Sevgili okurlarım, CHP’den seçilen nice belediye başkanlarını görevden aldılar, tutukladılar ve partiyi bölme aşamasında epeyce mesafe aldılar. Tayyipgiller iktidarı son zamanlarda büyük panik yaşıyor ama bunu dışarıya sızdırmıyordu. Baskın basanındır ilkesi doğrultusunda işi önce CHP’den başlattılar. Ekrem İmamoğlu ile başlatılan süreç zaten bunun göstergesiydi ama itiraf edelim, işin bu aşamalara varacağını hiç kimse bilemiyordu. Tahmin etmek de mümkün değildi çünkü kim olursa olsun herkesin kafasında yerleşmiş kavramlar vardı. Hak, hukuk ve adalet. Ancak zamanla gördük ki bu iktidarın ve ona destek verenlerin kafasında bu kavramlar hiç yoktu. İmamoğlu skandalından sonra devreye benzer uygulamaları soktular. Memlekette ne kadar CHP’li belediye varsa onların üzerine gidilecek ve onların ‘hırsız, rüşvetçi ve ahlaksız’ olduğu ortaya çıkarılacaktı!.. Çünkü ellerinde çok büyük bir koz vardı. Çok sayıda belediye onların elindeydi... Ve AKP’li belediyeler herkesin bildiği gibi son derece ‘dürüst, hak yemez, yolsuzluğun ve hırsızlığın ne olduğunu bilmez’ AK kadrolardan oluşmuştu!.. Ve süreç böyle başladı. Sonuç bugün itibariyle utanç verici, yüz kızartıcı. ★★★ Türkiye’de tablo şöyle: CHP’li 32 başkana bugüne kadar tutuklama çıktı. Her birinin tutuklanma gerekçesi aynıydı. Rüşvet, yolsuzluk! Aralarındı büyükşehir, il ve ilçe belediyeleri ve parti başkanlarıyla birlikte ekipleri ve aile bireyleri de vardı. Yani yüzlerce kişi... Demek ki CHP son yerel seçimlerde memlekette ne kadar hırsız varsa onları toplayıp bir sürü vurgun yaratmıştı! Ancak burada bütün Türk Milletini ilgilendiren bir husus vardı ki, bize teselli veren bu gerçeğin üzerinde yeterince duramadık! Neydi o? AKP’li hiçbir belediye ve belediye başkanı milletin parasını çalmamış, har vurup harman savurmamış, kendi adamlarına peşkeş çekmemiş ve her zaman ‘dürüst’ kalmıştı! Dolayısıyla bırakın soruşturma açmayı, onları tutuklamayı falan bir yana, hiçbirinin hesaplarını denetlemeye bile gerek yoktu! Bu kadar ‘namuslu’ kadroları bir araya getirip para basan belediyeleri onlara teslim eden Saray ve Recep Tayyip kadrolarına hep birlikte teşekkür etmek bize düşen bir görevdir! ★★★ Sevgili okurlarım, yaşadığımız hikayeyi yukarıda kısaca ve basitçe anlatmaya çalıştım. Ancak iktidarın bu konuda amaca ulaşıp CHP’yi yıpratması elbette kolay bir iş değildi. Saray’ın ve Recep Tayyip’in bile buna gücü yetmezdi. Her türlü devlet yetkisi ve devlet gücü ellerinde olsa bile az gelirdi... Ve buna bir çare bulmaları gerekiyordu. Yılların partisi CHP’yi bölmek ve yıpratmak öyle kolay bir iş değildi. O halde ne yapmalıydı? Bir ‘Truva atı’ bulup yandaşları CHP’nin içine sokmak ve partiyi içinden fethetmek en etkili çözüm olacaktı. Ancak bu Truva atı kim olabilirdi? Aradılar, adayları incelediler ve sonunda bir isim üzerinde anlaşmaya vardılar. Kamuoyunda KK rumuzuyla bilinen Kemal Kılıçdaroğlu! Partiye başkanlık yaptığı 13 yıl boyunca girdiği her seçimi ve kurultayı kaybeden ve CHP içerisinde Özgür Özel yönetimiyle ‘kavgalı’ olan eski genel başkan... Yargı zaten büyük ölçüde iktidarın elindeydi... KK, yargının da desteği ile devreye sokuldu ancak günümüz itibariyle bu hamleler fasa fiso çıktı. KK olayını tutturmaları bir türlü mümkün olmadı. Truva atı KK gerek Saray ve gerekse Recep Tayyip’e beklenen ivmeyi veremedi. Şimdi dün dahil bu heyecan dolu filmin ilk yarısını izlemiş bulunuyoruz. İkinci yarısını da çok yakında, hatta bugünden başlayarak hep birlikte izlemeye koyulacağız. Özellikle Saray- Recep Tayyip-Truva atı KK üçlüsünün neler yapacağı, işbirliğinin nasıl gelişeceği gerçekten merak konusu!