Sözcü Plus Giriş
AYTUNÇ ERKİN

TSK’ya kumpas mektubunu FETÖ’cü MİT’çi hazırlamış

27 Mart 2019

Martı, Kurt, Kartal ve Tilki adıyla örgütlenme yalanı parmak izi ile ortaya çıktı

Genelkurmay, askerleri ihbar edenin FETÖ'cü MİT'çi A.Y. olduğunu tespit etti…

1 – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 2010'da hayata geçiremediği, kuvvet komutanlıklarındaki 1426 genç subayı hedef alan Martı, Kurt, Kartal ve Tilki kumpasını ilk kez dün SÖZCÜ'de okudunuz. 19 Nisan 2010'da Mert Akın adında meçhul biri MİT Müsteşarlığı'na “Deniz Teğmen Ülkü Öztürk'e ait bilgisayarların hard diskinden elde ettiğim bilgi ve belgelerin bir kopyasını 13.74 GB olarak 3 DVD halinde kurumunuza gönderiyorum. Bu DVD'ler içerisinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığı merkezli Ergenekon yapılanmasına ait detaylı bilgiler mevcuttur” diye yazar… Mektup ve 3 DVD'yi kargoyla gönderir. Söz konusu ihbar mektubu ve ekindeki DVD'ler, 10 Haziran 2010'da MiT Müsteşarlığı tarafından Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ'a elden teslim edilir.1426 asker hedefe konur. Dün yazımızı şöyle bitirmiştik: “Genelkurmay, ihbar mektubundaki parmak izini ve şahsı nasıl tespit etti?” Bugün bu soruya yanıt vereceğiz ve yine ilk defa o parmak izinin nasıl tespit edildiğini okuyacaksınız! Devam edelim…

2 – MİT'e 2 ihbar mektubu ve 1 CD daha gönderilir

Tarih 14 Haziran 2010… Genelkurmay Başkanlığı, MİT'ten gelen ihbar mektubunu ve 3 DVD'yi, Kara, Deniz, Hava Kuvvetleri ve Jandarma Genel Komutanlığı'na gönderir. Bin 426 genç subayla ilgili iddiaların doğru olup olmadığının araştırılması istenir. Komutanlıkların askeri savcılıkları ayrı ayrı soruşturma başlatır.

MEKTUPLARA DEVAM

Bu soruşturmalar devam ederken, 16 Eylül 2011 ve 14 Ekim 2011 tarihlerinde iki ihbar mektubu ve bir CD daha MİT'e gönderilir. İhbarcı özetle şöyle der: “2010 yılı mezunu Jandarma Genel Komutanlığı mensubu teğmenler ile Jandarma'ya bağlı çeşitli birlik ve kurumlarda görevli bazı personel arasında Ergenekon benzeri yasadışı bir yapılanma var. Bunlar örgütlü bir şekilde hükümet aleyhinde sosyal medya üzerinden kamuoyu oluşturmaya çalışıyorlar……”

İlginç değil mi? İhbarcı 2010'da yazdığı mektupla yetinmemiş, iki mektup daha yollamış MİT'e! Peki MİT ne yapmış? İhbarlar üzerinde herhangi bir işlem yapmadan Jandarma Genel Komutanlığı'na göndermiş. Jandarma Askeri Savcılığı da 2 Aralık 2011'de soruşturma başlatmış… Kuvvet komutanlıklarında yürüyen soruşturmaların bazılarında yetkisizlikle birlikte, (eylemin örgüt kapsamında olduğu iddiasıyla) görevsizlik kararı verilmiş…

DOSYALAR TEK ELDEDİR

Bu arada Genelkurmay Başkanlığı da 3 Mayıs 2012'de Genelkurmay Askeri Savcılığı'na, Martı, Kurt, Kartal ve Tilki ihbarını araştırması için soruşturma emri verir. Diğer askeri savcılıklar da varılan uzlaşma sonucunda 19 Nisan 2010 tarihli ihbar soruşturması için yetkisizlik kararıyla birlikte dosyaları Genelkurmay Askeri Savcılığı'na gönderir.

İKİ İHBAR DAHA SAVCIDA

Peki diğer iki ihbar mektubu ve bir CD ne olur? Jandarma Askeri Savcılığı, 16 Eylül 2011 ve 14 Ekim 2011 tarihlerinde gönderilen ihbarlar için de yetkisizlik kararı verir ve dosyayı Genelkurmay Askeri Savcılığı'na gönderir.

