Sözcü Plus Giriş
ÇİĞDEM TOKER

Kanal İstanbul sahası mülkiyet yapısı

20 Ocak 2020

Yoksulluk, yaygın işsizlik, adaletsizlik, insan onurunu ayaklar altına alan işkence başta olmak üzere her türlü hak ihlali.

Ümmet değil, yurttaş olarak bu ülkenin hepimizi etkileyen temel sorunları nedir dediğimizde, bir anda sıralayacağımız ağırlıkta bir liste bu. Bu listeyi ifadede daha kısa bir seçenek de mümkün. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 18 yıl önce “3Y'yi bitireceğiz” diye geldiği sloganın açılımı: Yoksulluk, Yolsuzluk, Yasaklar.

Ama hal böyle değilmiş de ülkenin en önemli sorunu -gelmiş geçmiş en yıkıcı proje olan- Kanal İstanbul'un yapılmasıymış gibi bir siyasi toplumsal atmosferin döngüsüne girdik. Belli ki Erdoğan, Kanal İstanbul'u her anlamda işlevsel bir enstrüman olarak kullanmayı sürdürecek. Diğer yandan bu “iş” için epeyi hazırlıklar, çalışmalar ve ödemeler de yapıldı.

Hal böyleyken Kanal İstanbul'a dair üretilmiş her türlü bilgi geniş etki alanı dolayısıyla kamuoyuna anlatılmayı hak ediyor.

TOKİ VE 16 BİN 713 HEKTAR

Kanal İstanbul'un etüt projesini (21/b usulü ihaleyle) hazırlayan Yüksel Proje'nin (YP) çalışması hayli kapsamlı. Bilimsel nitelikli teknik analizlerin yanı sıra, kapsamı içinde Toplu Konut İdaresi (TOKİ), Çevre ve Şehircilik, Ulaştırma ve Altyapı bakanlıklarıyla görüşülerek hazırlanmış, kamu verilerine dayalı mülkiyet, ulaşım analizleri de yer alıyor. Bu analizlerin bir kısmı kamuoyuyla paylaşılmayan ancak resmiyeti bulunan sunumlarda da hazır edilmiş. Oradan madde madde bazı bilgiler:

– 1/100 bin ölçekli Çevre Düzeni Nazım İmar Planı içindeki rezerv yapı alanı 35 bin 830 hektar

– Bunun  16 bin 713 hektarı imar planı ve uygulaması yapılmayan alan

– 19  bin 117 hektarlık alan plan ve uygulama alanı yapılan alanlar, yerleşim alanları ile Yeni Havalimanı alanı.

– TOKİ, kanal ve çevresindeki imar planı ve uygulaması yapılmayan 16.713 hektarlık alanda arsa üretimi yoluyla finansman sağlamayı hedefliyor.

– Bu alanda 3 bin 600 hektar kamu arazisi bulunmakta. Hazine, TOKİ, DSİ, İSKİ ve Arnavutköy Belediyesi'ne ait.  Mevcut kamu arazilerine ek olarak da özel mülkiyetlerden 1400 hektar civarında satın alma ve kamulaştırma yoluyla arazi sağlanarak 5 bin hektarlık arazinin proje finansmanının bir kısmında kullanılması öngörülüyor.

MERALAR ARTIK MERA DEĞİL

Rezerv proje alanında 440 adet mera, yaylak, kışlak vasfındaki taşınmaz varmış. Bunların 418 adedinin mera niteliği kaldırılmış. Maliye Hazinesi adına tescil edilen bu meraların yüzölçümü ise 13.4 milyon metrekare. Fikir verir!

Köprüler ve maliyeti

Kanal güzergahı boyunca 7 adet geçiş planlanıyor. En büyüklerinin, güzergahın güneyindeki E5 ve TEM geçişleri olduğu belirtiliyor.

Bu geçişlerde tünel seçeneğinin şerit sayısının fazlalığı nedeniyle mümkün olmadığına karar verilmiş. Ulaştırma Bakanlığı sunumunda Kanal İstanbul Projesi kapsamındaki Karayolu/TCDD geçişleri ve yaklaşık maliyeti aşağıdaki tablodaki gibi belirlenmiş. Kanal İstanbul için planlanan bu geçişlerin paralı olup olmayacağına dair bir bilgi incelediğim raporlarda ve belgelerde yer almıyordu. Ama bu şüphesiz ki döviz üzerinden tarifelerin çekmecede olmadığı anlamına gelmiyor.

10 TL'den 300 TL'ye

Kanal İstanbul raporunda, yeni gelişmelerden en çok etkilenen ilçenin Arnavutköy ve Başakşehir olduğu belirtiliyor. Bölgenin rezerv alanı ilanından sonra gayrimenkullerin parasal değeri ve ekonomik hacimlerindeki artışlara geniş yer veriliyor. Şu rakam çarpıcı: Havalimanı ve Kanal İstanbul duyulmadan önce metrekare başına 10-15 TL olan arazi bedeli, üçer aylık dilimler halinde arta arta 260-300 TL'ye ulaşmış.

MÜBADELE VE ZORUNLU GÖÇ

Bu arada Sazlıdere Barajı ve kuzeyinde kalan alanda yaşayan nüfusun Kırım, Selanik, Bulgaristan'dan mübadele ya da başka zorunlu göçlerle köye yerleştiği bilgisi yer alıyor. Şöyle deniliyor: “Bu insanlar, taşınmak zorunda kalırlarsa bütün mahallenin birlikte taşınmasını ve yeniden yerleştirilmesini istemektedir.”

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more