Reklamsız Sözcü
SONER YALÇIN

“Minnettarız!”

22 Mayıs 2018

Bernard Lewis vefat etti.
Ortadoğu ve İslam tarihi konusunda tanınmış tarihçi­lerdendi.
Kimi çevrelerce hep “is­tihbaratçı” görüldü. Bunun sebepleri vardı:
Londra 1916 doğumluy­du. Londra Üniversitesi'n­de “Doğu Sorunu” üzerine çalıştı. Master tezi; “İlk İslami Loncalar” ve dok­tora tezi; “İsmaili Mezhe­bi” oldu. İlk kitabı “İsmailili­ğin Kökeni” 1940'da çıktı.
II. Dünya Savaşı he­men öncesinde “Chatham House” kadrosuna alındı. “Türkiye Uzmanı” kadrosuyla Dışişleri Bakanlığı'nda çalış­maya başladı. Buradan -kendi isteğiyle- Savaş Bakanlığı'nın istihbarat bölümüne geçti. (Arabistanlı Lawrence “ata binmeyi bilmeseydi başarılı olamazdı” diyerek at binmeyi öğrendi!)
Otobiyografik “Tarih Notları/Bir Orta Doğu Tarih­çisinin Notları” kitabında Ya­hudi olarak İngiliz servisinde yaşadığı zorlukları anlattı:
“Britanya istihbaratın­da; Türk istihbaratına yöntemleri geçerliliğini yitirmiş ve örgütleri de ehliyetsiz olduğundan, ortak hedefler açısından bir tehdit oluşturduklarını açıklamak üzere, irtibat maksadıyla bir kişinin gön­derilmesi gerektiğine karar verildi. Ben seçildim ve bu görevi dört gözle beklemeye başladım. Daha sonra üst­lerimiz fikirlerini değiştirdi. (…) Derin bir hayal kı­rıklığına uğradım. Geriye dönüp baktığımda bu göreve beni göndermedikleri için üstlerime içten bir teşekkür borçluyum. Bizim istihbarat servisimizde tam zamanlı profesyonelle, savaş sırasında geçici görevliler arasında açık bir anlaşılmış ve genel olarak kabul edilen bir ayrım vardı. Savaş sona erdiğinde, geçici­ler farklı işlerine geri döndü­ler ve istihbarat işleriyle bir daha hiçbir ilişkileri olmadı. Ama Türklerin bunu anlayıp kabul edecekleri ko­nusunda şüphelerim var. Eğer Türkiye'ye bu tür bir görevle gitmiş olsaydım, hayatım boyunca bir casus olarak yaftalanacaktım…”

Lewis Doktrini

Lyndon La Rouc­he (d.1922)…
Bernard Lewis'e göre “ek­santrik” biri!
ABD'li La Rouche sosya­listti. Hindistan bağımsızlık hareketine destek verdiği dö­nemde Marksist oldu. New York'taki “Özgür Üniver­site” kuruluşunda yer aldı; Columbia gibi okullardan gelen öğrencilere Marksizm dersleri verdi.
“Ulusal Çalışma Ko­miteleri” kurdu. Burada bir “istihbarat ağı” oluştur­du. Dünyanın dört yanındaki taraftarlarının gönderdiği bilgileri/ “sızıntıları” çıkardığı basın organlarında, paneller­de vs. yayınladı. Her iddiası gündem oldu.
Bu nedenle La Rouche hakkında söylenmedik-yazıl­madık kalmadı:
Yahudi düşmanı dendi.
Siyah düşmanı dendi.
Sovyet casusu dendi.
FBI ve CIA ajanı dendi. Vs.
Sahiden ABD'nin son 50 yıldaki en ayrıksı siyasetçi­siydi. Örneğin…
Sekiz kez ABD başkanlı­ğına aday oldu. Bir seçim beyanında; Dick Cheney, Donald Rumsfeld, Paul Wol­fowitz'i Irak'ta savaş çıkarıp, insanları öldürdükleri için yargılayacağını söyledi.
Hedefindeki isimlerden biri de, Bernard Lewis idi!
Lewis'i, İslam radikalizmi­nin gelişmesine kasıtlı olarak göz yummakla; ve bu hare­ketleri kışkırtmakla itham etti! Buna “Lewis Doktrini” adı verdi. Ona göre bu İngiliz istihbaratı stratejisiy­di. Keza…
Lewis'i, Irak işgalinin (ve İran'a saldırma projesinin) ar­dındaki entelektüel/neocon etki olarak değer­lendirdi. Lewis “Ilımlı İslam” teorisyenlerinden biriydi.
Uzatmayayım…
Yazdıkları, söyledikleri çok çevreyi rahatsız eden La Rou­che, “vergi cezasıyla” hap­se atıldı; etkisizleştirildi.
La Roche gözden düşü­rüldü ama “Lewis Doktrini” gündemden düşmedi. Şöyle:
Lewis yaşamı boyun­ca -Turgut Özal gibi- dün­yanın dört yanındaki kimi politikacılarla yakın dostluk kurdu. Siyasi ilişkileri tartışma konusu oldu. Örneğin…
ABD Savunma Bakanlığı (1989-1993) ve ABD Başkan Yardımcılığı (2001-2009) görevinde bulu­nan Dick Cheney ile, Irak Savaşı öncesinde, (keza Baş­kan G. W. Bush'dan Ulusal Güvenlik Danışmanı C. Ri­ce'a kadar Beyaz Saray'ın etkili isimleriyle) toplantılar yapması “Lewis Doktrini”ni yine gündeme getirdi! Peter Waldman adlı gazeteci, Wall Street Journal'da 2004 yılında bu konuda ma­kaleler yazdı…

Ödül verdik

Lewis'in “tarihçi” kimliği de tartışma konusu oldu.
Edward Said, -emperya­lizmin egemenlik aracı olarak değerlendirdiği- kimi Batılı “oryantalistler” gibi Lewis'i de, Orta Doğu konusunda nesnel olmamakla eleştirdi.
Said'e göre bu tür tarihçiler, salt kendilerini onaylamak-o­naylatmak için tarihe yanlı bakıyordu. Yazdıkları bilimsel tarafsızlık ilkesine dayanmı­yordu. Çalışmaları bilimsel değil, politikti. Lewis'in tek yaptığı, Orta Doğu halklarının Batılı olmadığını tekrarlamak­tan ibaretti!
Noam Chomsky ise Lewis'i basit bir propa­gandacı olmakla itham etti; “medeniyetler çatışmasının” ilk ideoloğu idi. Vs.
Diğer yandan…
Lewis Türkiye'de pek tartışılmadı; genellikle duygu­sal bakıldı! Hele… “Modern Türkiye'nin Doğuşu” ki­tabında Ermeni soykırım iddialarına karşı çıktığı için Fransa'da yargılanmasından dolayı “Türk dostu” görüldü. 1998'de “Atatürk Uluslararası Barış Ödülü” verildi.
Kuşkusuz Bernard Lewis…
Yazdıkları ve politik ilişkile­riyle uzun yıllar tartışılmaya devam edecek.
Baksanıza…
Başbakan Netanyahu ölü­mü ardından ne dedi:
“Sonsuza kadar minnettar olacağız!”

sozcu-banner-1
Soner Yalçın
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more