Reklamsız Sözcü
SONER YALÇIN

Hitler’i bir de böyle okuyun

5 Ocak 2016

Erdoğan'ın “Hitler Almanya'sına baktığında” ne gördüğüne dair sözleri tartışılıyor.
Kimi... Erdoğan'ın “gizli niyetinden” bahsediyor.
Kimi… “Erdoğan'ın neye özendiğinin dışa vurumu” diyor.
Kimi... Erdoğan'ın “bilinç patlaması” yaşadığını iddia ediyor.
Kimi ise Hitler Almanya'sının başkanlık sistemiyle hiç ilgisi olmadığını yazıyor.
Sanırım…
Bir tartışmayı hep eksik yapıyoruz: Mesele salt Hitler'in unvanı ve yaptıkları değil Alman Weimar Cumhuriyet'in nasıl yıkıldığıdır!
Eğer Erdoğan'ın Hitler Almanya'sı örneğini tartışacaksanız, Weimar Cumhuriyeti'nin Hitler'e nasıl teslim olduğunu bilmemiz şarttır!
Yoksa…
Hitler; “şansölye”, “Führer” ya da “Führer und Reichskanzler” olsa ne fark eder?
Aslolan şu:
Hitler; hangi siyasi, iktisadi ve toplumsal koşullar sonucu tüm yetkileri elinde toplayan bir diktatöre dönüştü?..
Bize benzerlikleri şaşırtıcıdır…
Tarih: 9 Kasım 1918.
Savaştan yenik çıkan Almanya'da II. Wilhelm tahtan indirildi; iki kanatlı parlamentodan oluşan cumhuriyet ilan edildi. Sosyal demokrat F. Ebert ilk cumhurbaşkanı oldu.
Almanya 19 Ocak 1919'da genel seçime gitti.
Sosyal demokrat SPD yüzde 37.9; Katoliklerin ağırlıkta olduğu merkez parti ZP yüzde 19.7; liberal demokrat DDP yüzde 18.5; cumhuriyet karşıtı muhafazakar DNVP yüzde 10.3; sosyal demokratlardan ayrılan USPD yüzde 7.6; liberal-milliyetçi DVP yüzde 4.4 ve diğerleri yüzde 1.6 oy aldı.
Daha ortada Hitler filan yoktu…
Cumhuriyet'e ve demokrasiye karşı çıkanların sayısı çok azdı.
Ama ülkede siyasi istikrarsızlık vardı.
6 Haziran 1920'de yapılan seçimlerde SPD oyları yüzde 21.7'ye ve DDP oyları yüzde 8.3'e düştü! Merkez Partisi oylarını korurken, DNVP yüzde 15.1'e, DVP yüzde 13.9'a
fırladı!
Sürekli koalisyon hükümetleri kurulup yıkılıyordu.
Ve ülkede ekonomik istikrarsızlık vardı…

