Sözcü Plus Giriş

Türkkan: 116 milyarla o beş müteahhiti ancak doyurabilmişiz

İYİ Parti TBMM Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gıda üretimi ve iklim değişikliği konusunda uyarılarda bulunan Türkkan, “Türkiye'nin 2019 yılında toplam tarım ithalatı tam 117 milyar lira. 2019 yılında otoyol-köprüler ve tüneller için 5 müteahhite ödediğimiz para ise 116 milyar lira. 117 milyarla 83 milyon kişiyi doyurmuşuz. 116 milyarla o beş müteahhiti ancak doyurabilmişiz” dedi.

15:47 -
Türkkan: 116 milyarla o beş müteahhiti ancak doyurabilmişiz

İYİ Parti TBMM Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, Gıda üretimi ve iklim değişikliği konusunda uyarılarda bulundu. Gelecekte kuraklık olacağına dikkat çeken Türkkan iktidarın acil kurtarma planı yapması gerektiğini söyledi.

Türkkan, “Türkiye’nin 2019 yılında toplam tarım ithalatı tam 117 milyar lira. 2019 yılında otoyol-köprüler ve tüneller için 5 müteahhite ödediğimiz para ise 116 milyar lira. 117 milyarla 83 milyon kişiyi doyurmuşuz. 116 milyarla o beş müteahhiti ancak doyurabilmişiz” diye konuştu.

“İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN ETKİLERİNİ GÖZ ARDI ETMEMELİYİZ

Türkkan şöyle devam etti:

* İthalat her geçen gün daha pahalı ve zorlaşıyor. İhracat ise daha karlı. Bu nedenle üretim her zamankinden daha önemli olacak. Türkiye’nin 2019 yılında toplam tarım ithalatı tam 117 milyar lira. 2019 yılında otoyol-köprüler ve tüneller için 5 müteahhite ödediğimiz para ise 116 milyar lira.

* 117 milyarla 83 milyon kişiyi doyurmuşuz. 116 milyarla o beş müteahhiti ancak doyurabilmişiz. Yani Türkiye tarımda ithalata bağlı olmadığı sürece, kendi öz kaynaklarıyla 5 kişiyi doyurmak zorunda kalmadan mega projeleri kendisi üretebilir.

* Ancak gıda talebindeki artışa karşılık, tarım ve gıda üretiminin önündeki en büyük tehdit olarak iklim değişikliği öne çıkıyor. Hububat, bakliyat ve yağlı tohumlara yönelik talebin arttığı bir dönemde, üretim yaparken de iklim değişikliğinin etkilerini göz ardı etmemeliyiz.

“İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ACİL EYLEM PLANI YAPILMALI”

Türkkan, artan nüfusuyla giderek zorlaşan ithalat koşullarından dolayı Türkiye'nin, belli oranlarda dışa bağımlı olduğu hububat, bakliyat ve yağlı tohumlarda üretimini artırmak zorunda olduğuna dikkat çekti.

Türkkan, özellikle dünyada yaşanan iklim değişikliklerinin gıda üretimini etkilediğini belirterek, şunları kaydetti:

* Tarımsal üretimde önümüzdeki dönem yaşanması olası risklerin önemli bir bölümünün küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliklerinden kaynaklanacağını öngörmek yanlış olmayacaktır.

* İklim değişikliğinden en fazla etkilenecek bölgelerin başında gelen Akdeniz havzasında yer alan ülkemiz için bir İklim Değişikliği Acil Eylem Planı'nın vakit yitirmeden hazırlanması ve uygulamaya konulması çağrımızı yineliyoruz.

* Son dönemde, Doğu Akdeniz, Orta Doğu ve Afrika‘da artan sıklıkta yaşanan kuraklıklar, Avrupa‘daki sıcak hava dalgaları, Güney Doğu Asya‘daki sel felaketleri, Kuzey Amerika ve Avustralya‘daki yangınlar ve Karayipler‘deki siklonlar, artan aşırı iklimsel olaylar Türkiye'nin karşı karşıya olduğu belayı daha iyi anlamamız için yeterli olmalıdır diye düşünüyorum” dedi.

“İKTİDAR, TÜRKİYE'Yİ OYALAMAYI ARTIK BIRAKMALI”

Türkkan iktidarın harekete geçmesi gerektiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

* İktidar, olmayan 2023 ya da 2071 planlarıyla Türkiye'yi oyalamayı artık bırakmalı. Mesela 2071 yılını dilinden düşürmeyen AKP acaba 2071 yılında Türkiye'de iklim değişikliğinin meydana getireceği yıkım hakkında bir çalışma yaptı mı? Tabi ki hayır.

* Gelişmiş ülkeler iklim değişikliğine karşın büyük bir vizyon ortaya koyarken, ülkeyi yönetenlerin aklı fikri çevre felaketine yol açacak, bir ihanet ve rant projesi olan Kanal İstanbul gibi inşaat projelerinde.

* Bu gidişle AKP torunlarımıza, o çok özendikleri Arap ülkeleri gibi çorak ve kurak bir Türkiye bırakacak. Buna dur demek zorundayız.

“ÇİFTÇİ VİRÜSTEN DEĞİL, YAĞIŞTAN DARBE YEDİ”

Türkiye'nin, toplam toprak alanının yüzde 86,5'inin çölleşmeye karşı oldukça hassas olduğunu söyleyen Türkkan, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

* Ekilebilir toprakların da yüzde 73'ü erozyon, toprak bozulması ve çölleşme riski altındadır. İklim faktörleri, seyrek ve hassas bitki örtüsü dikkate alındığında, Güneydoğu Anadolu ve Türkiye'nin iç bölgelerindeki çorak alanlar çölleşmeye yatkın görünmektedir.

