Reklamsız Sözcü
YILMAZ ÖZDİL

Mübarek telefon

6 Temmuz 2017

Kenan Evren iktidardı.
Yağlıboya resim yaptı, yağcılar üşüştü. Devletten malı götüren işadamlarımız, darbecinin fırça darbelerine sahip olabilmek için açık arttırmalarda kıran kırana yarışıyordu. Sergiyi bile gezmeden, tabloları bile görmeden kapış kapış alıyorlardı, hatta “biz ödemeyi yapalım, siz hangisini isterseniz onu verin” diyorlardı. Tiko para 110 milyar liraya satılan bile oldu. Türkiye rekoruydu. Memleketin en dandik ressamı, memleketin yaşayan en pahalı ressamı olmuştu. Avangard yalakalar öylesine yalıyordu ki, kendini Picasso'yla kıyaslıyor, ne var yani bunu ben de çizerim diyordu.

*

Sonra?
Devran döndü, iktidardan ayrıldı, gene sergi açtı, bir milyar lira etiket koydu, gezmeye gelen bile olmadı, yağlıboyadan suluboyaya döndü, sadece 500 lira dedi, kimse almadı, 250 liraya indi, nafile, gene kimse almadı. Cumhurbaşkanlığı, Çankaya Köşkü'nde sergilenmek üzere portresi bulunmayan eski cumhurbaşkanlarının tablosunu yaptırmak istedi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'ne başvurdu, yaşayan en pahalı ressam Kenan Evren'in tablosunu yapacak ressam bulunamadı, üniversite senatosunun kararını rektör açıkladı, “bizden mezun hiçbir ressam onun tablosunu yapmaz” dedi. İktidardayken kuşe kağıda basılan sergi kataloğu, internette nostaljik eşya olarak beş liradan satışa sunuldu, beş lira, günahını bile veren olmadı.

*

Turgut Özal iktidardı.
Papatyalar pervaneydi. Hasbahçe geceleri düzenleniyor, işadamları elini, gazeteciler kıçını öpüyordu. İcraatın İçinden programında gözümüze soktuğu tükenmez kalemi açık arttırmayla satışa sunuldu, dolmakalem bile değil, bildiğin tükenmez kalem, 20 bin dolar ödeyen oldu. Üstünde namaz kıldığı seccadesi, müzelerde sergileniyordu. O zamanlar umreye gitmek henüz moda değildi, ihale kapmak isteyen seccadeyi görmeye gidiyordu, seccadeyle fotoğraf çektiriyordu.

*

Sonra?
Devran döndü, musluk kesildi, maskeli balolarda pırlantalara boğanlar da selamı sabahı kesti. ANAP'ın en şaşaalı günlerine tanık olan seçim otobüsüne bile haciz kondu. Hem de alacaklarını tahsil edemeyen partinin çaycıları tarafından! Tükenmez kaleme 20 bin dolar ödeyenler, çay borcunu ödememek için telefona çıkmıyordu.

*

Süleyman Demirel iktidardı.
Hiç unutmam, İzmir'de Fuar Göl Gazinosu'nda DYP tarafından balo tertiplenmişti, kendisi gelemedi, şapkasını gönderdi! Hem vallahi hem billahi, siyah fötr şapka özel olarak yaptırılmış cam fanus içinde getirildi, görevlilerin elinde salona girerken ayakta alkışlandı, şapkaya tezahürat yaptılar, en öndeki masaya başköşeye yerleştirdiler, bi ara şapka konuşacak zannettim, ama olgun şapkaydı, sessiz kalmayı tercih etti, piyangoya konuldu, tanesi 2 bin liradan bilet satıldı, 2.5 milyon lira hasılat yapıldı, 20 bilet alan talihli işadamına çıktı. Baba'nın şapkaları sadece parayla satılmıyordu, kuponla da veriliyordu! Tan gazetesi yarışma düzenlemişti, seçim meydanlarında millete sallanan fötr şapkalardan 10 tanesini ikramiye olarak koymuştu, acayip tiraj patlatmıştı.

*

Sonra?
Devran döndü, kendisine yakın bir işadamına imzalı fötr şapka hediye etmişti, işadamı iflas etti, alacaklılar icraya başvurdu, yediemin deposuna kaldırılan eşyalar arasında imzalı şapka da vardı, başbakan ve cumhurbaşkanıyken çıktığı yurt gezilerinde adeta elinden kapılan, kapış kapış giden, kapabilmek için kavga edilen şapkaya 50 lira fiyat biçildi, sadece 50 lira… Alan olmadı kardeşim, hacizli mallar deposunun tozlu raflarında çürüdü.

*

Asrın liderimiz iktidar…
Kermes düzenlendi, özel eşyaları açık arttırmaya konuldu, ayakkabısı ve kadife pantolonu 21 bin liraya alıcı buldu, talihli işadamı kadife pantolonu evinin salonunda tablo gibi duvara astı, ayakkabıları da biblo gibi şöminenin üstüne koydu. Dolmakalemi 30 bin liraya, deri kabanı 15 bin liraya, paltosu ve hesap makinesi 10'ar bin liraya kapıldı.
Asrın liderimiz makam otomobilinde komaya girmiş, telaşla hastaneye kaldırılırken otomatik kapılar kilitlenmiş, zırhlı Mercedesin kurşun geçirmez camı balyozla kırılmıştı. Bu balyoz, Akp milletvekili tarafından satın alındı, TBMM'de sergilendi.
15 Temmuz gecesi asrın liderimizle facetime üzerinden canlı yayın yapan ve derhal Hürriyet'in Ankara temsilcisi yapılan Hande Fırat, Katarlı ve Suudi işadamlarının kendisine başvurduğunu, asrın liderimizle facetime yapılan cep telefonunu 250 bin dolara satın almak istediklerini, ama kesinlikle satmadığını açıkladı. Yerli işadamlarımızın da cep telefonunu satın almak için kuyruğa girdiğini belirten Hande Fırat, “düşer kırılır diye elime almaya bile korkuyorum” dedi.

*

Sonra?

*

Sonrası asla değişmez.
Mübarek tabloların, mübarek tükenmez kalemlerin, mübarek şapkaların, mübarek cep telefonlarının akıbetleri hep aynıdır.

*

Çünkü…
Milletin liderlerini de tanırız biz.
Onların milletini de.

Yılmaz Özdil
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more