Sözcü Plus Giriş
SONER YALÇIN

Erdoğan kendini ele verdi

27 Kasım 2019

Bildiğimiz ve sıklıkla söylediğimiz şu:

– “Bir deli kuyuya taş attı; kırk akıllı çıkaramadı.”

Oysa.

“Külliye'de bir CHP'li” adlı “tiyatro oyununun” ana teması şu oldu:

– Bir akıllı kuyuya taş attı; ki “taş” CHP'dir!

– Kırk akılsız CHP'li taşı çıkaramadı!

Kim bu kuyuyu bulandıran akıllı?

“Akıllıdan” kast ettiğim Talat Atilla değil! Yanıtını aradığım Mehmet Baransu gibi Talat Atilla'nın da eline kimin “bavul” verdiği…

Evet, Talat Atilla'nın “şefi” kim? Dikkatinizi çekerim; bazı CHP'liler gibi “haber kaynağı kim” diye sormuyorum!

Kılıçdaroğlu bir süredir hep aynı konuyu dile getiriyor:

– “Erdoğan'ın kontrolündeki bir devlet kurumu, CHP'ye kumpas kurmaya çalışılıyor.” Tahminimin MİT olduğunu yazdım.

Talat Atilla, istihbarat servisinin kontrolünde mi? Çünkü:

Gazeteciliği temel heyecanı atlatma haberdir. Peki, Talat Atilla neden kendi yazmayıp gazetecileri aradı?

Bu bir haber değildi çünkü.

Bu planlanmış, iyi yazılmış, oyuncuları seçilmiş senaryoydu!

Gazetecinin haber kaynağını söylememesi saygındır. Ama ortada haber yok, kurgu var. Talat Atilla yalanı kulağına fısıldayanı ısrarla korumaktadır. Niye?

PROVOKASYON KAYNAĞI

Kim bu Talat Atilla?

Gezi direnişi sırasında dedi ki:

– “Bazıları ağır silahlı olmak üzere, elleri silahlı provokasyon amaçlı 150 kişi bulunduğunu biliyorum. Doğru olduğuna emin olduğum bu bilgi beni korkutuyor…”

Kuşkusuz yalandı.

Keza:

CHP'yi karıştıran Atatürk posterini indirme kurgusunu ilk ortaya atan yine Talat Atilla idi. Yalan haberi nedeniyle suçlu bulundu ve Aylin Nazlıaka'ya tazminat ödemeye mahkûm oldu.

Bitmedi:

Daha dokuz ay önce Abdullah Gül'e zehirli gaz yoluyla suikast yapıldığını ortaya attı. Yalan olduğunu yazmama gerek var mı? Düşünün ki: Böyle bir üfürükçü, Milliyet gazetesine köşe yazarı yapıldı. Gazete 3.5 ay dayanabildi yalanlarına, kapının önüne koydu! İyi de Talat Atilla'yı Milliyet'e yerleştiren güç kimdi?

Uzatmayayım karşımızda “iftiralar atölyesinin” bir çalışanı var.

– “Haber kaynağı ben değilim, böyle yazanları mahkemeye vereceğim” dedi.

Haber kaynağı o çıktı.

– “Kılıçdaroğlu'na doğrulattım” dedi.

Yalan çıktı.

– “Külliye'ye giden aracın plakasını verdi.”

– Yalan çıktı. Vs. vs.

Böylesine bir yalancı CHP'yi karıştırmaya yetebiliyor. Asıl üzerinde durulması gereken konu budur.

Israrla yazacağım: Kılıçdaroğlu haklı çıktı.

Bunu Erdoğan da dün teyit etti:

ERDOĞAN'I ENDİŞELENDİREN

Erdoğan partisinin grup toplantısında dedi ki:

– “Hiçbir CHP'liye genel başkan olması telkininde bulunmadık. Çünkü Kılıçdaroğlu'ndan daha iyi genel başkan olamaz. En çok üzüldüğüm dişime göre bir ana muhalefet bulamayışımdı.”

Erdoğan'ın sözünün kodlarını çözmek lazım.

Biliyoruz ki: Dişine göre muhalefet bulamayan Erdoğan halinden pek memnundu. Ama. Son yerel seçim sonucu Erdoğan'ın keyfini epey kaçırdı.

Erdoğan artık endişeli ve bunu sağlayan Kılıçdaroğlu oldu:

Çünkü, İYİ Parti ile HDP'yi, CHP ile SP'yi yan yana getirme başarısını gösteren kişi Kılıçdaroğlu idi.

Seçimden sonra…

Önce İYİ Parti-CHP arasını açmaya çalıştılar.

Sonra HDP'yi CHP'ye karşı kışkırttılar.

En sonunda CHP'yi karıştırdılar.

Kılıçdaroğlu her seferinde bir devlet kurumuna dikkat çekti.

Görünen: Siyaset kazanı daha çok kaynayacak. Politika ateşine odun taşıyanın Erdoğan'ın olacağını tahmin etmek zor değil.

Talat Atilla gibi “faydalı elemanlar” daha faal olacak.

Oyuna gelmemenin tek yolu var.

Siyaseti dedikodudan -didişmeden çıkarmak; kalitesizliğe mahkûm olmamak.

Görüyorum:

Artık ideoloji yok.

Artık halk için- ülke için politika üretme yok.

Varsa yoksa gevezelik! O, onu dedi; bu, bunu dedi diyen faydasız-içi boş günlük lakırdı…

Muhalefet partileri insan kalitesini öne çıkarmak zorunda. Sadece ağzı iyi laf yapanlar parti vitrininde yer alıyor. Ki medya da buna çanak tutuyor. Bu kısır döngüden kurtulmak lazım.

İşte o vakit iktidar oyunu bozulabilir.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more