görevi vardır o da barajı bozmak. İşte bu barajı bozan oyuncuyu görünce birden, butlan sonucu hakim kararıyla yeniden CHP’nin başına gelen ve partiyi karıştıran Sayın Kılıçdaroğlu’nu anımsadım. Onun görevi de Cumhuriyet’i kuran partiyi karıştımak değil mi ?

Kemal Bey, daha önce referandumda mühürsüz oylara itiraz etmediniz. Son Cumhurbaşkanlığı seçiminde anketler kazanamayacağınızı gösterdiği halde aday oldunuz. Bu kez de CHP’yi karıştırıp Sayın Erdoğan’ı yeniden iktidara taşımak mı istiyorsunuz !! Bu iktidar, sayenizde bir kez daha göreve gelmeyi düşünse de asla başaramayacak. Seçimde halk “Kırmızı kart” gösterecek.

SON SÖZ:

Hayatta en acıklı şey,

bir insanın problemin

kendinden kaynaklandığını

görememesidir.

CARL GUSTAV JUNG