Sözcü Plus Giriş
SAYGI ÖZTÜRK

Özdağ’ın FETÖ suçlaması böyle kolay olmasaydı

İYİ Parti Milletvekili Ümit Özdağ, aynı partinin İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu'nun Kazakistan-Türk İş Adamları Derneği (KATİAD) Başkan Yardımcılığı görevinde bulunduğunu, bu derneğin de FETÖ'cü olduğunu öne sürdü. Özdağ, bu açıklamaları yaparken, KATİAD'la ilgili kesinleşmiş yargı kararından, bu derneğin önceki dönem yöneticilerinden, hangi ünlü şirketlerin sahiplerinin de dernek üyesi olduğunu ortaya koyması yerinde olurdu.

Kazakistan'da iş adamlarının üyesi olduğu tek dernek bulunuyordu. Kazakistan Milli Güvenlik Komitesi tarafından da ilgili birimlere gönderilen 6 Eylül 2018 tarihli yazıda, KATİAD'ın “Faaliyeti yasaklanmış ya da aşırı örgütler listesi” içinde yer almadığı belirtildi.  O yüzden, Buğra Kavuncu'nun KATİAD Başkan Yardımcısı olduğunu gerekçe göstererek FETÖ üyesi olduğunu öne sürmesi ne kadar doğru olur?

HEPSİ ÜYE

KATİAD üyesi şirketlerin noter onaylı listesini incelediğimde aralarında Coca Cola, Efes, Migros, Türk Hava Yolları, Ülker gibi nice tanınmış firmanın bu derneğin üyesi olduğu anlaşılıyor. KATİAD üyesi bir çok şirket, aynı zamanda TÜSİAD'ın da üyesi.

KATİAD'ın 15 Temmuz darbe girişimi öncesi başkan yardımcılığı görevinde bulunan ve isminin açıklanmasını istemeyen yöneticisi  hakkında, Dışişleri Bakanlığı tarafından Adalet Bakanlığı'na gönderilen yazıda, bu kişinin FETÖ irtibatlı şirketlerle, derneğin de FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle iltisaklı olduğu belirtildi.

Bu iddia üzerine, başkan yardımcısı Türkiye'ye döndü. Şüphelinin avukatı Veysel Kırıcı, KATİAD'ın 25 yıldır Kazakistan'da Türk girişimciler için faaliyet gösteren bir dernek olduğunu, Kazakistan'daki bütün Türk girişimciler neredeyse tamamının bu derneğe üye olduğunu savunmasında belirtti. Dernek, yalnızca Ziraat Bankası ile çalışmış.

BAŞKAN KİM? 

İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu, KATİAD Başkan Yardımcılığı yaptığı için FETÖ'cü ilan edilirken, Fettah Tamince'nin KATİAD Başkanlığı hiç gündeme getirilmedi. Derneğin yönetim kurulu üyesine FETÖ suçlaması yapılıyor, ama derneğin başkanı Fettah Tamince yok sayılıyor.

Söz konusu derneğin içerisinde FETÖ ile bağlantılı isimler olabilir. Ancak bir kişi yalnızca KATİAD'a üye olduğu için FETÖ üyesi olarak değerlendirilemeyeceği kesinleşmiş yargı kararları ile sabittir. Aksi düşünce herhangi bir kurumda FETÖ üyesi çıkması halinde, diğer tüm kurum üyelerinin peşinen FETÖ üyesi ilan edilmesi sonucunu doğurur. Oysa hukukumuzda “Masumiyet karinesi” vardır. Suçluluğu sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz. Ümit Özdağ'ın, Buğra Kavuncu ile ilgili elinde somut kanıtlar olmadan onu FETÖ'cü diye ilan etmesi, FETÖ'ye ve İYİ Parti'yi dağıtmak isteyenlere yarar sağlar. Bu mücadelenin kişisel veya siyasi çıkarlara feda edilmesi durumunda en büyük zarar da ülkemize verilmiş olur.

