Sözcü Plus Giriş
SONER YALÇIN

Genel kabulleri yıkmak

12 Kasım 2019

Aslında… Yaşadıklarımı yazdım!

Ben de hep ölümden korktum.

Sevdiklerimi kaybetmekten korktum.

Bu sebeple her dayatılan tıbbi müdahaleyi sorgusuz kabul ettim. “Yan etkileri nedir” sorusu hiç aklıma getirmedim; yeter ki ortaya çıkan “arızadan” kurtulayım istedim! Her ilacın daha başka felakete yol açabileceğini hiç düşünmedim…

Mesela… Bana da rahatsızlığım için “genetik” dendi; hayatımın sonuna kadar kullanacağım ilaca başladım. Demediler ki, “bu hastalık aslında ilaçsız da iyileşebilir.”

Laboratuvarlara-kliniklere hapsedilen bedenimin feryatlarını duymadım. İlaçların iyileştirmediğini sadece baskılama yapıp bedende başka sorunlara yol açtığını aklıma bile getirmedim. Tek kurtarıcım ilaç idi!

Sadece ben değil… Çocuğumun her ateşi çıktığında acil servislere koştum. Verilen antibiyotikleri sorgusuz kabul ettim; bağışıklık sistemini nasıl harap ettiğini düşünmedim bile. Neler… Neler…

Oysa. Bu konulara yabancı biri değildim. Gazeteciliğe “sağlık muhabiri” olarak başladım. Hiç kopmadım… 1990'larda “Sağlık ve Toplum” diye dergi çıkardık.

O yıllar sadece “halkçı-toplumcu sağlık” anlayışıyla sınırlıydı bakışım. İlaçsız-aşısız iyileşme mümkün değildi; ki bu “bilim” idi.

Ve fakat:

YILLARIMI ALDI

Tıp tarihindeki büyük “anlayış” farklılıklarını- sert mücadeleleri bilmiyordum. Sağlığa odaklı “tamamlayıcı tıp” filan neydi hiç duymamıştım.

Hastalığa odaklı ABD merkezli Rockefeller tıp dayatmalarını bilmiyordum; adına “modern tıp” diyorlardı; “bilim” diyorlardı; ve ben bunları “ilericilik” sanıyordum! 19'uncu yüzyılın ikinci yarısında başlayan “tıp anlayışı” farklılıklarından haberim yoktu.

Rönesans'ın armağanı “modernizm-pozitivizm” karşısında sadece Ortaçağ karanlığını savunan yobazlarşarlatanlar olduğunu sanıyordum. Yıllarca bu ezberle baktım tıp dünyasına…

Başka bir yol mümkün değil miydi?

İşte…

“KARA KUTU-Yüzleşme Vakti” kitabım bu arayışlar sonunda ortaya çıktı.

Çok okudum.

Çok araştırdım.

Kendi önyargımı-ezberimi bozmak yıllarımı aldı.

Ortada büyük yalan vardı ve bunu “bilim” diye yutturuyorlardı. Sizi- beni hayatımızın sonuna kadar ilaçlara mahkûm edip öldürüyorlardı. Bu cümleyi anlamak yıllarımı aldı.

Öğrendiklerimi aktarmak sorumluluktu.

Tıpkı gıda konusunda yazdığım “Saklı Seçilmişler” kitabımda olduğu gibi farkındalık yaratmak istedim.

Bir tartışma yaratmak istedim.

Her ilaç yutulduğunda kafalarda soru işareti olsun istedim.

İlaç sektörünün karanlık yüzünü göstermek istedim.

Öyle ki… Küresel ilaç şirketleri o kadar acımasızlar ki her yıl onlarca “hastalık” yalanı salıyor dünyaya… Çocuklar, kadınlar ilk hedefler…

Herkesi ilaçlara bağımlı yaptılar. İlaçla cinsel hayatı öldürüp ilaçla cinsel hayatı diriltmeyi hedefliyorlar.

Bu düzen sorgulanmıyor. Bir rutin tekrarlanıp duruyor…

HEP GÖREV BİLDİM

Tabii ki…

Kimseye “ilacı bırakın, şöyle-böyle yapın” diyecek yetkinlikte biri değilim. Ben size tıp dünyasını bambaşka açıdan anlatmaya çalıştım. Her yutulan ilacın perde arkasında neler döndüğünü yazdım!

Kuşkusuz doktorunuza gidin sorular sorun. Onların da ABD'den dayatılan müfredatın dışına çıkmasını sağlayın.

Umarım “ergen atarlığı yapmadan” tartışırız. Mevzubahis olan yüz yıllık dayatmayı artık yıkma zamanının geldiğinin farkında olmak. Kapitalizmin insanı nasıl yıkıma götürdüğünün farkında olmak.

Ben… Kişisel hayatımda doktoruma danışarak bu adımı attım; yıllardır her gün iki kez kullandığım ilacı çöpe fırlattım. Bedene-zihnime-ruhuna iyi gelecek asıl “ilacın” neler olduğunu kavradım. Bugün öyle yaşamaya gayret ediyorum…

Evet…

Kitabın yazım sürecinde yılların ezberi genel kabuller peşimi hiç bırakmadı. Alışkanlıkları değiştirmek zor oldu.

“KARA KUTU-Yüzleşme” zor sorgulamalar yapılarak yazıldı.

Bir gazeteci olarak sizlere karşı olan sorumluluğumu yerine getirdiğimi düşünüyorum. Bilen bilir: Kimsenin yazmadığını hep görev bildim ve hep gerçeğe bağlı kaldım…

Ve.

Kitabı ilk okuyanlardan SÖZCÜ yazarı Aytunç Erkin ile gazetemiz için uzun söyleşi yaptık.

Umarım beğenirsiniz…

Bu arada…

Hem röportaj, hem köşe yazısının fazla olacağını düşünüyorum; bu hafta yazı yazıp sizi bıktırmayayım. Gelecek hafta görüşürüz…

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more