Sözcü Plus Giriş
DENİZ ZEYREK

Sorunun yanıtı o fotoğrafta ve telefonun ucunda

12 Ekim 2020

Herkesin aklında şu soru var:

“Ülkede ekonomik, sosyal koşullar bu kadar kötüleşmişken iktidar partisi nasıl hala yüzde 30'larda 40'larda oy alır?”

Son derece mantıklı bir soru değil mi?

Zira “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçeceğiz, Türkiye uçacak” diye başlanan bir sürecin sonunda geldiğimiz noktada, uçmak bir yana, ayakta dahi durmakta zorlanıyoruz.

İşsizlik, hayat pahalılığı, döviz kurları, kamu ve özel sektör borçları almış başını gidiyor. Gayri Safi Milli Hasıla, üretim, Merkez Bankası rezervleri, ülkeye döviz girişi ise düşüyor. Büyüme rakamları vahim. Birçok rakamın resmi hali dahi, ekonomide 14 yıl geriye gittiğimizi gösteriyor.

★★★

Hal böyleyken ve 18 yılda başarılar kadar büyük başarısızlıkların tek sorumlusu da AK Partiyken, AK Parti'nin hala anketlerde birinci parti olarak çıkması, yeni başlatılan üyelik kampanyasında on binlerce insanı üye yapabilmesi normal mi?

Tabii ki değil.

Ancak, muhalefetin sahadaki çaresizliğine bakarsanız, seçmenin “Sorunu AK Parti yarattı ama yine AK Parti çözer” inancıyla bir çeşit “öğrenilmiş çaresizlik” yaşadığını fark edersiniz ve sonucun gayet normal olduğunu anlarsınız.

Muhalefet partilerinin hala iktidar partilerine oy vermeyi tercih eden seçmenin bu inancını yıkabilmek için projelerini anlatıp, “biz çözeriz” umudu aşılaması şart.

Medya aracılığıyla seslerini duyuramadıklarına göre tek seçenekleri var: “İnsan içine çıkmak, sokağa inmek.”

Ne yazık ki muhalefet partileri sokağa çıkıp vatandaşla temas etme konusunda da sınıfta kalıyor. Haksızlık etmek istemem. İYİ Parti lideri Meral Akşener ile Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu aktif şekilde sahada. Ali Babacan, yeni yeni salon toplantılarında görünmeye başladı. Ancak muhalefetin lokomotif partisi durumunda olan CHP için bunu söylemek zor. Nitekim ana muhalefet partisi siyaseti Genel Merkez'den idare etmeyi sürdürüyor.

★★★

İktidarın bütün bu olumsuzluklara rağmen hala birinci parti görünmesi anormal bir durum ama yerelde büyük ölçüde iktidara gelmiş, Türkiye'de iktidara yürüdüğünü iddia eden bir partinin üye sayısının ve oy oranlarının düşüyor olması da hiç normal değil. Ancak şu iki örneği okuyup karşılaştırırsanız, iktidar ve muhalefet açısından anormal görünen neden “normal” gibi karşımıza çıktığını göreceksiniz:

 

– SÖZCÜ'de dün bir haber vardı. İlk cümlesi şöyleydi: “AKP'nin İstanbul'da başlattığı yeni üye kazandırma kampanyasına Çekmeköy Belediye Başkanı Ahmet Poyraz da belediye binasından katıldı.”

Fotoğrafta da gördüğünüz üzere Başkan Poyraz, belediyenin önünde gelen vatandaşları ikna edip partiye üye yapıyor ve formları doldururken çekilen fotoğrafı sosyal medya hesabından yayınlıyordu. Muhalefet temsilcileri de başkana tepki gösteriyordu. Başkan Poyraz'ın seçildikten sonra Çekmeköy'deki herkesin başkanı haline geldiğini unutmayıp partiler üstü davranması gerekir. O nedenle tepkiler haklı. Ancak kendisinin aynı zamanda da AK Partili olduğunu unutmamak gerek.

– Peki partiye üye kazandırma konusunda Başkan Poyraz'ı eleştiren muhalefet ne yapıyor? Yanıtını CHP'de önemli görevlerde bulunmuş bir isimden dinleyelim: “Bizim başkanlar da teşkilatlar da sadece kendilerine çalışıyor. Bir arkadaşımdan rica ettim. Oturduk telefonun başına, arkadaşım, denemek için sırayla Ankara/Çankaya, İzmir/Konak ve İstanbul/Kadıköy ilçe teşkilatını arayıp “Partiye üye olmak istiyorum” dedi. Üç ilçede de kapı duvar. Bir tane “Buyurun bekliyoruz” diyen çıkmadı. Devamında AK Parti'nin çok güçlü olduğu bir ilçeyi aradı. Karşısındaki gereken belgeleri anlatıp sonraki gün için partiye davet etti. Telefondaki kadın, kapatmadan önce bir de not iletti: İlçe başkanımız, vaktiniz olursa bir beş dakika sizinle kahve içmek ister.”

Memleketin durumu üzerinden sorulması gereken doğru soru “iktidar hala nasıl bu kadar oy alıyor” değil, “muhalefet neden iktidar getirecek oyu alamıyor” olmalıdır. O sorunun yanıtı da yukarıdaki fotoğrafta ve CHP'li siyasetçinin anlattığı olaydadır.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more