SAVCILIK KARARI

KATİAD'da yönetim kurulu üyesi olan ismini yazmadığım kişi hakkında FETÖ'ye üye olduğu iddiasıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından yapılan soruşturma devam ederken, aynı suçlamayla pasaport iptaline karşı Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi'ne de dava açılmıştı. Mahkeme, pasaportunun iadesine hükmetti. Aynı kişiye savcılık soruşturması sonucu verilen ‘Kovuşturmaya yer olmadığı'na dair kararda şöyle denildi:

“Gaziantep İdare Mahkemesi'nin kararında, davacının da üyesi olduğu Kazakistan'daki KATİAD, ülkemizin Kazakistan ile ticari ilişkileri olan çok sayıda şirketin ve iş adamlarının da üyesi oldukları bu şirketin terör örgütleriyle ilişkili olduğuna dair söz konusu yazı dışında karar ve belge sunulamadığı, KATİAD'ın tüm üyeleri hakkında aynı şekilde işlem yapılmadığı, davacının FETÖ/PDY ile irtibatlı ya da iltisaklı olduğunun somut olarak ortaya konulmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline.”

Sonuçta, “Kovuşturmaya yer olmadığı” kararı veriliyor. Ümit Özdağ, İYİ Parti İl Başkanı'nı suçlarken, keşke bu belgelere de ulaşıp  inceleseydi, KATİAD Başkan Yardımcısı diye onu belki de FETÖ'cülükle suçlamazdı.

O DERNEK AÇIK

Kocaeli 3. Noterliği'nin 21 Eylül 2018 tarihli belgesine göre KATİAD'ın 226 üyesi bulunuyor. Yani, kapatılmamış, tüzel kişiliği devam ediyor. O derneğin üyeleri arasında FETÖ'cü olduğu öne sürülen bazı isimler var. Elimdeki noter onaylı belgeye göre KATİAD Başkanlığını bir dönem Fettah Tamince yapmış. Yönetimde Ataner Demirel, Fatih Uzunoğlu, Müjdat Güler, Ali Ağan, Mehmet Emin Akkafa, Abdurrahman Zeki Arifoğlu, Veysel Artukaslan, Sancak Demirci, Veli Hakan Demirçeken, Selçuk Tanrıverdi bulunmuş.

O dernek yöneticisi ya da üyelerinin hepsine FETÖ'cü denilemez. Bu büyük haksızlık olur. Bugün, KATİAD'ın eski gücü yok, yerini devletimizin de arkasında olduğu bilinen Türk-Kazak İşadamları Birliği (TÜKİB) aldı. Gerçek durum böyle. Keşke, Ümit Özdağ, o ağır suçlamalardan önce bazı belgelere ulaşıp inceleseydi…

Madde bağımlısının hikayesi

Ziraat Mühendisi S.Y., bir kamu kurumunda mühendis olarak görev yaparken yasak olan bir madde (Metamfetamin) alıp kullandı. S.Y. yakalandı, savcılık kararı ile denetimli serbestlik müdürlüğüne sevk edildi. Oranın vereceği kararlara uymakla yükümlü olacaktı.

İşte her şey bundan sonra başladı. Her madde bağımlısı bunu yıllarca kullanıyor olmayabilir. Bir ya da iki veya başladığının ilk devrelerinde yakalanmış olabilir. S.Y. “Şunu gözlemledim ki hem savcılık hem de denetimli serbestlik müdürlüğü personeli tarafından gördüğünüz muamele ünlü uyuşturucu kaçakçısı Pablo Escobar'a yapılan muamele gibi” diyor. S.Y.'nin yazdıkları hayli ilginç. İşte onlardan bir bölüm:

3. SINIF VATANDAŞ

“Siz bir kere 3. sınıf vatandaşısınız. Bir adam katilse sadece katildir ya da hırsız, tecavüzcü, gaspçı vs. bir suçtan ötürü damgalanmıştır. Ama madde kullanıcısı iseniz bir katil, hırsız, gaspçı, tecavüzcü, torbacı, kavgacı, yalancı vs. bilumum suçlar kategorisinin tümünü işleme potansiyelindeki birisisiniz demektir.

Söylediklerinizi dinlemeleri bir yana, davranışları, hitapları, muameleleri hatta bakışları bile kendinizi çok affedersiniz bir gaita parçası olarak görmenize sebep olur. Denetimli serbestlik müdürlüğü bir bağımlının ilk yakalanışında ceza almadan bu maddeden kurtulmasını amaçlayan bir kurumdur.

İdrar tahlillerine gönderilirsiniz ilk önce. Bağlı bulunduğunuz yerdeki hastanede eğer idrar tahlilleri sıkıntılı çıkarsa en yakın ildeki (Bu, Söke ilçesi için Manisa oluyor.) AMATEM'e (Alkol ve Uyuşturucu Madde Bağımlıları Tedavi ve Araştırma Merkezi'nin kısaltmasıdır) sevk edilirsiniz. İdrar verme seremonisi ayrı bir kepazeliktir. Kapatırlar bir tuvalete. Burada camekan bir bölümde birisi sizi ayan beyan izlerken yapmak durumundasınızdır idrarı.

