"Ayşe tatile çıksın" parolasıyla tarihe geçen Kıbrıs Barış Harekatı, Rum mezalimi altındaki adayı 46 yıl önce barışa kavuşturdu. Türk Silahlı Kuvvetleri 498 şehit verdi. Kıbrıs Türk tarafından ise 70'i mücahit, 270 kişiyi can verdi.

Loading ...

Kıbrıs, 1571’de Osmanlı Devleti tarafından fethedildi. 300 yıldan uzun süre Osmanlı toprağı oldu. Ancak 93 Harbi'nde Osmanlı'nın Ruslara yenilmesiyle her şey değişti.

İngiltere'nin desteğini almak isteyen Osmanlı, 1878'de Berlin Antlaşması'nı imzaladı. Bu antlaşmaya göre ada toprağı Osmanlı'da kalacak ancak idari kontrol İngiltere'de olacaktı.

İNGİLTERE ADAYI İLHAK EDİYOR

Osmanlı, I. Dünya Savaşı'nda İngiltere ve müttefiklerine karşı Almanya'nın yanında yer aldı. Yenilgi, Kıbrıs'ı da etkiledi. İngiltere, 5 Kasım 1914'te adayı ilhak ettiğini açıkladı. Savaş sonunda yapılan Lozan Barış Antlaşması'yla tamamen İngilizlerin kontrolüne girdi.

İKİ TOPLUM TEK DEVLET

Adada 1974 harekatına giden sürecin ilk adımları 50'li yıllarda atıldı. Rumlar, Yunanistan'a katılmak için birtakım faaliyetlere girişince Türkiye de meseleye dahil oldu. Adada iki toplumlu bir devletin kurulması için harekete geçildi.

Türkiye, Yunanistan ve İngiltere'nin yürüttüğü görüşmeler sonucunda 1959 yılında Türk ve Rum halklarının ortak yönetecekleri bir Kıbrıs Devleti'nin kurulması kabul edildi. Varılan mutabakata göre Türkiye, Yunanistan ve İngiltere garantör ülkeler oldu. Kıbrıs'ta anayasal düzeni bozmaya yönelik herhangi bir girişimde bu üç devlete müdahale yetkisi verilmiş oluyordu.

EOKA SALDIRILARI VE KANLI NOEL OLAYI

Kıbrıs Devleti kuruldu ama umulan barış bir türlü gelmedi. Çünkü Rum siyasetçiler, Yunanistan'la birleşme amacından hiç vazgeçmedi. Rumların bu yolda örgütlenerek harekete geçmesi çok sürmedi. Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı olarak seçilen Makarios öncülüğünde kurulan EOKA (Kıbrıs Milli Mücadele Örgütü) adlı Rum örgütü, Türklere karşı saldırılara başladı.

TÜRK JETLERİ LEFKOŞA SEMALARINDA

Bu saldırıların en kanlısı ise 1963 Aralık’ta düzenlendi. Saldırı, tarihe ‘Kanlı Noel’ adıyla geçecek kadar vahşiydi. Yüzlerce Türk bir gecede katledildi. Olaylara Türkiye kayıtsız kalmadı. Türk savaş uçakları, Lefkoşa üzerinde uçarak Rumlara ilk mesajı verdi.

Adada artan karmaşa üzerine Birleşmiş Milletler devreye girerek kontrolü sağlamaya çalıştı. BM'in müdahalesine rağmen Rumlar, saldırılarına devam etti. Garantör devletlerden biri olan İngiltere ise herhangi bir müdahalede bulunmadı.

ABD, TÜRKİYE’Yİ TEHDİT EDİYOR

Saldırıların artması üzerine Türkiye müdahale hazırlığına başladı. 1964'te İnönü hükümeti, TBMM'den Kıbrıs'a müdahale yetkisi aldı. Hükümet, 7 Haziran'da adaya müdahale edeceğini duyurdu. Ancak ABD devreye girmekte gecikmedi. ABD Başkanı Lyndon Baines Johnson, 5 Haziran'da İsmet İnönü'ye mektup yazdı. Tarihe ‘Johnson Mektubu’ olarak geçen mesajda Türkiye'den harekattan vazgeçmesi istendi. ABD'den gelen açık tehdit üzerine Kıbrıs'a müdahale planı rafa kaldırıldı.

