Sözcü Plus Giriş
EGE CANSEN

‘Faiz sebep, enflasyon sonuç’ değildir

7 Kasım 2019

Değildir, değildir ama Merkez Bankası, faizleri peş peşe yüksek oranlarda düşürdükten sonra, enflasyon da düşmüştür. İktisatçılar koro halinde “Enflasyonu düşürmenin tek yolu, faizi yükseltmek ve ininceye kadar yüksek tutmaktır” derken, Başkan Erdoğan, “Yüksek enflasyonun sebebi, yüksek faizdir” diyordu. Söze devamla “faiz indirilince, enflasyon da iner” iddiasında bulunuyordu. Kamuoyunda faiz ile enflasyonun sebep-sonuç ilişkisinde taban tabana zıt iki tez vardı. Son aylarda yapılan faiz indirimlerine ve ardından düşen enflasyon oranlarına göre hüküm vermek gerekirse, Başkan Erdoğan haklı çıkmıştır. Yazının başlığından da anlaşılacağı üzere ben bu hükme katılmıyorum. Ama genel olarak doğru kabul edilen “yükselt faizi-düşsün enflasyon” önermesini de aşırı basit ve hatta tehlikeli buluyorum.

ENFLASYON PARASALDIR, AMA PARA NEDİR

Nobel ödüllü Chicago'lu Milton Friedman parasal ekonominin kutbu sayılır. Onun “Enflasyon her yerde ve her zaman parasal bir olgudur” sözü adeta bir nastır. Bu söz, bize enflasyon denen olgunun, büyüme/küçülme, işsizlik, fakirlik, zenginlik, gelir veya servet dağılımı gibi diğer makro ekonomik göstergelerden bağımsız olarak hareket ettiğini söylemektedir. Ama bu nas, bize “faiz yükselirse, enflasyon düşer” veya “faiz yükselirse, enflasyon da yükselir” veya “faiz düşerse, enflasyon düşer” diye bir şey söylememektedir. Sadece enflasyon denen şeyin, her yerde ve her zaman “parasal” olduğunu vurgulamaktadır. Yani enflasyonun sebebini veya çaresini ararken alınacak önlemlerin “paranın miktarı, cinsi, devir hızı ve faizi” üzerinde yoğunlaşması gerekir demektedir. Bu sözün eksik tarafı “para”nın tanımının yapılmamış olmasıdır. Nitekim 2008 krizinden sonra ABD ve AB ülkelerinde “merkez bankası parası”nın miktarı artarken “kredi yoluyla yaratılan banka parası”nın miktarı düşmüştür. Neticede, sistemdeki toplam para miktarı değişmediği için enflasyon yükselmemiştir. Para miktarı denince sadece merkez bankalarının bilançolarına bakanlar, bütünü göremediklerinden “FED/ECB bilançoları büyüdü, ama enflasyon artmadı, hayret nasıl oldu anlayamadık” diyerek halkın ekonomistlere olan saygısını düşürmüşlerdir.

TÜRKİYE ÇİFT PARALI BİR ÜLKEDİR

Türk ekonomisi, biri “TL” (resmi/ulusal) diğeri “döviz” (işlevsel/fonksiyonel)  olmak üzere iki para birimi ile işler. “Para miktarı” bu ikisinin toplamıdır. Faiz ise ikisinin faizinin ortalamasıdır. Yatırım kararlarında kullanılan para ise TL değil, dövizdir. Türkiye'de enflasyon TL ile ölçülür. Çıkan sonuca göre enflasyon indi veya çıktı denir. Hâlbuki enflasyon aynı dönemlerde “dolar” ile ölçülünce görülmektedir ki, TL ile ölçülen enflasyon düşerken, işlevsel para birimi olan dolarla ölçülen enflasyon artmaktadır. Dolarla ölçülen enflasyonun artığı (TL'nin değerlendiği) dönemde fiyat istikrarı sağlanmakta yani enflasyon düşmektedir. Ancak eş zamanlı olarak “cari açık” büyür yani “finansal istikrar” bozulur. Finansal istikrarsızlık (cari açık için borçlanma) sonsuza dek sürdürülemez. Sıcak döviz girişi durunca TL değer kaybeder,  enflasyon yükselir. 2019'da dıştan para gelmedi, hatta dışa para gitti. Reel para miktarı (TL+ DÖVİZ) kısıldı, ekonomi soğudu ve enflasyon düştü.

Son söz: Sonuca sevin, sebebini sor.   

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more