SORMUYORLAR BİLE

Manisa AMATEM'de ise üstünüz aranır, su vs. sıvı madde olmayan bir odaya kapatılır, orda kendi halinizde yapar verirsiniz idrarı. Bu biraz daha insanca en azından. Çünkü birisi sizin en mahrem yerinize bakarken idrar yapmak, çok sıkışık olsanız bile zor bir süreçtir. Ayrıca ne münasebet canım. Al önlemini Manisa AMETEM gibi öyle yaptır. Bu şekilde ahlaksız muamele olabilir mi?

Benim Söke'deki 3 tahlilimin pis çıktığı söylendi ve Manisa AMATEM'e 6 kere, 15 gün arayla tahlile gitmem istendi. Ayrıca, neden pis çıktığını bana söylemiyorlar. İdrarımda ne tür bir madde çıktığını bilmeden gittim Manisa'ya. Bu arada Söke Devlet Hastanesi'ne idrar tahlilinden önce gittiğiniz psikiyatr asla sizinle görüşmüyor, sizin bu maddeden kurtulmak isteyip istememeniz, ya da istiyorsanız nasıl bir yol izlemeniz gerektiği ve ne tür ilaç yardımı almanız lazım geliyor tek bir cümle dahi edilmeden sadece tahlile gönderiliyorsunuz.

İTİRAZ HAKKI YOK

Ne kadar acı bir tablo. Neyse, Manisa'ya 6 kez 15 gün aralıklarla gittim ve en son tahlil sonuçları geldi diye beni denetimli serbestlik müdürlüğüne çağırdılar ve tahlillerimde yeşil reçeteli bazı ilaçlarda olan etken madde çıktığından dosyamın kapatılarak savcılığa, oradan da mahkemeye sevk edilerek ceza alacağım söylendi. İtiraz hakkın yok. Sadece mahkemeye itiraz edebilirmişim.

Çıktım mahkemeye. Dedim ki, ‘Uyuşturucu maddeyi bırakayım' diye beni sevk ettiğiniz Manisa AMETEM doktorları tarafından yazılan yeşil reçeteli ilaçların etken maddesi. Yani bu ‘Metamfetamin' adlı bağımlısı olduğum madde değil idrarımda çıkan. Bunu bırakabileyim diye doktorun yazdığı ilacın etken maddesi.' Ama kime dinleteceksin. Başta söyledim ya ‘sen 3. sınıf bir vatandaşsın' ve aynı zamanda potansiyel yalancısın. Hakime hanım 2 sene ceza verilmesine hükmetti. Üst mahkemeye başvurdum ve çok şükür orada mantıklı düşünen ve senin ne dediğini dinleyen birileri varmış ki beni haklı buldular ve idrar tahlillerimin pis sayılamayacağı, denetimli serbestlik hükümlerinin de kaldığı yerden devam etmesi gerektiğine, verilen cezanın iptaline karar verdi. Diğer türlü memuriyetten de oluyordum. Neyse tekrar çağırdılar denetimli serbestlik müdürlüğüne.

ÇUKURDAN ÇIKAMAZ

Ne deseler beğenirsiniz? Sanki üst mahkeme kararını okumamış gibi tekrar idrar tahlilleri aşaması için Söke Devlet Hastanesi'ne… Şaka gibi. Bakın, bu şekilde yemin ederek söylüyorum hiçbir madde bağımlısı içinde bulunduğu çukurdan çıkamaz.

Bu, denetimli serbestlik müdürlüğü çalışma şekil ve esasları ile bu iş olmaz. Bir kere kesinlikle bu hükümlerin ne ve nasıl olması gerektiğini bağımlılıkla mücadele ederek kurtulmuş birilerinin öneri ve tavsiyeleri ile yürütmek gereklidir. Söyleyecek o kadar çok şey var ki içimde biriken ama dedim ya ‘Ben potansiyel bir suçlu ve yalancıyım.' Kim beni dinlesin ki? Ama unutmayın, düşmez kalkmaz bir Allah. Allah kimseyi bu illete bulaştırmasın.”

Madde bağımlısı kamu görevlisinin önerileri, sözleri yabana atılmadan değerlendirilmeli. Bu illetten kurtulmak isteyenlere zorluk değil, destek gerekiyor.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more