* Sadece toprak değil havamızda değişiyor. İklim değişikliğinin etkisi ile oluşan doğal afetler özellikle; seller, fırtınalar, sıcak hava dalgaları hatta geçen haftalarda İstanbul'da görülen devasa hortum gibi aşırı hava olayları, tarımsal üretime ve hayvancılığa zarar vermektedir.

* Bu zararlar sonucu çok büyük kayıplar yaşanmaktadır. Bunun sonucu tarımsal üretim ve tarımın Gayri Safi Milli Hasıla içindeki payı azalıyor. Nihayetinde tarımın ekonomiye katkısı gün geçtikçe azalıyor.

* Çiftçimiz daha da fakirleşiyor. Korona virüs nedeniyle olağanüstü şartlarda tarımsal üretimi sürdürmeye çalışan çiftçiler virüsten değil, ani hava değişimi ve şiddetli yağışlardan darbe yedi.

FİYATLAR YÜKSELEBİLİR

Özellikle 15-24 Mayıs tarihleri arasında yaşanan ani hava değişimi ve yağışların bitkisel üretimde ciddi zararlara neden olduğunu söyleyen Türkkan şöyle konuştu:

* Önce 40 dereceleri gören aşırı sıcak hava ve hemen sonrasında -1 dereceye kadar düşen aşırı soğuk havanın yanı sıra dolu, don, fırtına birçok bölgede bitkisel ürünlere büyük zarar verdi.

* Hemen her bölgede ürünler ani hava değişimi ve yağışlardan zarar görürken en çok etkilenen ürünler arasında portakal, mandalina, limon, zeytin ağaçları, Antep fıstığı, tarla mısır, patates, ayçiçeği, buğday ilk sıralarda yer aldı.

* Türkiye’nin ekmeklik buğday ihtiyacının önemli bir kısmını karşılayan Trakya’da, kuraklık nedeniyle buğday üretimi azaldı. Kış sezonu kurak geçti, yağmurlar olmadı.

* Geçen seneye göre. İklim değişikliğinin tarımsal ürünlerin verimlerinde azalışa neden olarak, üretim miktarının azalmasına ve fiyatların yükselmesine neden olacağı tahmin ediliyor.

“KENDİLERİ İKİNCİ BİR VATAN ARAYIŞINDALAR”

Son yıllarda yapılan desteklere ve gösterilen çabalara rağmen, damla sulama oranı yüzde 5, yağmurlama sulamanın oranı ise yüzde 20 seviyesinde olduğunu söyleyen Türkkan, şunları söyledi:

* Dolayısıyla suyun verimli kullanıldığı söylenemez. Aynı zamanda iklim değişikliği tarımda çalışan 5 milyon insanımızı yani istihdamın %20'sini de tehdit etmektedir.

* Bu tehdit sadece kendilerini değil, çocuklarını, torunlarını yani geleceklerini de tehdit etmektedir.Tehlike artık çok yakınımızda değil çünkü şu an o tehlike eşiğinin üzerinde duruyoruz.

* Ama bakıyoruz iklim değişikliği iktidarın umurunda değil. Sevdalısı oldukları Katar bile iklim değişikliğinin farkında ve kendileri ikinci bir vatan arayışındalar.

* Onlara ikinci vatan imkanı sunan iktidar birazda kendi vatanımızda Katarlıların değil bu ülkenin çocuklarının, torunlarının geleceğini düşünmek zorunda.

“AKP ÇİFTÇİYİ KOYDUĞU TABUTA SON ÇİVİYİ DE ÇAKTI”

İklim değişikliğine karşı önlem alınması için yaptığı uyarıların iktidar tarafından dikkate alınmadığını söyleyen Lütfü Türkkan konuşmasını şöyle tamamladı:

* AKP iktidarı geçtiğimiz 1 Temmuz günü komisyondan geçirdiği Tarımsal Torba Yasa Teklifi ile Türk tarımını ve çiftçisini koyduğu tabuta son çiviyi de çaktı.

* İYİ Parti olarak iklim değişikliğinin ve beraberinde yaşanacak olan su sorununun farkındayız. Bu bir parti meselesi değil bir memleket meselesidir.

* 80 milyon vatandaşımızla beraber ileride bu topraklarda doğacak milyonlarca çocuğumuzun, geleceğimizin meselesidir. Türkiye için önümüzdeki 10 ve 20 senenin tarım politikaları belirlenirken, 2-3°C sıcaklık artışı ve bu artışın iklim üzerine yaratacağı etkiler varsayım senaryosu olarak ele alınmalı ve politika planları bu çerçevede yapılmalıdır.

* Bu konuda yapılan araştırmalar ve yayınlanan raporların ortak noktası çok açık: Eğer, yeterli önlemler alınmazsa 2050 yılına gelindiğinde düşen gıda üretimi, artan nüfusun ihtiyaçlarını karşılamayacak.

* Bu yüzden iktidarın görevi yakın zamanda Meclis'e getirecekleri tarımla ilgili torba konun üzerinden Türk tarımını ve çiftçisine öldürücü son vuruşu yapmak değildir. İktidarın görevi ülkenin yarınlarını kurtarmak için iklim değişikliğiyle ilgili acil mücadele planını hazırlamak ve uygulamaktır.

Son güncelleme: 15:49 16.07.2020
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more