3 – Hakim Binbaşı Kurtuluş Kaya ihbar mektubundaki parmak izinin kimliğini bulamamış!

Karargahta soruşturmayı yürüten isim de tanıdıktır. Hakim Binbaşı Kurtuluş Kaya.. Hani 16 Temmuz 2016 sabahında Akıncı Üssü'nde darbecilere ait 33 telefonu toplayarak yurt dışına firar eden FETÖ'cü Kurtuluş Kaya var ya! İşte o! Kaya soruşturma sonucunda şöyle der: “19 Nisan 2010 tarihli ihbar mektubu ekinde gönderilen 3 DVD'yle ilgili olarak… MİT Müsteşarlığı'na gönderilen iki ihbar mektubu üzerinde iki adet parmak izi bulunduğu… 2 nolu parmak izinin mukayeseye elverişli olmakla birlikte kime ait olduğunun tespit edilemediği…” Ve yine bugün FETÖ'den aranan firarda olan Hakim Binbaşı Kurtuluş Kaya, 16 Eylül 2011 ve 14 Ekim 2011 tarihlerinde MİT'e iki ihbar mektubu ve bir CD'yi gönderenleri de bulamadıklarını söyler.

DOSYA NEDEN KAPATILIR?

Genelkurmay Askeri Savcılığı 14 Nisan 2015'te dosyayla ilgili şu kararı verir: “Bu ihbarlarla ilgili… kovuşturmaya yer yok…”

FETÖ'cü hakim binbaşı , FETÖ'nün kumpas dosyasını neden kapatır? Çünkü, 2007'den 2015'e kadar geçen sürede hedefe ulaşılmıştır! Ergenekon, Balyoz vs… gibi davalarla TSK başta olmak üzere bütün kurumlar tasfiye edilmiştir. Bu yüzden de dosyayı kendilerinden olan Hakim Binbaşı Kurtuluş Kaya'ya kapattırırlar! Ancak… darbe girişiminin ardından dosya tekrar açılır. Nasıl mı?

4 – Genelkurmay Askeri Savcılığı sahte ihbarcı ‘Mert Akın'ın kimliğine ulaşır

Jandarma'daki darbeciler 16 Temmuz günü böyle gözaltına alınmıştı.

15 Temmuz 2016'da NATO destekli FETÖ'cü darbe girişiminin bastırılmasının ardından Genelkurmay Askeri Savcılığı'nda da değişlikler olur. FETÖ'cü hakim ve savcılar ya tutuklanır ya da firar eder. Firar edenlerden birisi de Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, FETÖ'nün askeri yargıdaki yapılanmasına ilişkin soruşturmasının şüphelileri arasında yer alan Hakim Binbaşı Kurtuluş Kaya'dır. (Kaya, darbe girişimi akşamı 20.13'te turnikelerden geçerek karargaha giriyor, 2 dakika sonra ise aynı turnikeleri kullanarak karargahtan çıkıyor. Kaya, 20.48'te ise koşarak karargaha yeniden giriyor. Kaya, darbe girişiminin püskürtülmesinin ardından 16 Temmuz saat 13.07'de meslekten ihraç edilen Hakim Yarbay Ali Müjdat Eski ile Güney Nizamiye tarafından çıkarken tespit ediliyor. Oradan da Akıncı Üssü'ne gidiyor.)

Genelkurmay Askeri Başsavcılığı'na 15 Temmuz 2016'da yeni ekip atandıktan sonra askeri başsavcılıktaki görevli savcılar, 14 Nisan 2015 tarihli “Kovuşturmaya yer yok” kararını kaldırarak yeniden soruşturma başlatır. Dosyayı kapatan ve ‘mektuptaki parmak izinin kime ait olduğunu bulamadık' diyen firari Kurtuluş Kaya'nın aksine… Uzun uğraşlar sonucu Emniyet Pasaport Şube'den parmak izinin kime ait olduğu tespit edilir. MİT'e gönderilen ihbar mektubunu FETÖ'nün MİT içindeki elemanı A.Y.'nin hazırladığı tespit edilir. Askeri Savcılık dosyayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderir.

Sonuç: FETÖ'cü MİT'çi A.Y. 15 Temmuz'dan sonra cezaevine konur.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more