Sözcü Plus Giriş

‘Bilmediğimiz bir rezerv mi var?’

Türkiye’nin ihtiyacı olan kaynağı, dev ABD’li emeklilik fonlarından ve uluslararası piyasalarda tahvil ihracı ile elde edebileceğini söyleyen eski Ekonomi Bakanı Ufuk Söylemez, “Ya gidişatın ne anlama geldiğini görmüyorlar ya da bizim bilmediğimiz bir kenarda potansiyel bir döviz rezervleri var” dedi.

06:00 -
‘Bilmediğimiz bir rezerv mi var?’

ÖZLEM ERMİŞ BEYHAN/SÖZCÜ

Türkiye'nin yeni dış kaynak ihtiyacı olduğu herkesin malumu, peki bu kaynak nereden bulunacak? Eski ekonomi bakanlarından Ufuk Söylemez, yapılan açıklamalar ışığında Türkiye'nin önündeki iki ihtimalin Trump'ın Çin'den geri çekeceğini söylediği dev ABD'li emeklilik fonlarını cezbedebilmek ve uluslararası piyasalarda tahvil ihracı olduğunu söyledi.

Ufuk Söylemez, “Bizim bilmediğimiz-görmediğimiz bir kenarda tuttukları potansiyel bir döviz rezervleri veya imkanları yoksa içinde bulunduğumuz durum sürdürülemez” dedi.

IMF seçeneğinin kullanılmadığı, swap'ta ise bir gelişme kaydedilemeyen bu dönemde size göre Türkiye kısa vadede kaynak ihtiyacını nasıl sağlayabilir?

Türkiye ekonomisinin mevcut 1 yıldan kısa vadeli dış borçlarını ödemesi, yenilemesi veya ötelemesi için gereken meblağın oldukça fazla olduğu bir gerçek. Türkiye ihtiyacının bir bölümünü uluslararası piyasalardan borçlanarak temin edebilir mi? Ne miktarda ve hangi maliyetle tahvil ihraç edebilir bunlara bakmak gerekiyor.

İLGİLİ HABERWashington ve IMF'le döviz takası anlaşması yokWashington ve IMF'le döviz takası anlaşması yok

ABD FONLARI GELİR Mİ?

Size göre böyle bir borçlanma imkanı var mı?

Trump'ın corona virüsü salgını nedeniyle ABD halkına yaşattığı şok ve perişanlık tablosu karşısında, bir düşman arayarak ve yaratarak Dünya Sağlık Örgütü ve Çin'i hedef göstermeye çalıştığı görülüyor. İşte bu sebeple bir Çin-ABD ticaret savaşının işaret fişekleri de geçen gün atıldı.

Trump, 10 milyarlarca dolarlık dev ABD emeklilik fonlarının, Çin borsasında yatırım yapmalarını engelleyeceğini söyledi. Bu fonlar, en az iki uluslararası kredi derecelendirme kuruluşundan yatırım yapılabilir seviyesinde rating-derece notu almış ülke ekonomilerinin tahvillerine ve borsalarına yatırım yapabiliyor ve yüksek gelir elde etmeye çalışıyorlar.

Bu fonların Türkiye'nin devlet tahvillerine ve borsasına yatırım yapmaları için gerekli olan kredi derecelendirme notuna ve kredi risk primine sahip olmak burada öne çıkıyor. Türkiye'nin, gerek kredi derecelendirme notu, gerekse kredi risk primi (CDS) ve 10 yıllık tahvillerinin faiz oranları bakımından dünyada aldığı yer, potansiyeli, genç ve dinamik nüfusu, jeostratejik konumu ve üretim dinamikleri ile uyumlu değil maalesef.

GÜNÜ KURTARMA İNADI

Berat Albayrak'ın yaptığı “döviz rezervlerimiz yeterli” açıklaması ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

Keşke öyle olsa diyorum. Ama uluslararası ekonomik kuruluşların yayınladığı rezerv yeterlilik oranı açısından da, rezervlerin borçlara oranı açısından da Türkiye neredeyse Arjantin'den sonra en yetersiz rezerv rakamlarına sahip görünüyor.

Hatadan dönmek fazilettir. Ama iktidar ve ekonomi yönetimi uzun süredir “algı yaratmaya” ve “günü kurtarmaya” yönelik ekonomi politikalarında ısrar ve inat ediyor. Döviz rezervlerinde yılbaşından bu yana 27.3 milyar dolarlık azalma Türkiye'nin uluslararası düzeyde dış borç ödeme kapasitesi üzerinde olumsuz etki yaratacaktır.

Bu tablolara bakıldığında; İnsanın aklına iki şey geliyor: Ya gidişatın ne anlama geldiğini görmüyor, anlamıyor ya anlamak istemiyorlar ya da bizim bilmediğimiz-görmediğimiz bir kenarda tuttukları potansiyel bir döviz rezervleri veya imkanları var.

Dış güçler edebiyatı yerine Ekonomik Kurul oluşturulsun

Bu noktadan çıkış için öneriniz ne?

Bu tablo karşısında kafayı kuma gömmek de, yok saymak da, dış güçler edebiyatı da, Türk'ün Türk'e propagandası sayılan algı söylemleri de artık terk edilmelidir. Yiğit düştüğü yerden kalkar misali, hareket edilmeli, lafla, propagandayla ve hamasetle bir yere gidilemeyeceği görülmelidir.

Gerçekçi, ayrıntılı, uygulanabilir ve sürdürülebilir bir makro ekonomik programın, geniş kamuoyu desteğini alabilecek bir biçimde ortaya konulması gerekiyor. Hâlâ algı ve hamaset peşinde, söylemleri ve icraatları sürdürüyorlar.

Ekonomik Bilim Kurulu önerisini ilk kez biz dile getirmiştik. Ekonomik ve Sosyal Konseyden farklı bir işlevi olması gereken böyle bir düzenleme ve planlama aklının, vakit kaybetmeden hayata geçirilmesini bir kez daha ısrarla öneriyoruz. Özlem Ermiş BEYHAN / SÖZCÜ

Son güncelleme: 08:44 05.05.2020
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more