Tarihi ihtişam arayışı

Evet…
Alman siyasi kültürü; son derece parçalıydı, birbirine düşman pek çok siyasi-ideolojik, mezhep vs. egemenliği altındaydı.
Ama mesele sadece bu değildi…
Almanya'da siyasi istikrarsızlığın en birincil sebebi ekonomik kriz idi.
Ülkedeki hiper-enflasyonun boyutunu anlatmak için şu olay anlatılıyordu:
Hırsızlar kağıt para taşıyan el arabasını çalarlar; kağıt paraları bir köşeye atıp sadece el arabasını alıp kayıplara karışırlar! Yani…
Para o derece değersizdi. 30 kağıt fabrikası 150 matbaa firması sürekli para basıyordu. Bir tek örnek vereyim:
1 kg ekmek fiyatı; 1913'te 0.29 mark iken, 1923'te 428 milyar mark oldu!
Para o derece değer kaybediyordu ki; 5 bin marklık bir fincan kahve bitene kadar değeri 8 bin mark oluyordu!
Sonuçta korkunç bir insan sefaleti ortaya çıktı. İnsanın değeri bilgisiyle-görgüsüyle değil, servetinin gücüyle ölçülür oldu.
Bir dönem asla rüşvete-yolsuzluğu bulaşmayan Prusya devlet memurlarının yaptıkları ayyuka çıktı.
Hitler'in iktidara geldiği yıl işsiz sayısı 6.1 milyon kişiye ulaştı.
Savaşın ardından iş bulabilmek için kentlere akın edenler, iş yerine yeni siyasal kimlik edindiler, “Hitler'in müridi” oldular!
Kentlerde bir yanda yoksulluk varken diğer yandan -başta Berlin olmak üzere- gece hayatı hayli hareketliydi; barlar, sinema salonları doluydu. (Komedi filmleri hayli iş yapıyordu!) ABD'den ithal caz müzik moda'ydı.
Kuşak çatışması yaşanıyordu; “radyo kuşağı” doğuyordu. (Hitler'in propaganda bakanı Goebbels bunu iyi kullandı.)
İnsanlar zamanlarını alış veriş merkezlerinde dolaşarak geçiriyordu.
Tüketemeyenler suç işliyordu; fuhuş yapıyordu!
Suçun “altın çağ”ı yaşanıyordu. Cezaevleri tıklım tıklımdı.
Yetmezmiş gibi…
Savaş tazminatını alamadıklarını söyleyen Fransa ve Belçika, Almanya'nın enerji merkezi Ruhr'a girerek Essen ve Gladbeck'i işgal etti. Bu aşağılayıcı işgal travması seçmeni uç partilere yöneltti.
Almanlar savaştan önceki muhteşem ihtişamlarını arıyordu. Ve bunu onlara söyleyen tek kişi vardı, Hitler!

Endişe oyları

Yine de…
Hitler'in talihi 1929 dünya büyük ekonomik kriziyle güldü.
Kriz, Hitler'in oksijeni oldu.
Ekonomiye güven kalmadı. Ticaret takasla yapılır hale geldi.
Alay edilen Hitler oy patlaması yaptı.
Hitler; Köln ve Düsseldorf gibi Almanya'nın batısındaki büyük şehirlerden çok az oy almasına rağmen, “acil önlem alınmazsa yok oluruz” korkusu içindeki köylü, esnaf ve zanaatkarların neredeyse tüm oylarını kazandı.
Hitler, bu kaygılı seçmenin endişesini kullanmak için siyasal cinayetlerine hız verdi.
Ve kapitalistler, komünistlere karşı “yedek güç” gördükleri Nazileri iktidara getirdi.
Hitler iktidara geldiğinde; SPD'nin 16, ZP'nin 10, DVP'nin 36, DNVP'nin yüzde 33 oyunu aldı!
Evet… Alman seçmeni radikal değişim istiyordu; bu nedenle “siyasetçilik oynayan partilere” sırtını dönüvermişti!
Weimar Cumhuriyeti'nin son seçimi, 6 Kasım 1932'de oldu. Sandıktan Hitler yüzde 33.1 oyla birinci parti çıkarken; sosyal demokrat SPD yüzde 24.5 oyla ana muhalefet partisi olmayı başarı saydı!
(Pratiğiyle HDP'ye benzetebileceğimiz) Moskova'nın emrindeki Alman komünist parti KPD yüzde 16.9 ve (MHP'ye benzetebileceğimiz) merkez parti ZP-BVP ittifakı 14.1 oy aldı.
Muhalefet hâlâ siyaset konuşurken, Hitler rejimin biçimini düşünüyordu!
Sonuçta Hitler; terörü artırarak -başta ordu olmak üzere- iktidarı tamamen ele geçirerek; cumhuriyete ve demokrasiye son verip diktatör oldu.
Demek isterim ki…
Hitler'i ortaya çıkaran koşullara bakarak Türkiye'nin geleceği üzerine siyasal değerlendirmeler yapınız…
Yoksa… Siyasetçilik oynamanın acı sonucunu yaşarsınız…

Soner Yalçın
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet