Reklamsız Sözcü
SAYGI ÖZTÜRK

Şimdi de Menzilciler…

1 Nisan 2018

Adıyaman'ın Kahta İlçesi'ne bağlı Menzil Köyü, 1970'li yıllarda tanınmaya başlandı. Alkol bağımlıları, alışkanlıklarından kurtulmak için Menzil'e gidiyor “Şeyh” dedikleri Muhammed Raşit Erol'un okuyup-üflemesinden ve onun verdiği çorbayı içmelerinden sonra bu alışkanlıklarından kurtuldukları söyleniyordu. 12 Eylül 1980 harekatından sonra, Erol da önce Ankara, ardından Çanakkale'de zorunlu ikamete tabi tutuldu.

Muhammed Raşit Erol, Ankara-Çankaya'da Abdullah Cevdet Sokak'ta oturuyordu. Kendisinden “Mübarek” diye söz ediliyordu. Katarakt ameliyatını da Ankara'da yaptırdı. Gözü de o dönemde açıldı. O dönem köy statüsünde olan Esenboğa Havaalanı yolundaki Pursaklar'ı üs tutmaya başladı. Erol'un vefatından sonra yerini Feyzeddin Erol aldı. Erol'un özellikle Sağlık Bakanlığı bürokrasisi ve ihalelerinde etkili olduğu da belirtiliyordu. Hatta bugün de hastane sahibi olduğu biliniyor.

SORUMLUSU TSK'DAN ATILMIŞTI

Jandarma, “Menzil Dergahı”na baskın yaptı. Şaşırtıcı bir gerçekle karşılaşıldı. Çünkü gözaltına alınanlardan 35'i kamu görevlisiydi. Aralarında polis, öğretmen, müdür düzeyinde kişiler vardı. 7 kişinin durumu ise daha bir başka özellik taşıyordu. Çünkü bunlar, irticai faaliyetleri nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetleri'nden “ihraç” edilmiş askerlerdi. Üstelik bunlardan A.D., “erkekler dergahı”nın sorumluluğunu yapıyordu.

Menzil grubu açılımı önce Afyon'dan yürütüldü. Afyon Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Fevzeddin Erol hakkında 1999/679 esas sayılı iddianame hazırlandı. Afyon 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nde 16 Ocak 2001 tarih ve 2001/312 sayılı kararla dava ertelendi. Hakkında yasaya muhalefet suçundan kamu davası açılan Fevzeddin Erol ve diğer sanıklar bu olaydan sonra Ankara'ya gelip Pursaklar'da “dergah” açıp faaliyetlerini burada yürüttü. 2003 yılından itibaren de Sivrihisar'ın çiftlik arazisi gündeme geldi. Ama Menzil'in asıl kanadı ise doğduğu yer olan Menzil Köyü'dür. Ama bugün oraya köy denilmez.

BÜYÜDÜKÇE BÜYÜYOR

Menzilciler, aslında ikiye bölünmüş durumda. Bürokrasi içinde hayli etkili olan Menzilcilerin, ana merkezi Menzil, lideri ise Abdülbaki Erol. Ancak Feyzeddin Erol'un gücü de az değil. Dünün Fetullahçıları'nın da şimdi Menzil'in içinde yer almaya başladığı konuşuluyor. Özel idarenin yatırımlarının önemli bir bölümü Menzil'e yapılıyor. Artık, Menzil'e o kadar gelen-giden oluyor ki, devlet olanaklarıyla büyük bir terminal yapıldı. Cumayı cumartesine bağlayan geceden başlamak üzere Menzil'e hafta sonu gelenlerin sayısı hiçbir zaman 15 binden aşağı düşmüyor. Gelenlerin kaldıkları, yemek yedikleri yerler de farklı. Sınıf sınıf yerler yapılmış. Şeyhin misafirlerine papyonlu garsonlar hizmet ediyor, özel odalarda ağırlanıyorlar. “Sofi” dedikleri kişiler ise cami altında, dergahta, otobüslerde kalıyor. Sonuçta kimse aç ve açıkta değil.

Onların da vakıfları, otobüs firması, televizyonu, hac-umre organizasyonları var. Hayvancılık, tarım işleri de yapılıyor. Bu işlerde çalışanlar hep gönüllülerden oluşuyor. Örneğin tarlada yapılacak bir iş varsa, “Gelsin 10 sofi” denildiğinde koşarak gidiyor ve işleri yapıyorlar. Yani işçiliğe para yok. Aslında ilçe merkezine götürülmesi gereken su, 15 kilometre uzaklıktan Menzil'e getirildi. Köyün suya çok ihtiyacı var. İnanmayacaksınız ama şu anda kaba inşaatı tamamlanmış 1.400 devre-mülk yapılıyor. Bunlar şimdiden satıldı bile ve yeni inşaat planlamaları yapılıyor. Menzil'in mürit sayısı da milyonlarla ifade ediliyor. Türkiye'den en çok Karadeniz bölgesi ve İstanbul'dan geliyorlar. Afrika ve Ortadoğu'dan da bu tarikatın müritleri bulunuyor.

SİYASETÇİLER ÖN SAFTA

Devletin FETÖ ile kararlı mücadelesi devam ederken, Menzil birden siyasetçilerin de gözdesi oldu. Köyde daha çok Siverekliler çalışıyor. Hatta güvenliği de onlar sağlıyor. Gelen siyasetçilere, bürokratlara caminin ön safında yer açılması görevini de onlar üsleniyor.

Menzilcilerde şeyh adına işleri Seyid Saki Erol yürütüyor. Fettah Erol tarikat işleriyle, Mübarek Erol ise siyaset ve bürokrasi ayağıyla meşgul. Menzil'de bulunan bütün apartmanlar, dükkanlar, lokantaların hemen hepsi şeyhe ait. Oradan hediyeler alıp memleketlerine götürülmesi adet haline gelmiş. Oraya gelen tahta kaşıkla arpa çorbası içiyor.

Anlaşılıyor ki bir cemaatin gücü kırılırken, yerini başka cemaatler, dini vakıf ve dernekler almaya başladı. Nasıl bir dönem Fetullahçılar bürokrasiyi ele geçirdilerse, Menzilcilerin de giderek bürokraside güç kazandığını, yalnız Sağlık Bakanlığı'nda değil, diğer bakanlıklarda da söz sahibi oldukları da bir gerçek…

Saygı Öztürk
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more