KATLİAMLAR YENİDEN BAŞLADI

Harekattan vazgeçilmesiyle EOKA'nın faaliyetleri daha da cüretkar oldu. Özellikle 1967'den itibaren Türklere karşı olan baskı gitgide artırıldı. Katliamlar yeniden başladı. Zorunlu göçlerle Türk halkı Ada’nın yüzde 3'lük kısmına sıkıştırıldı. 1974'te Yunanistan, adanını ilhakı için harekete geçmesi Türkiye için bardağı taşıran son damla oldu.

TÜRK ORDUSU KIBRIS’TA

20 Temmuz 1974 sabahı saat 06.05'te Türkiye, Kıbrıs Barış Harekatı'nı başlattı. Harekat kapsamında Türk paraşütçüler, sabahın erken saatlerinde Kıbrıs semalarında göründü. Türk ordusu Lefkoşa civarına havadan indirme, Girne civarına ise denizden çıkarma yaptı. Yaklaşık 3 bin asker harekatta görevliydi. Dünya, harekatı Başbakan Bülent Ecevit'in yaptığı tarihi açıklamayla duydu:

“Biz aslında savaş için değil barış için, yalnız Türklere değil Rumlara da barış getirmek için Ada’ya gidiyoruz.”

Harekat haberi Kıbrıslı Türkler tarafından sevinçle karşılandı. Gece boyunca süren çatışmaların ardından Türk ordusu, Rumların direnişini kırmayı başardı. Müdahale başarılı olsa da sorun tam olarak çözülemedi. Çünkü Türk köylerinde Rumların baskısı artarak sürüyordu.

“AYŞE TATİLE ÇIKSIN”

Türkiye, Kıbrıs Barış Harekatı'nı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) kararına uyarak 22 Temmuz 1974'te sona erdirdi. Yine BM Güvenlik Konseyi'nin kararına göre Türkiye, Yunanistan ve İngiltere bir araya gelerek Kıbrıs sorununun çözümü için görüşmelere başladı.

25 Temmuz 1974'te toplanan I. Cenevre Konferansı, 30 Temmuz’da imzalanan anlaşmayla son buldu. Taraflar, Kıbrıs Cumhuriyeti'nde Türk ve Rum olmak üzere iki özerk idarenin olduğunu kabul ettiler. Garantör devletlerle Türk ve Rum toplumlarının temsilcilerinin katılacağı ikinci bir konferansın yapılmasına karar verildi.

II. Cenevre Konferansı'na kadar Rum ve Yunan askerlerin Türklerin bulunduğu bölgeden çekilmeleri gerekiyordu. Ancak çekilmedikleri gibi saldırılarını da sürdürdüler. Bu olayların gölgesinde toplanan II. Cenevre Konferansı 8 Ağustos 1974'te başladı. Görüşmelerden bir sonuç çıkmayacağına kanaat getiren Türk yetkililer, harekatın yeniden başlamasına karar verdi. Dönemin Dışişleri Bakanı Turan Güneş, derhal Ankara'yı aradı. Güneş'in telefonda karşı tarafa söylediği sözler tarihe yazıldı: Ayşe tatile çıktı.

ADANIN YÜZDE 35’İ ELE GEÇİRİLDİ

Ayşe, Turan Güneş'in kızıydı ama bu konuşmanın Ayşe'yle ilgisi yoktu. “Ayşe tatile çıksın” ikinci harekatı başlatacak parolaydı. Türk ordusu, ikinci harekatta kısa sürede başarıya ulaştı. Adanın neredeyse yüzde 35'lik bölümü ele geçirildi. Bölgede yaşayan Türk halkının güvenliği bu kez tamamen sağlandı.

KUZEY KIBRIS TÜRKİYE CUMHURİYETİ KURULDU

Kıbrıs Barış Harekatı'nda Türk ordusu, 498 şehit verdi. Kıbrıs Türk tarafı ise, harekatta 70'i mücahit, 270 kişiyi kaybetti. Kıbrıs Türklerinin genel olarak verdiği şehit sayısı ise 1672 olarak kayıtlara geçti.

Sonuçta harekat sayesinde Kıbrıs'ın bugünkü sınırları çizildi. 13 Şubat 1975'te Kıbrıs Türk Federe Devleti kuruldu. Rauf Denktaş, Federe Devlet ve Meclis Başkanı oldu. 15 Kasım 1983'te ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) kuruluşu dünyaya ilan edildi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı da yine Rauf Denktaş oldu.