Sözcü Plus Giriş
EMİN ÇÖLAŞAN

İmamoğlu ve Yavaş’a öneriler

Sevgili okurlarım, dünyanın hemen her yerinde ortamı germek muhalefet partilerinin ve iktidara karşı olan kesimlerin işidir.
Bizde ise tam tersi!
Bizde ise ortalığı geren iktidar…
Sert demeçler, korkutma ve sindirme operasyonları, dış dünya dahil herkese posta koymalar, hakaret ve tehditler…
Son örneğini yaşamaya devam ediyoruz.

★★★

Şimdi bütün umutları Ankara ve İstanbul'da… Ankara'dan bir şey çıkmayacağı belli. Ama özellikle İstanbul'daki oy sayımlarında bir katakulli yaratmak mümkün olur mu!
Şu aşamada Ankara ve İstanbul Büyükşehir'lerde şaibeli dosyalar, belge ve bilgiler yok ediliyor. Bu açıdan zaman eski yönetimlerin lehine çalışıyor.
Burada Ekrem Bey ve Mansur Bey'e naçizane birkaç sorum ve önerim olacak:
– Birlikte çalışacağınız üst düzey kadroları kafanızda şimdiden belirlediniz mi?
– Bunlar düzgün, sağlam, geçmişinde herhangi bir leke olmayan kişilerden oluşmalı.
– Belediyecilikten anlamalı.
– Aynı zamanda hesap kitap işlerini de iyi bilen deneyimli uzmanlardan oluşmalı.
– Önlerine çıkarılacak engellere karşı durmayı iyi bilmeli.
– Yani bu kadrolar hal hatır, kişisel ve siyasi dostluk ve torpille belirlenmemeli.
– Yeni başkanlar göreve başladıktan hemen sonra özellikle bu iki belediyenin korkunç borçlarını, yapılmış olan yolsuzlukları, israf ve savurganlığı, yandaşlara sağlanan rantı, yapılan yağmayı belgelerle açıklamaya hazır olmalıdır.
– Ama en önemlisi, iş başına getirilecek yeni kadrolar korkak ve ürkek olmamalı. Daha ilk günden başlayarak başlarına her şeyin geleceğini iyi bilmeli ve ona göre hazırlıklı olmalı.
Bu söylediklerimi mutlaka onlar da düşünmüştür. Başka çareleri de yoktur.
Bir düşünün ki, ülkenin cumhurbaşkanı, milletin seçtiği bu yeni belediyeler için “Topal ördek olacaklar, hiçbir iş yapamayacaklar” diyebilmiştir.
Bu işler hiç belli olmaz!
Bakarsınız bu “Topal ördekler” icraatlarıyla, açıkladıkları yolsuzluk, rant, savurganlık, yağma belge ve bilgileriyle hepimizin gözünü açar, Türkiye'de yeni bir dönemi başlatır.

Sevgili okurlarım, yoğun tartışmalar ve gerilimlerle dolu bir haftayı daha geride bıraktık. Herkesin sinir sistemi ve asabı bozuldu. Şimdi size kısa bir fıkra yazayım, biraz gevşeyin ve neşenizi bulun!
Üç ay sonra 100 yaşında olacak sayın büyüğümüz Vedat Durusel oturmuş, yüzlerce fıkradan oluşan nefis bir kitap derlemiş. Bana da imzalayıp göndermiş. Ellerine sağlık:
“Gerçekler, Fıkralar. Ağlayalım Gülelim.” (Yayınevi yok. Kitabı kendi hazırlayıp bastırmış.)
Kitapta başta Karadenizli “Temel” olmak üzere (bazıları gerçekten yaşanmış olan) muhteşem fıkralar var.
Onlardan biri şöyle:
Halepli Abdürrahim efendi uzun entarisi ile dolaşır, asla don giymezmiş. Bazen özellikle rüzgârlı havalarda entari havalandığında kıçı başı ortaya çıkarmış.
Bir gün çarşıda dolanırken yine rüzgar esince adamın her tarafı şallak mallak ortaya çıkmış, her tarafı açıkça görülmüş. Esnaf kızmış homurdanmış…
Bu konuda hakkında daha önceden de şikayetler geldiği için Halep Kadısı tarafından, “Ahlaka aykırı davranışları” nedeniyle yargılanmak üzere mahkemeye çağrılmış. Kadı önce kimlik tespiti yapmış:
– Evli misin?
– Evliyim kadı hazretleri. Dört karım, dört de cariyem var.
– Kaç çocuğun var?
– Birinci karıdan altı çocuk, ikinciden dört çocuk. Üçüncüden iki kızım var. Ellerinden öperler.
– Yani 12 çocuk…
– Küçük karıdan da üç çocuk. Cariye kullarından ikişer çocuk daha.
– Etti 25…Başka var mı?
– Başka yok… Hanımlardan üçü ve cariye kullarınızdan ikisi yine hamile.
– Maşallah!.. Yani beş çocuk daha yolda!
– Allah kısmet ederse Kadı Efendi.
Halep kadısı ifade almayı bitirince uzun uzun düşünür, sakalını sıvazlar ve kararını açıklar!
– Yaz kâtip efendi… Halep'te yaşayan Abdürrahim efendinin don giymeye zaman ve fırsat bulamadığı anlaşıldığından beraatine.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more