Sadettin Tantan, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün çok bilinen, tanınan bir mensubuydu. Operasyonların başında yer alıyordu. Tantan, efsane bir emniyet mensubu olarak tanınıyordu. Sonra İl Emniyet Müdürlüğü yaptı. İçişleri Bakanı oldu. Büyük operasyonlar, üzerine kolay kolay gidilemeyecek isimlerin üzerine kararlılıkla gitti. Yani operasyonun ne demek olduğunu yaşayan, bilen bir isim. Ülkemiz üzerinde ciddi tehditler bulunduğunu, bu konuda ne yapılması gerektiğini de anlatıyor.
Yalova’da IŞİD militanlarına yönelik operasyonda 3 polisimiz şehit edildi, 8 polisimiz ve bir bekçimiz yaralandı. Operasyonun saatlerce sürmesinin nedeni ise teröristlerin kadın ve çocukları kendilerine siper etmesi, onlara zarar gelmemesi için özenli davranışlarıydı. Operasyonlarla ilgili değişik yorumlar yapıldı. Sadettin Tantan, bu operasyona bakışını bize anlattı:
ZAMANLAMA ÇOK ÖNEMLİ
Operasyon dediğimiz şey anlık bir yakalama değil; mutlaka ciddi bir hazırlık, doğru zamanlama ve net bir yönetim gerektirir. En kritik konulardan biri zamanlama. Yanlış seçilen bir saat, hedeflerin kaçmasına ya da başka noktaların erkenden alarm durumuna geçmesine yol açabilir.
Örgütlü suçlarda, bir hücre evine uygulanacak operasyonda, önemli bir zorunluluk olmadıkça, gündüz, akşamın erken saatleri veya sabahın geç saatlerinin isabetsiz olacağı düşünülmelidir. Bu yüzden hedeflerin aynı anda bir arada olup olmadığı, birden fazla noktada eş zamanlı müdahale gerekip gerekmediği önceden iyi analiz edilmeli.
SIKÇA YAPILAN HATA
Bir diğer önemli husus, sahadaki ekiplerin doğru şekilde ayrılmasıdır. Operasyonu yapan tim, çevre güvenliğini sağlayan ekip, sağlık ve takviye unsurları ile yöneticiler ayrı ayrı planlanmazsa sahada ciddi zaaflar ortaya çıkar. Araç, mühimmat ya da teknik donanımdaki küçük bir eksiklik bile operasyonun seyrini tamamen değiştirebilir.
Benim özellikle altını çizdiğim nokta ise operasyon yönetimidir. Uygulamada sık yapılan hata, yöneticinin sahada bizzat yakalama timine katılmasıdır. Oysa yöneticinin görevi yakalama yapmak değil, kuvvetleri doğru yerde konumlandırmak, güvenliği sağlamak ve süreci soğukkanlılıkla yönetmek. Yönetici sahaya girerse, hem kontrol kaybolur hem de kriz anında ciddi bir yönetim boşluğu oluşur.”
HER OPERASYONDAN DERS ÇIKARILMALI
Tantan, operasyonun nasıl yapılması gerektiğini adım adım şöyle sıraladı:
-”Operasyonlar anlık ya da doğaçlama işler değildir; mutlaka önceden hazırlanmış bir plana dayanır.
-Planın ilk ve en kritik unsuru zamanlamadır. Yanlış seçilen zaman, operasyonu başlamadan bitirir.
-Operasyon öncesinde hedeflerin nerede, ne zaman ve hangi koşullarda bir arada olacağı net şekilde tespit edilir.
-Eğer birden fazla operasyon alanı varsa, bunlar eş zamanlı planlanır; aksi hâlde diğer alanlar alarm durumuna geçer.
-Sahada görev alacak personel rastgele değil, görev ve uzmanlık esasına göre ayrılır.
-Yakalama timi, çevre güvenliği, sağlık, takviye ve yönetim ekipleri ayrı ayrı planlanır.
TEK BİR YÖNETİCİSİ OLMALI
-Kullanılacak araç, silah, mühimmat ve teknik donanım operasyonun niteliğine göre önceden belirlenir ve eksiksiz hazırlanır.
-Operasyonun mutlaka tek bir yöneticisi olur; yetki karmaşasına izin verilmez.
-Operasyon yöneticisi sahada yakalama yapan timin içinde yer almaz; süreci uzaktan izler ve yönetir.
-Olası riskler ve beklenmeyen gelişmeler için alternatif senaryolar planın içinde yer alır.
-Operasyon boyunca bilgi akışı kesintisiz sağlanır; sahadan gelen bilgilere göre taktik değişiklikler yapılır.
-Operasyon tamamlandıktan sonra süreç değerlendirilir, eksikler tespit edilir ve bir sonraki operasyon için ders çıkarılır.”
PEKİ NE YAPILMALI?
Hazırlığı yapılmamış, doğru planlanmamış ve profesyonel şekilde yönetilmeyen operasyonların başarı şansının düşük olduğunu kaydeden Tantan, “Eğitim, bilgi ve donanım eksikliği olan müdahaleler genellikle başarısızlıkla sonuçlanır” diyor. Peki, ne yapılmalı? Sadettin Tantan, bunu şöyle anlattı:
“Türkiye’ye yönelik tehditleri gerçekten durdurmak istiyorsak, ulus içinde ve dışında, yeni bir altyapıya ve istihbaratın merkezinden beslenen yaygın bir haber alma ağına ihtiyacımız var. Her kurumun, her birimin görev tanımı net ve keskin şekilde belirlenmeli.
‘Türkiye Başsavcılık Kurumu’ mutlaka kurulmalı. İç ve dış tehditlerle hukuki zeminde, kurumsal ve sürekli bir mücadele ancak böyle verilebilir.
Bilginin hızlı akması hayati önemdedir. Milli kimlikli devlet üniversitelerinde ve araştırma enstitülerinde bilgi laboratuvarları kurulmalı. Türk milletinin nasıl yetiştirileceğini, nasıl görevlendirileceğini ve ulusal ile uluslararası alanda nasıl kullanılacağını tanımlayan bir ‘Ulusal Strateji Belgesi’nin yeniden yazılması gerekiyor. Bu belge bir devlet politikası olmalı ve teknoloji gibi sürekli güncellenmelidir.
İSTİHBARAT OFİSLERİ VAR
Bugün ABD, İngiltere ve NATO içindeki bazı ülkelerin; Kandil’i koruyan yapıların, Sincar’da, Suriye’de ve hatta Türkiye’nin birçok noktasında istihbarat ofisleri var. Türkiye doğrudan tehdit altında. Bu ülkelerin sistemi istihbarat ağları üzerine kurulu ve halk zarar görmeden tehditleri bertaraf ediyorlar.
Almanya, Fransa ve İngiltere’de Başsavcılık Kurumu var. Hatta birçok AB ülkesi de suçlarla mücadele için benzer yapılar kurma arayışında. Avrupa’da ortak hareket etme kabiliyeti mevcut.”
Türkiye’nin ise bugün bu ölçekte kurumsal bir yapısı yok.