Eskiyen bir savunma stratejisine sığınmak!

“En iyi savunma, saldırıdır. Rakibini daima savunmada kalmaya zorla!”

Bu sözün binlerce yıllık bir geçmişi var.

Binlerce yıl önce büyük bir ayıyla karşılaşan avcı/toplayıcı insan da 2 bin 500 yıl önce yaşamış Çinli komutan Sun Tzu da düşmanın büyük ordularıyla yüzleşmek zorunda kalan, imkanları kısıtlı Mustafa Kemal Atatürk gibi büyük komutanlar da hep bu stratejiyle hareket etmiştir.

Savaş meydanlarında son derece yararlı olan bu strateji, hayatın başka alanlarına da uyarlanmıştır.

★★★

Bu alanlardan biri de siyasettir.

Siyaset iletişimcileri ve propagandacıları bu stratejiyi ne yazık ki sadece köşeye sıkışmış siyasetçilere, siyasi partilere bir çıkış yaratmak gibi kötü amaçlarla kullanıyor.

Gündelik siyasete bakın, bir gündem karşısında sıkışan siyasetçi ya da siyasi parti, kendisini savunmak yerine hemen rakip siyasetçi ya da siyasi partinin bir foyasını ortaya çıkarıp, rakibi savunmaya çekmeye çalışıyor.

Bu stratejiyi en çok, konumu gereği sıklıkla eleştirilerin hedefi olan iktidarlar kullanıyor.

AK Parti de medya, devlet olanakları, teknoloji ve istihbarat gibi farklı enstrümanları kullanarak bu işi en iyi yapan siyasi partilerden biri haline geldi.

★★★

Gelin, meseleyi çok somut bir örnekle açalım:

AK Partili Hamza Yerlikaya'nın sahte diplomadan mahkum olmasına dair haberleri artık biliyorsunuzdur. Somut bilgiler üzerinden bir kez daha bakalım:

-Yerlikaya, bir şebeke aracılığıyla 1995 yılında Ankara İmrahor Meslek Lisesi diploması alıp üniversiteye kayıt yaptırmış mı?

-Yaptırmış.

-Yerlikaya bu nedenle yargılanmış mı?

-Yargılanmış.

-Yerlikaya, bu yargılama sonrasında 2001 yılında mahkum olmuş mu?

-Olmuş.

-Bütün bunlar mahkeme kararıyla (belgesiyle) sabit mi?

-Sabit.

★★★

Peki bütün bunlar ortadayken, “dünya çapında bir sporcu” ve “bir devlet adamı” olduğu söylenen ve bu nedenle de etik bir tavır sergilemesi beklenen Yerlikaya, ne yapıyor?

“En iyi savunma, saldırıdır” stratejisini izliyor.

Önce iddiaları ortaya çıkaran CHP'li Engin Özkoç'a şöyle sesleniyor:

“Diplomasız olduğumu kanıtlayın istifa edeyim, yoksa o istifa etsin.”

Yani sahtecilikle ilgili mahkeme kararı konusunda kendisini savunmak yerine, siyasi rakibini başka bir mindere çekiyor, bunu yaparken de atağa geçiyor.

Peşi sıra da sosyal ve konvansiyonel medyadaki hükümet destekçilerine 28 yaşında aldığı açık lise diplomasının ve onunla kayıt yaptırdığı üniversitenin diplomasının fotoğraflarını servis ediyor.

Sosyal medya trolleri o fotoğrafları paylaşıp, Yerlikaya'yı eleştiren siyasetçilere ve gazetecilere “utandınız mı?”, “özür dileyecek misiniz?” gibi sorular yöneltiyor.

Kim utanıp özür dileyecekmiş?

Bir çeteden sahte diploma alan, onunla üniversiteye kayıt yaptıran, bunlar (hem de mahkeme kararıyla) açığa çıkartıldığında, 28 yaşında açık lise diploması almak zorunda kalan kişi değil, bu durumu eleştiren siyasetçi ve gazeteciler mi?

Hadi canım siz de…

★★★

Yerlikaya'nın ve kendisini savunmaya çalışanların bir başka iddiası da “CHP içindeki tacizleri örtbas etmek için bunu yapıyor” oldu.

Velev ki öyle!

Bu, Yerlikaya'nın çeteden sahte diploma aldığı ve bu yüzden mahkum olduğu gerçeğini değiştiriyor mu?

“En iyi savunma saldırıdır” stratejisi, savaş meydanında her zaman işe yarayabilir.

Ancak iletişim ve propaganda alanında bu her zaman mümkün olmayabilir.

Zira iletişim çağında gerçeğin ortaya çıkma ve muhatabıyla buluşma hızı o kadar arttı ki bu strateji çoktan eskidi.

Benden söylemesi!

Loading...