Reklamsız Sözcü

Huzur, servetle değil adalete güvenle gelir

Cabas, kitabı, bugünlere nasıl geldiğimizi anlatmak için yazdığını söyledi ve ekledi: Bir vatandaşın en büyük zenginliği, adalete güvenebilmesidir. Huzurun güvencesi budur

Özlem GÜRSES
android-time 03:02 2 Temmuz 2017
Huzur, servetle değil adalete güvenle gelir
Cabas, kitabı, bugünlere nasıl geldiğimizi anlatmak için yazdığını söyledi ve ekledi: Bir vatandaşın en büyük zenginliği, adalete güvenebilmesidir. Huzurun güvencesi budur

Bir zamanlar, aynı çatı altında çalışmıştık onunla… Derken, AKP'li yıllar başladı. Sayısız gazeteci ya işsiz kaldı, ya da işi bıraktı… Mirgün Cabas da bu gelişmelerden nasibini aldı. Hedef gösterildi, işinden oldu, yargılandı. Mirgün, kendine şu soruyu sormuş “İyi de biz bugünlere neden ve nasıl geldik?” Bu röportaja konu kitap da böyle yazılmış…

‘ALAY MALZEMESİ OLUYORLAR'

– ‘2001' kitabın hayırlı olsun. Ne hissettin kitabı toparlarken?
Özellikle arşiv tarama aşamasında, her gün aynı şaşkınlığı yaşadım. “Bu da mı olmuştu, bu da mı 2001'de olmuştu, yok artık” diye diye dolaştım arşivlerde. Biz o yılı yaşayanlar nerdeyse her şeyi unutmuşuz. Bir de o yıla yetişememişlerin karşılaşacakları manzarayı düşün… Kitabı en çok o gençler için yazdım aslında.

– Bir “tespit” kitabı yazmışsın. Peki üst akıl, FETÖ ve benzeri şeyler için ne dersin?
‘Üst akıl'ı ortaya atanların, kendi akıllarını alay malzemesi yaptığını düşünüyorum. FETÖ ise başka bir şey. FETÖ kadar, yıllarca cemaatle iş tutup şimdi ellerini yıkayıp kenara çekilenlerden korkarım.

– Günün birinde “normalleşir” mi her şey? Ümidin var mı?
Gerilimin birazcık azaldığı, kısa süren anlar bile bizde normalleşme hissi, huzur yaratıyor. Bu da normalleşmeye duyduğumuz ihtiyacın ne kadar büyük olduğunu gösteriyor. Umudumu yitirmiyorum.

‘BENİM TEK BEKLENTİM…'

– Nasıl bir ülke hayal etmiştin sen?
Her ülkede bir vatandaşın en büyük zenginliği, adalete güvenebilmesi bence. Güvenli ve huzurlu yaşamanın birinci koşulu bu. Batı ülkelerindeki huzur servetten gelmiyor. Adaletin herkes için ve her zaman çalışacağını bilmelerinden geliyor. Bir şey yaptığın zaman sonucun her defasında aynı olacağını, herkes için aynı olacağını bilmekten geliyor. Benim de başka bir beklentim yok.

02mirgun20cm

– Ülkenin en büyük sorunu ne sence?
Adaletsizlik, hukuksuzluk. Daha fakir ama adaletin herkes için tıkır tıkır işlediği bir ülkede yaşamayı bin kez tercih ederdim. Devleti devlet, düzeni düzen yapan şey adalettir çünkü. Her gün binlerce kez görüyoruz örneğini.

Ülkede kimse özgür değil  iktidarı destekleyenler bile

– Neleri özlüyorsun?
İşi yaparken hissettiğim tatmini, o anın, o çabanın bir işe yaradığı düşüncesini, görevini yerine getirmişlik hissini özlüyorum.

– Neden yapamıyorsun sen işini? Nedenini biliyor musun?
Sen televizyonda neden yapamıyorsan ondan… Yüzlerce gazeteci neden işsiz kaldıysa, 150'den fazlası neden cezaevindeyse ondan.

‘HAYALİMDEKİ MEDYA…'

– Çalışmak isteyeceğin medya nasıl bir yer?
Neredeyse tweet'teki virgülün yeri nedeniyle gazetecilerin tutuklandığı bir düzende, hayalini kurduğum o medyayı tarif etmek, çok uzak bir düş gibi geliyor insana. Oysa eleştirinin düşmanlık, haberin komplo gibi algılanmadığı bir medya ortamı pekala mümkün olabilmeli. Sermayenin böylesine sindirilmediği bir düzende buna zemin sağlayacak, medyada çeşitliliği ve çoksesliliği sağlayacak ortamın da yaratılabileceğinden eminim. Ama yandaşlar bile bu düzene sevgiden çok korkuyla bağlılar. Bu koşullarda ne bekleyebilirsin ki?

– Özgür müsün?
Tabii ki değilim. Bu ülkede kimse değil. Bu hükümeti en çok destekleyenler bile özgür değil, ben nasıl olayım. Sürekli bir otokontrolle yaşıyoruz. Konuşurken, kendimizi ifade ederken, günlük hayatımızı sürdürürken hep bir tedirginlik…

– Peki mutlu musun?
Kendi dünyamda evet, kapının önüne çıkınca, hayır.

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more