Sözcü Plus Giriş
EGE CANSEN

Kakafonik ekonomi

28 Temmuz 2016

İyi işleyen bir ekonomi; yetenekli, becerikli ve ahlâklı yani diğerkâm insanların davranışlarından oluşan muhteşem bir senfonidir. Bu senfoni toplumu mutlu ve müreffeh kılar. Ancak bu senfoni; yeteneksiz insanların geleceklerinden endişe edip, ahlaksızlaştığı yani kendi menfaatini her şeyden önde tutan hale geldiğinde kakafoni olur.
15 Temmuz lanet darbe girişimi insanları korkutmuştur. Dar gelirli emekçiler işlerini kaybetmekten, zenginler de servetlerinin azalmasından korkmaktadır. Bu iki endişeden, ekonomi için daha etkili olanı, servet sahiplerinin duyduğu korkudur.
Servet sahipleri, böylesi kişinin önünü göremediği sisli günlerde, bir yandan servetlerinin tehdit altında olduğu endişesine kapılır. Diğer yandan da bu tehdidin servetlerini artırmak için bir fırsat doğurduğuna inanır.
İşte bu yüzden finansal piyasalarda “borsanın çökmesi”, “döviz ve altın fiyatının yükselmesi”, “faizlerin çıkması”, “tahvil fiyatlarının düşmesi” gibi dalgalanmalar oluşur. İngiltere halkı, AB'den ayrılma kararı alınca ortaya çıkan finansal piyasa oynaklığı, Türkiye'de de lanet darbe girişiminden sonra ortaya çıkmıştır. İkisi de aynı sebepten doğmuştur. Sis dağılmaya başlayınca, değişimler trend çizgisine geri gider.

FİNANSAL KRİZ REEL EKONOMİYİ NASIL BOZAR

Fethullah Gülen hareketi, “FETÖ” (Fethullahçı Terör Örgütü) kısaltması ile açıklanamayacak kadar derin ve geniş bir sosyal oluşumdur. Bu bir “İslami İnkılâp (İhtilâl)”dir. Kendine göre kutsal bir amaca hizmet edilmektedir.
Bana göre külliyen zırva olmasına rağmen, Melih Gökçek'e göre, kadrolaşma işinde Fetocu cinler görev yapmıştır. Ama iş darbeye gelince ne hikmetse becerikli “cinler” istirahata çekilmiş, ortaya tanklar ve savaş uçakları çıkmıştır.
Kuşkum yok ki; Fethullah Gülen ile gönül bağı olan ve bu harekete maddi ve manevi destek sağlayan, aileleriyle birlikte sayıları milyona varabilecek esnaf ve işadamlarının ekseriyeti “darbeci” değildir.
Onun için bu “Fethullahçı” temizleme kampanyası aşırıya kaçmamalıdır. Eğer kaçılırsa, şimdi finansal ekonomiyi etkileyen geçici dalgalanma o zaman reel ekonomide daha uzun süren olumsuzluklara yol açabilir.

DÜVELİ MUAZZAMA VE ERDOĞAN

ABD ve AB'nin yani eski değimiyle Batılı büyük devletlerin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'dan sıdkının sıyrıldığı bir gerçek. Hatta bu yüzden şu lanet antidemokratik darbe girişimine karşı gereken dozda bir tepki gösteremediler.
Buna rağmen Batı'nın son yıllara kadar ve hatta halen İran ve Rusya'ya karşı uyguladığı, siyasi gerekçeli “finansal ambargo”yu Türkiye'ye karşı uygulayacağını sanmıyorum. Ama yine de bu ihtimali göz önünde tutmak gerekir.
Türkiye'yi idare edenler, ikinci bir darbe korkusundan kendilerini kurtarsınlar. Ben bu ihtimali sıfır görüyorum. Eğer korkmakta devam ederlerse, darbe önlemek için alacakları adaletsiz önlemlerle, olmayacak darbenin olma şansını artırırlar.
Son söz: Dinden gelecek hayır, Allah'tan gelsin.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more