Sevgili okurlarım, bu iktidar dönemine kadar, geçmiş yıllarda bizim ne güzel ulusal bayram günlerimiz vardı. Gerçekleşme sırasıyla... 19 Mayıs 1919, 23 Nisan 1920, 30 Ağustos 1922 ve 29 Ekim 1923... Bugünkü iktidarın bütün amacı ise bu güzel bayramları gölgelemek ve eğer mümkün olursa unutturmak... Çünkü her birinin içinde Mustafa Kemal Atatürk var. Peki bu unutturma ve yok etme sürecinde başarılı oldular mı? Tümüyle olmasa bile bence evet. Önemli ölçüde başardılar. ★★★ Balık hafızalı bir topluma dönüştük. Önemli günlerimiz unutuldu gitti ve geride bambaşka kavramlar kaldı... Örneğin tatil programları öne çıktı. Milyonlarca insanımız yeni bir yıl yaklaşırken önce takvimleri açıp bakıyor... Ulusal ve dini bayramlarda önümüzdeki yıl tatil kaç gün! Bayram tatili cumartesi pazarı kapsıyorsa çok fena! İki gün boşa gitti demektir! Ama hafta içini kapsıyor ve tatil uzuyorsa harika... ★★★ Bugün de bir bayram günü... 19 Mayıs 1919... 16 Mayıs günü İstanbul’dan köhne Bandırma vapuruna binip Samsun’a çıkan Mustafa Kemal Paşa’nın milli mücadele sürecini başlattığı günün yıldönümü. Hain ve esir İstanbul hükümetinin O’nu Samsun’a gönderme nedeni, elbette ki yeni bir savaş dönemi başlatacak olması değil. Tam tersine Samsun ve yöresinde dağlarda egemen olan, yöre halkını sindiren ve Yunanistan’a bağlanmak için silaha sarılmış olan Pontus Rum çetelerini yok etmek. Ama evdeki hesaplar çarşıya uymuyor, Mustafa Kemal Paşa kafasındaki fikirleri uygulamaya koyuyor. ★★★ Gazeteci arkadaşımız, iyi bir tarih araştırmacısı olan Murat Bardakçı’nın bu konuda yazdığı ilginç bir kitabı var: “Bir Devlet Operasyonu: 19 Mayıs. Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun Yolculuğu ve Yolculukla İlgili Belgeler.” (Turkuvaz Kitap.) Çok sayıda belgenin yer aldığı bir kitap. Gerçek bir hain olan Vahdettin ve sonrasında İngilizlere sığınan bu herifin imzalarını taşıyan inanılmaz belgeler... Mustafa Kemal Paşa’yı askerlikten ihraç etme ve idam belgeleri dahil. ★★★ Kitabı okurken karşıma ilginç bir bölüm çıktı... Ordu müfettişi (komutanı) olarak Bandırma vapuruyla Samsun’a doğru yola çıkan Paşa’nın yanında olanların sayısı... Kaç kişilermiş? -Mustafa Kemal Paşa ile yola çıkan müfettişlik heyetinin asker ve sivil mensupları 23 kişi. İçlerinde kurmay subaylar var. (Bu listede çok ilginç bazı isimler de yer alıyor. İçlerinde yıllar sonra başbakan olacak Dr. Refik Saydam, idam edilen yarbay ayıcı Arif de var.) -Sivas’taki 3. kolordunun başına giden albay Refet Bele. -Astsubay, er ve erbaşlar 25 kişi. -Bandırma’nın mürettebatı kaptan, tayfalar, kömürcüler, ateşçiler dahil 25 kişiden oluşuyor. -Müfettişlik heyetinin, diğer askerlerin ve mürettebatın dışında ayrıca 5 sivil. Bu durumda, eldeki belgeler doğrultusunda, 19 Mayıs günü Samsun’a çıkan ekibin Mustafa Kemal Paşa dahil toplam 79 kişiden oluştuğu görülüyor. Bunların tamamı için İstanbul’daki İngiliz işgal komutanlığından vize alınmış durumda. Ancak iş bununla bitmiyor. İstanbul hükümeti heyete bir de otomobil veriyor! Bir de 6 adet binek atı. Bunların tamamı için İngilizlerden vize alınıyor. ★★★ Ulusal kurtuluş meşalesinin çoban ateşi 19 Mayıs 1919 günü Samsun’da yakılmıştı. Biz geçmiş yıllarda 19 Mayıs bayramını da coşkuyla kutlardık. Spor gösterileri yapılır, gençler tarafından geçit törenleri düzenlenir, her yer bayraklarla bezenirdi. Şimdi neredeyse her şey sıfırlandı. Tarihimizden onurlu bir sayfayı daha ‘kendilerince’ unutturmaya, yok etmeye kalkıştılar ama yine çuvalladılar! Uçaktaki partili gazeteciler! Sevgili okurlarım, gazeteci arkadaşımız Faruk Bildirici çok güzel yazılar yazıp bizim satılık medyanın ipliğini sık sık pazara çıkarıyor. Dünkü yazısı da öyleydi. Şöyle diyordu: “Cumhurbaşkanlığı uçağındaki seçilmiş gazeteciler son (Recep Tayyip’le) Kazakistan gezisi dönüşündeki sohbet sırasında kendilerini aşmışlar! Öyle ki, iktidar medyasındaki haberlerde bile bu sorular ya kısaltılarak yayımlanmış ya da tamamen çıkarılmış. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a övgü yarışına girişen gazetecilerden biri, ‘somut sonuçlar elde eden lidersiniz’ diyerek sormuş sorusunu. Bir başkası ise ‘Gerek ABD nezdinde gerekse İran nezdinde güçlü bir ülkeyiz. Siz de güçlü bir lidersiniz ve bu ülkelerle iyi ilişkileriniz var’ diye başlamış sorusuna! CHP’ye ilişkin sorularda da gazetecilik değil, iktidar partisi yöneticilerinin dili kullanılmış. CHP’de “kaos” olduğundan söz eden bir gazeteci, “Bu bir güven krizi midir? Güvenlik krizi midir?” diye noktalamış sorusunu. En müthiş soru ise yine gurbetçilerle ilgili: “Gurbetçi vatandaşlarımızın Türkiye’ye tatil için gelecekleri zamanlar yaklaşıyor. Muhalefet, gurbetçilerle ilgili çirkin bir dil kullanıyor. Bazen sokakta morallerini bozacak, Türkiye’ye geldiklerine pişman edecek pozisyona sokuyor onları. Bu konu hakkında değerlendirmenizi rica ediyorum.” Muhalefet, gurbetçilere nerede ne yapmış? Böylesine dayanaksız bir soruyu ancak o uçaktaki bir yandaş gazeteci sorabilirdi herhalde. Erdoğan da “edep dışı şekilde yapıyorlar” gibi genel ifadelerle yanıtlamış! Düşünün, bir de bunlar önceden iletilip, onaylanmış sorular!” ★★★ Recep Tayyip’in özel uçağı ile çıkılan o beleş gezilere sadece ve sadece yandaş medyanın yandaş gazetecileri çağrılıdır. Bunlar uçakta sormak istedikleri yağlama-yıkama ve aklama-paklama dolu sorularını önceden İletişim Başkanlığına verip onay almakla yükümlüdür. Verilecek yanıtları da aynı başkanlık hazırlar ve medyaya servis edilir. O gazeteciler için “yüz kızartıcı” bir durumdur ama hangisi anlayacak!