Sevgili okurlarım, Asya kıtasında bizim Türk Devletleri olarak tanımladığımız bazı devletler var. Bunların bir bölümü işlerine geldiği takdirde sözüm ona Türk’tür. Kazakistan, Türkmenistan, Kırgızistan, Özbekistan, Azerbaycan... Aslında günlük lisanlarında (Azerbaycan hariç) bazı Türkçe kelimeler vardır ama kendi aralarında Türkçe konuşmazlar. Rusçayla karışık kendi dilleri vardır. Alfabeleri de kendi dillerinden oluşmuştur. Okullarında Türkçe öğretilmez. Bizimkiler her ne kadar onların ‘Türk’ olduğunu savunsa da, onların çoğu yöneticisi dünya kamuoyu önünde ortaya çıkıp “Biz Türk’üz” demez, diyemez... Çünkü bazıları ABD’nin, bazıları ise Rusya’nın ağırlığı ve etkisi altındadır. Önemli konularda verilecek kararları onlara ABD ve Rusya bildirir. ★★★ Şimdi oralarda önemli (!) bir toplantı var. Adına “Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmi Zirvesi” demişler. Bu iş için bizim Recep Tayyip de atladı süper lüks uçağına, yanındaki kalabalık heyet ve makam araçlarıyla birlikte Kazakistan’a uçtu. Orada yine aynı durumlar... Karşılıklı nişan ve madalya takmalar, karşılıklı nutuklar, övgüler, yağlamalar falan filan... Ben ‘Türk devletlerinin’ sık sık yapılan bu toplantılarında bir şeye bakarım. Benim için ötesi palavradır. Örneğin Recep Tayyip’in yerinde olsam toplantı masasında onlara şöyle derdim: “Alın size KKTC adlı son Türk devleti. Nüfusunun tamamı Türk ve Müslüman. Bu devleti niçin tanımıyorsunuz?.. Çünkü size ya ABD engel oluyor ya da Rusya. Ne biçim Türk’sünüz siz?” Sonra devam ederdim: “Ey Azerbaycan hele sen neredesin? İşine gelince bir millet iki devlet diye bağırırsın, bizden yardım istersin. Ne biçim dostluk, ne biçim Türklüktür bu? KKTC’yi sen bile resmen tanıyamıyorsan, sana yazıklar olsun.” Ben ne diyeyim efendim, hayırlı toplantılar olsun! Ötesini boş verelim. Kurban paranızı bunlara kaptırmayın Sevgili okurlarım, her yıl olduğu gibi bu yıl da birtakım tipler yine kurban parasının peşinde... Bunlar çeşitli dernekler, vakıflar... Ama hepsinin ortak bir özelliği var. Hepsi de dinci kuruluşlar. Her birinin arkasında AKP desteği var. Hep görüyorsunuz, televizyonlar ve yazılı basın, özellikle yandaş medya bunların ilanlarıyla dolu. Her biri sizin paranıza nasıl çöküleceğinin hesabı içinde. Amaç belli, milyonlarca insanımızın iyi niyetli duygularını gıdıklayıp kurban paralarını kendilerine hortumlamak. Reklamlara kanacak olursanız karşınıza şu gerçekler çıkacak... Bu İslamcı kuruluşlar ilk aşamada sizi kandırmak zorunda. Kurban parasını reklamlara kanıp onlara vereceksiniz ama vatandaş yine de soracak... “Arkadaş ben size kurbanımın bedelini bağışlıyorum ama siz topladığınız bu paraları ne yapacaksınız, nerede ve nasıl kullanacaksınız?” Bu sorunun yanıtını veremiyorlar çünkü foyaları çıkacak. ★★★ Şimdi Türkiye’de yeni bir moda çıktı! Bu üçkağıtçılar kurban paralarını çeşitli Afrika ülkelerinde kullanacaklarını iddia ediyorlar! Afrika’da çok aç var, susuzluk çekiliyor, insanlar et yiyemiyor. Afrika dediğiniz kıtada on milyonlarca insan yaşıyor, bir sürü İslamcı kuruluş çalışıyor. Hemen hiçbirinde devlet denetimi, devletin ağırlığı yok. Hiçbirinde denetleme mekanizmaları çalışmıyor. Bizim İslamcılar işte bu boşluktan yararlanıp Afrika pazarını gündeme getiriyorlar... Türkiye’deki fakir fukara, Türkiye’deki açlar onların ilgi alanına pek girmiyor. Şimdi varsa yoksa Afrika... Bir de hemen belirteyim, Asya kıtasında yer alan Arakan Müslümanları... Arakan Müslümanları nerededir bilmiyoruz ama bir sürü insanımız bu yalanlara kanıp kurban paraları onlara gönderilsin diye bağışta bulunuyor. ★★★ Size bir şey daha söyleyeyim ve çok önemlidir... Bu İslamcı dernekler,. İslamcı vakıflar Türkiye’de yeterince denetlenmiyor. Hele bu iktidar döneminde onlar tam anlamıyla ‘özgürlük’ kazandı. Karışan yok, hesapları araştırmakla yükümlü olan kuruluşlar hiç yok. Yani ne yüz kızartıcı, nasıl utanç verici bir durumdur bu! Sonra efendim bu bağış kampanyalarında Kızılay da yerini alıyor. Reklam kampanyasının en önde gelen elemanı. O da kurban paralarını istiyor. Bazen düşünüyorum, kendi kendime hayıflanıyorum. Hey gidi yılların Kızılay’ı hey... Bizim milletçe taa Cumhuriyet öncesinden, Kurtuluş Savaşı günlerimizden beri sevdiğimiz, saygı duyduğumuz Kızılay! ★★★ Bu iktidarla birlikte orası da siyasete alet edildi. Parti teşkilatı gibi çalışıyor. Önümüzde sadece bir hafta kadar bir zaman kaldı... Sizlerden istirham ediyorum, bu söylediklerimin son kelimesine kadar doğru olduğunu lütfen biliniz ve kurban paralarınızı öyle rast gele bir takım yerlere bağışlayıp çarçur etmeyiniz. Bakınız, orada lösemili (kanserli) çocukları ücretsiz tedavi eden LÖSEV var. İstanbul’da yaşlı ve engelli fakir fukaranın bakımını üstlenen Darülaceze var. Onlar da sizden bu konuda katkı bekliyor.